Büyüme mucizesinin altındaki bazı gerçekler

İbrahim Kahveci

Türkiye’de bir veriye ulaşmak, uzun süreli veri karşılaştırması yapmak nerede ise imkansız. Bakın örnek vereyim: Son açıklanan veride 2010 yılı çalışan sayısı 21 milyon 858 bin olduğu söyleniyor. Ama daha önceki veride 2010 yılında ülkemizde çalışan sayısı 25 milyon 641 bin kişiymiş. Yıl, aynı yıl...Çalışan sayısı birinde 21,8 milyon görülüyor, diğerinde 25,6 milyon.

2015 yılı GSYH’sı da önce 1.953 milyar lira açıklandı. Sonra hesap revizyonu ile 2.338 milyar liraya artırıldı.

Her nedense TÜİK’in uzun süreli veri yayınlama ve eşleştirme gibi bir çalışmasını göremiyoruz. Gerçi Kalkınma Bakanlığı internet sitesinde bazı verileri birleştirerek, uzun süreli sonuçları karşılaştırma imkanı veriyordu. Her ne olduysa o Bakanlığın sitesi de verileri yenilemez oldu.

ARJANTİN ÖRNEĞİ

Kalkınma Bakanlığı sitesinde yer alan “Uluslararası Ekonomik Göstergeler” tablosuna göre 1970 yılında Arjantin’in GSYH’sı 21,1 milyar dolarmış. Aynı tarihte Türkiye’nin milli geliri de 18,07 milyar dolar ediyormuş.

1980 yılında Arjantin 152,5 milyar dolara, Türkiye 69,8 milyar dolara ulaşıyor. Türkiye 3,9 kat büyürken Arjantin 7,2 kat büyüyor. 1980-1990 arası Türkiye’nin ekonomisi dolar bazında %118 büyüme göstererek 152,3 milyar dolara ulaşırken, Arjantin 10 yıl boyunca %-8,7 küçülme yaşıyor.

2005 yılında Arjantin 220,9 milyar, Türkiye ise 481,5 milyar dolara ulaşıyor. 1970 yılında yüzde 15 daha küçük olduğumuz Arjantin’den 2005 yılında 2 kattan daha büyük hale geliyoruz.

Ya şimdi?

Bakanlığın sitesinde son veri 2013 yılına ait: Arjantin 610,3 milyar, Türkiye ise 822,8 milyar dolar büyüklüğe çıkıyor.

2005-2013 arasında Arjantin 1,8 kat büyüme gösteriyor. Ama biz 0,7 kat büyümede kalıyoruz.

Türkiye, eğer 2016 yılında GSYH hesaplama yöntemini değiştirip kağıt üzerinde artırmasaydı artık Dünyanın ilk 20 büyük ekonomisi arasında yer alamayacaktı.

1970 yılında Arjantin 23,8 milyon,Türkiye ise 35,3 milyon nüfusa sahipmiş. 2014 yılında Arjantin 42,0 milyon kişiye ulaşırken, Türkiye 77,3 milyon kişiye çıkıyor.

Bugün Arjantin Türkiye’den daha az milli gelire sahip görülse de kişi başına gelir de 14 bin 708 dolarla yüzde 40 oranında bizden daha zengin.

ŞİMDİ ASIL KONUYA GELELİM

Meydanlarda bağırıp çağırıyoruz: “Avrupa’dan Amerika’dan daha hızlı büyüyoruz. Dünya büyüme rekoru bizde....” diyoruz.

Ama bir vatandaş geçinemiyorum diye kendini yakıyor.

Sahi biz ne yapıyoruz? Gerçekten zenginleşiyor muyuz? Gerçekten gelirimiz artıyor mu?

Türkiye orta yaş yığılma çağında bir ülkedir. Nüfusumuzun nerede ise çalışma çağındaki, oranı yüzde 70’lere dayandı. Bu çok önemli bir atılım fırsatıdır. Herkes çalışma çağında ve çalışmak istiyor. İşte bu dönemler bizim gibi ülkelerin patlama yaptığı dönemlerdir. Büyük ekonomik sıçramalar yapılıyor bu dönemlerde. Peki, biz ne yaptık? 2005-Eylül 2017 arasında işgücümüz yüzde 48,5 artışla 21 milyon 691 bin kişiden 32 milyon 215 bin kişiye çıktı. İşgücü artmayan ülkelere göre biz yüzde 48,5 daha çok büyümemiz gerekiyor ki, reel olarak eşit kalalım. Şimdi olaya daha yakın bakalım.

1998 yılı GSYH hesaplama yöntemine göre ve 2014 sonrası iş gücü istatistiklerine uyarlayarak tabloya bakalım:

Türkiye 2005-2015 arasında yüzde 45,05 reel büyüme sağlıyor. Ama çalışan sayısı aynı dönemde 19.633 binden 26.621 bine çıkıyor. Yani, biz milli gelirimizi ne kadar emek yoğun gerçekleştirdik? Emek başına gelirimiz ne oldu?

2010 yılına bakın: %9,16 büyüme rekoruna rağmen çalışan başına gelir sadece %2,95 artıyor. 2011 yılında da %8,77 reel büyümeye rağmen çalışan başına gelir sadece %2,19 artabiliyor.

Kısaca 2005-2015 arasında yüzde 45,05 reel büyümeye rağmen, çalışan başına gelirimizi ancak yüzde 6,98 artırabilmişiz.

Kısaca kimse ekonomimiz 3 katına çıktı, Türkiye uçtu ve gelirimiz patladı falan havasına bakmasın. Çalışan başına reel gelirimiz 2005-2015 arası sadece ve sadece yüzde 6,98 reel artmıştır.

Gelin olayı son milli gelir hesabı ile yeniden yapalım. Tablo burada:

Yeni GSYH hesabına göre 2005-2017 arasında reel milli gelirimiz yüzde 79,68 oranında artış yaşıyor. Ama çalışan başına gelirimiz sadece yüzde 25,57 artıyor.

İşgücü piyasasının yüzde 48,5 arttığı, çalışan sayısının ise yüzde 43,09 arttığı bir dönemde aslında yüzde 25,57 reel gelir artışı az sayılmamalı. Ama yinede topluma sunulan yüzde 300 ekonomik büyüme hayalleri yanında gerçek oran çok düşük kalıyor.

Türkiye 2005 yılında GSYH’nın yüzde 25,1’ini emeğe ücret olarak ödüyordu. Emeğe ödenen ücret oranı 2016 yılında %32,2’ye çıktı. Sizce emek yoğun büyüme modeli ile nasıl kalkınıyoruz? AK Parti iktidarı döneminde 600 milyar dolara yaklaşan dış açık ve emek yoğun büyüme modeli size ne ifade ediyor?

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (30)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.