Facebook’un hatırlattıkları

Şenol Kaluç

Sosyal medyanın kullanıcıları üzerindeki olumlu etkisi kadar olumsuz etkisinin –hatta daha fazla- olduğu kaçınılmaz bir gerçek. Sınırları doğru çizilmediğinde psikolojik olarak insanları yıkıma kadar götürebiliyor.

Pek çok insan kanlı, canlı dostları, arkadaşları ve aileleri ile sohbet etmek, iletişim kurmak yerine Facebook, Twitter, İnstagram vb. sosyal ağlar içinde kaybolup gidebiliyor.

Yazılan bir notun, çekilen bir resmin, paylaşılan bir özdeyişin, yapılan bir değerlendirmenin ne kadar beğenilip, paylaşıldığı ve yorumlandığı üzerinden sahte bir mutluluk devşirme alanı.

Ve daha kötüsü yakından tanıdığımız pek çok insanın bu alanlarda şizofrenik bir kimlik taşımaları.

Gündelik hayatlarında karınca incitmez tipler sosyal medyanın cazibesine kapılıp klavye silahşorlarına dönüşüp sağı solu dağıtabildikleri gibi hayatına sevginin doğru düzgün uğramadığı kibir kalesi tiplerin de börtü böcek sever olup, empati krallarına dönüşebildikleri bir mecra.

Hepimizin içinde açığa çıkmayı bekleyen bir “Dr. Jekyyl ve Ms. Hyde” hikayesi var.

Bizim gibi televizyon çağında doğanların hayallerinin bile çok ötesinde bir durum.

***

Sosyal medya derken, Facebook’un bir özelliği beni buralara kadar getirdi.

Facebook, kullanıcılarına zaman zaman geçmişte yaptıkları paylaşımları hatırlatıyor. Bu hatırlatmaların bir kısmı sizi gülümsetse de bazıları geçmişinizden ansızın çıkıp gelen ziyaretçiler gibi hiç de öyle olmayabiliyor.

Bu hatırlatmalar bazen insanı bir iç hesaplaşmaya ya da olan bitenleri yeniden değerlendirmeye itebiliyor.

Kim bilir belki de Facebook, amacı öyle olmasa da farkında olmadan bizi kendimizle ve geçmişimizle yüzleştiriyor. Dün nerede durduğumuz ve bugün hangi noktaya geldiğimiz…

Bu nedenle hepimiz arada bir geçmişimize dönüp bir çeşit iç muhasebe yapabilsek pek çok hatalarımızı tekrarlamamak, eksikliklerimiz düzeltmek için hepimize bir şans doğabilir.

***

Birkaç gün önce Facebook bana da geçmişteki bir paylaşımımı hatırlattı. Paylaşımım bana kaybettiğimiz bazı değerleri hatırlatıp, bunlar üzerinde düşünürken sonunun nereye gideceğini bilemediğim bu yazıya başlattı.

Yedi yıl önce aşağıdaki kıssayı paylaşmışım:

“İmam Cafer Buyruğunda şöyle yazar:
“Hz. İmam Zeynel Abidin’i melun Yezit zindana koyunca ağladı. Muhipleri dediler ki: “Ya İmam niçin ağlarsın”
Hazreti İmam: “Dünyada bu hali kesbettik. Dünyada böyle olunca acaba ahirette halimiz neye varır.” dedi.
Muhipleri dediler ki “Ya İmam, Muhammed Ali deden olunca sen niye korkarsın?”
İmam dedi ki: “Kabire varınca dedemi sual etmek hacet değil. Kimin oğlusun deseler Hz. İmam Hüseyin’in oğluyum desem ol bana yeterdi. Amma atamı, dedemi sual etmezler. Ancak amelden sual ederler. Ne bahtlı şol kula ki defterinde yanlış bulunmaya. Vay şol kula ki defterinde yanlış buluna.”

Bu kıssa nedense bana Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir konuşmasını hatırlattı:

“Aklıma rahmetli babama sorduğum bir soru geldi. Bir gün babama sordum; ’Biz Laz mıyız, Türk müyüz?’ dedim. Babam dedi ki, ’Oğlum büyük dedem Mollaymış, ona sordum ’Dede biz Laz mıyız, Türk müyüz?’ Büyük dedem de babama şu cevabı vermiş: ’Torunum, yarın öleceğuk, Allah bize Men Rabbüke, Ve men nebiyyüke, Ve ma dinüke sorularını soracak. Ve ma kavmüke diye bir soru sormayacak. Sana sordukları zaman, ’Elhamdülillah Müslümanım’ de geç’ demiş.”

Elhamdülillah çok şükür.

Ancak yapılacak o kadar çok işimiz var ki. İnancımızda şüphe yok ancak bugün fakirlik, kan ve gözyaşı hakimse coğrafyalarımıza dış mihrakları geçip kendimizi de teraziye koymamız gerekiyor.

Ne demişti Bilge Kral Aliya Izzetbegoviç: “Hakiki vatansever, vatanını diğerlerine üstün tutan değil, vatanının söz konusu övgüye mazhar olmasını sağlayacak şekilde hareket edendir. Bu kişi, övgü ve ihtişamdan ziyade vatanının değer ve saygınlığına riayet eder.

Sanırım bu işe şu sözünün gereğini yaparak başlamak lazım:

Ben olsam Müslüman Doğu’daki tüm mekteplere “eleştirel düşünme” dersleri koyardım.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.