16 Nisan öncesi sonrası

Mevlana İdris

Dış politik etrafımız epeydir gümbür gümbür hareketliydi.

Şimdi bu hareketlilik daha da arttı ve buna referandum meydanlarına inen liderlerin gümbürtüsü de eklendi.

Öyle görünüyor ki 16 Nisan sonrasında, sonuç ister evet, isterse hayır şeklinde tecellî etsin, içeride ve dışarıda yeni gelişmeler olacak.

Cumhurbaşkanımızın iki gün önceki konuşmasında Avrupa’daki son tatsızlıkları kastederek “16 Nisan sonrası bunların hepsini masaya oturup konuşacağız” yolundaki kararlılık ve resti yeni gelişmelerin habercisi gibi.

Avrupa’nın rasyonaliteyi bir kenara bırakarak geliştirdiği yeni tür düşmanlık (çok da yeni değil tabii ki) Devletimizin ufkunda bazı stratejik karar alma mekanizmalarını değişik yönlere doğru tetiklemiş midir, doğrusu pek bilemiyorum.

Mesela şimdi kimilerine ‘bu da nereden çıktı?’ dedirtecek şöyle bir soru geldi bendenizin aklına: NATO ile ilişkilerimiz 16 Nisan sonrasında ne olacak?

‘Müttefikimiz’ olduğunu iddia eden ve aynı savunma şemsiyesi altında bulunduğumuz bir yapının üyeleri bizim terörist olarak nitelediğimiz kişi veya kurumları koruyorsa, aynı şemsiye altında durmanın bir anlamı kalmış mıdır?

Şemsiyenin altındaki bazı üyeler, birdenbire bazan bu şemsiyeyi, bazan da bu şemsiyenin altında duran diğer üyeyi bıçaklamaya başlamıyor mu sizce de?

Doğumundan kısa bir süre sonra kendisini Balkan/Avrupa ekseninde konumlayan bir Devletin mirascısı ve bakiyesi olan Türkiye’nin, 16 Nisan sonrasında Avrupa ile ilişkilerinin hangi düzey ve yönde seyredeceğini tahmin etmek için kâhin olmaya gerek var mı?

NATO’ya girerken ve şimdi, Türkiye’nin ve karşı tarafın (tarafların) niyet ve nitelik/niceliklerinde ne türden değişimler oldu, herhalde bunların bir karşılaştırma ve muhasebesi yapılıyordur.

16 Nisan dönemecinde bu muhasebenin bir defa daha yapılacağı açık.

Açık olmayansa, her zamanki gibi, Türkiye düşmanlığının alacağı yeni biçimler ve bunların görüntüleri.

Neyse, itidal üzre devam.

Yeni bir Türkiye kurulur ve dünya oradaki yerini alır.

İzlenim

İzlenimi sabırla gerçekleştirip bir fotoğrafla belgeleyen ben değilim, bir dost: Aydın Ünlü.

Aydın Bey yıllardır elinde fotoğraf makinesiyle İstanbul’un sokaklarını arşınlayarak hatırı sayılır bir fotoğraf koleksiyonuna sahip oldu. Sokak isimlerinden çeşmelere, asırlık ağaçlardan köpeklere kadar sokaktaki bir çok temelin ve ayrıntının fotoğrafını çekti, çekiyor. Bu sütunlarda bundan sonra da kendisinin bazı fotoğraflarını yayınlamayı düşünüyoruz.

Şimdi sizi Süleymaniye’nin haziresindeki ‘Şâhide’deki bir yavaş şâhid olan salyangozla başbaşa bırakıyorum. Seyr ola.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.