ABD ile İran arasında savaşı sona erdirmeye yönelik anlaşmanın, Tahran’a erken ve kritik bir ekonomik kazanım sağlayacağı öne sürüldü. Wall Street Journal’ın konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre Trump yönetimi, anlaşma kapsamında İran’ın petrol ve yakıt satışına derhal başlamasına izin verecek.
Söz konusu düzenleme, Tahran’a çatışmayı sonlandırma ve müzakereleri sürdürme karşılığında sağlanacak ilk büyük mali teşviklerden biri olarak değerlendiriliyor.
PETROL SATIŞINA YAPTIRIM MUAFİYETİ
Habere göre anlaşmadaki petrol satışlarına yönelik yaptırım muafiyetleri, bu hafta imzalanması beklenen metnin yürürlüğe girmesiyle birlikte hemen devreye alınacak.
Muafiyetler yalnızca petrol ve yakıt satışını değil, bu satışların yapılabilmesi için gerekli bankacılık, taşımacılık ve sigorta hizmetlerini de kapsayacak.
Bu adım, İran’ın uluslararası piyasalara yeniden daha görünür şekilde petrol satabilmesinin önünü açacak.
İRAN TANKERLERİ ABLUKAYI GEÇTİ
Haberde, İran petrol sevkiyatına ilişkin ilk işaretlerin de ortaya çıktığı belirtildi. United Against Nuclear Iran adlı kuruluş, İran ham petrolü taşıyan Diona adlı süper tankerin Çabahar Limanı’ndan ayrıldığını, ABD ablukasını geçerek Umman Körfezi’ne doğru seyrettiğini bildirdi.
Kuruluşa ve gemi takip verilerine göre kısa süre sonra Hero II adlı ikinci bir süper tanker de ablukayı geçti.
Bu geçişlerin, ABD’nin nisan ayında başlattığı ablukadan bu yana ilk örnekler olduğu ifade edildi.
RAHATLAMA İRAN’IN PERFORMANSINA BAĞLANACAK
Üst düzey bir ABD’li yetkili, İran’a petrol satışları için ilk aşamada yaptırım rahatlaması sağlanacağını doğruladı. Ancak yetkiliye göre kalıcı yaptırım hafifletmeleri, İran’ın Hürmüz Boğazı’nın açılması, nükleer programın sınırlandırılması ve diğer Amerikan taleplerine uyum göstermesine bağlı olacak.
Tahran’ın dondurulmuş milyarlarca dolarlık varlıklara hemen erişemeyeceği de vurgulandı.
HÜRMÜZ BOĞAZI VE NÜKLEER MÜZAKERELER
ABD yönetiminin açıkladığı mutabakat zaptına göre anlaşma, çatışmalara uzun süreli ara verilmesini, ABD ve İran ablukalarının kaldırılmasını ve İran’ın nükleer programına ilişkin kapsamlı müzakerelerin başlamasını öngörüyor.
Washington ve Tahran’ın mutabakatı pazar günü elektronik ortamda imzaladığı, bu hafta ise nihai hale getirmeyi planladığı belirtildi.
Anlaşmanın en kritik başlıklarından biri Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması. Beyaz Saray’ın, petrol satışına izin vererek İran’ı boğazı açmaya ikna etmeyi hedeflediği değerlendiriliyor.
ABD VE İSRAİL’DE TEPKİ VAR
İran’a erken ekonomik rahatlama sağlanması, ABD ve İsrail’de bazı siyasetçilerin tepkisini çekti. Eleştiriler, Tahran’dan nükleer program ve bölgesel güvenlik başlıklarında kapsamlı tavizler alınmadan mali rahatlama sağlanmasının Washington’ın elindeki baskı araçlarını zayıflatacağı yönünde.
Washington Institute uzmanı Farzin Nadimi, petrol ihracatına izin verilmesinin ABD açısından önemli bir pazarlık kozundan vazgeçmek anlamına geldiğini söyledi. Ancak Nadimi’ye göre Beyaz Saray, İran’ı müzakerelerde tutmak ve Hürmüz Boğazı’nı açtırmak için bu tür teşviklerin gerekli olduğunu düşünüyor.
Nadimi, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını koruduğu sürece İran petrol ihracatına yönelik ablukayı yeniden devreye sokabileceğini de belirtti.
DAHA BÜYÜK MALİ PAKET MASADA
Anlaşma yalnızca petrol satışlarıyla sınırlı değil. Trump yönetimi yetkilileri, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarını yok etmesi ve nükleer programını sökmesi halinde çok daha kapsamlı mali rahatlamaların gündeme gelebileceğini belirtti.
ABD ve İran’ın, yaptırım hafifletmeleri, Tahran’ın yaklaşık 100 milyar dolar olduğu tahmin edilen dondurulmuş varlıklarının bir bölümüne erişimi ve savaş hasarlarının onarımı için 300 milyar dolarlık yeniden inşa fonunu görüştüğü ifade edildi.
Üst düzey bir ABD’li yetkili, Washington’ın İran ekonomisinin açılması ve yaptırım rahatlaması konusunda “son derece cömert” davranmaya hazır olduğunu, ancak bunun gerçek performansa bağlı olacağını söyledi.
TRUMP: ABD FONA KATKI YAPMAYACAK
300 milyar dolarlık fon başlığı, Trump açısından siyasi olarak en hassas konulardan biri. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada ABD’nin bu fona katkı sağlamayacağını duyurdu.
ABD Başkanı, geçmişte Barack Obama dönemindeki 2015 nükleer anlaşmasını sert biçimde eleştirmiş, İran’a nakit gönderildiğini savunmuştu. Bu nedenle Trump yönetimi, İran’a sağlanacak mali imkanların doğrudan Amerikan bütçesinden karşılanmayacağını özellikle vurguluyor.
PETROL SATIŞI DAHA KABUL EDİLEBİLİR FORMÜL
Haberde görüşlerine yer verilen İsrail eski istihbarat yetkililerinden Sima Shine, petrol satışına izin verilmesinin Washington açısından daha kabul edilebilir bir mali rahatlama yöntemi olduğunu söyledi.
Shine’a göre bu formül, İran’a somut bir ekonomik teşvik sağlarken aynı zamanda küresel enerji fiyatlarının düşmesine yardımcı olabilir.
Shine, ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukayı kaldırmasının ardından Tahran’ın zaten geniş çaplı petrol kaçakçılığı faaliyetlerine geri dönebileceğini belirterek, “Bunu yasal hale getirmek ve bundan fayda sağlamak daha iyi” değerlendirmesinde bulundu.
DONDURULMUŞ VARLIKLAR DA GÜNDEMDE
Mutabakat kapsamında ABD’nin İran’a, Merkez Bankası tarafından belirlenecek bazı ödemeler için dondurulmuş varlıklarının bir bölümüne erişim sağlamaya hazır olduğu da belirtiliyor.
İran’ın ABD yaptırımları nedeniyle erişemediği varlıkların toplamının yaklaşık 100 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.
Bu varlıkların büyük bölümü geçmiş petrol satışlarından elde edilen gelirlerden oluşuyor ve özellikle Çin’de tutuluyor. Ayrıca Katar’da yaklaşık 6 milyar dolar, Umman’da 1 milyar dolar ve Irak bankalarında enerji satışlarından kaynaklanan yaklaşık 15 milyar dolarlık İran varlığı bulunduğu belirtiliyor.
İran’ın ilk aşamada 12 milyar dolar, 60 günlük müzakere sürecinde ise 24 milyar dolar talep ettiği aktarıldı.
İRAN İÇİN ERKEN EKONOMİK NEFES
Trump-İran anlaşmasının petrol satışına hemen izin veren maddesi, Tahran açısından savaş sonrası dönemde en somut kazanımlardan biri olarak görülüyor.
Washington, yaptırımları yeniden uygulama hakkını saklı tuttuğunu ve büyük mali rahatlamaların İran’ın nükleer başlıkta atacağı adımlara bağlı olduğunu vurguluyor.
Ancak anlaşmanın imzalanmasıyla birlikte petrol satışlarının başlaması, İran’a hem kısa vadeli gelir sağlayacak hem de uluslararası enerji piyasalarına dönüş için önemli bir kapı aralayacak.
