Amerika ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırısının dördüncü gününde tansiyon zirveye çıktı. Kongre onayı olmadan savaş başlatan Trump, nihayet Kongreye “savaş yetkileri” bildirimi gönderdi. İran’da rejim değişikliği hedefiyle yola çıkmışken, şimdi “Bu bir rejim değişikliği savaşı değil” diyerek çark etti. Amerikan medyasının ‘ne yapacağını bilemez durumda’ dediği Trump, Avrupalı müttefiklerinin yanı sıra Iraklı Kürt liderler Talabani ve Barzani ile görüşerek yardım istedi.
11 ÜLKE 300 MİLYON ATEŞ ÇEMBERİNDE
ran’a yönelik saldırı ABD üslerinin bulunduğu Körfez ülkelerinde büyük kriz yarattı. Yaklaşık 300 milyon kişinin yaşadığı 11 ülkeyi doğrudan etkileyen savaş bölgeyi yangın yerine çevirdi. İran’ın vurduğu BAE, Bahreyn, Kuveyt, Katar ve Suudi Arabistan saldırıları egemenliklerine müdahale olarak değerlendirdi. Katar, İran’a ait iki savaş uçağını düşürdüklerini açıklayarak çatışmaya fiilen girmiş oldu. ABD’den Körfez’deki vatandaşlarına ‘bölgeyi terk edin’ çağrısı geldi.
BORU HATLARININ TAMAMINI VURACAĞIZ
Körfez’de ticari gemi trafiğini sekteye uğratmaya yönelik hamleler yapan İran’dan bölgedeki tüm boru hatlarını vurma tehdidi geldi. Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Danışmanı Tuğgeneral İbrahim Cebbari, boru hatlarını vurmanın yanı sıra Hürmüz Boğazı’nı geçmeye çalışan her gemiyi “ateşe vereceklerini” duyurdu.
YENİ DİNİ LİDERİN SEÇİLECEĞİ TOPLANTIYI İSRAİL BOMBALADI
36 yıl sonra yeni dini lideri seçmek üzere ilk kez acil olarak toplanan 88 üyeli İran Uzmanlar Meclisi, İsrail savaş uçaklarının hedefi oldu. Kum kentindeki bina yerle bir edildi. İran Devlet Televizyonu, gelen istihbarat üzerine binanın tahliye edildiğini ve can kaybı olmadığını öne sürdü. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan da Tahran’da karar alma yetkilerinin eyalet valilerine devredildiğini açıkladı.
AMERİKA ÇOCUKLARI ÖLDÜRDÜ İRAN ABD ASKERLERİNİ
ABD İsrail’in vurduğu İran’daki ilkokulda hayatını kaybeden 165 kız çocuğu için on binlerin katıldığı cenaze töreni düzenlendi. Masum çocukların mezar fotoğrafını paylaşan Bakan Arakçi, “Trump’ın vaat ettiği ‘özgürlük’ bu mu?” diye sordu. Amerika’nın Kuveyt’teki operasyon merkezini nokta atışı saldırı ile vuran İran ise 6 ABD askerini öldürdü. Şok saldırı sonrası Trump, intikam yemini etti. İran’ın Dubai’de de ABD üssünü vurarak 40 askeri öldürdüğü öne sürüldü.

TAHRAN AĞIR HASAR ALINCA PEZEŞKİYAN VALİLERE YETKİ VERDİ
İRAN DİRENDİ HESAP ŞAŞTI
İsrail, Lübnan’ı işgale başlarken, Tahran’ın tümünü bombaladı. Kum’da yeni lideri seçmek için toplanan kurul da vuruldu. Merkezi yönetim valilere yetki verdi. İran ise Riyad’daki ABD elçiliğine hasar verdi. ABD tüm elçiliklere ‘Körfez’i terk edin’ çağrısı yaptı. Bölgede füzeler tükenince Pentagon bölgeye kuvvet takviyesi gönderdi.
srail ve ABD’nin İran’a karşı başlattığı savaşta dört gün geride kalırken saldırılar iyice tırmandı. Dün Tahran’da cumhurbaşkanlığı külliyesi dahil çok sayıda noktayı bombalayan İsrail saldırganlığı, Lübnan’ı da karadan işgal edecek boyuta ulaştı. İsrail ordusu, Tahran’da Başkanlık Ofisi ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’ne “çok sayıda mühimmat” atıldığını belirtti. İsrail’in, İran’ın Kum kentinde yeni dini lideri seçmek üzere acil toplanan 88 üyeli Uzmanlar Meclisi binasını bombaladığı da iddia edildi. Bina ağır hasar aldı. İran tarafı saldırının rejimin en üst karar organını hedef aldığını bildirdi. Aynı gün İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, savaş koşulları nedeniyle karar alma yetkilerinin eyalet valilerine devredildiğini açıkladı. Bu adım, başkent Tahran’daki merkezi yönetimin ağır bombardıman altında zayıfladığı ve ülkenin acil durum planını devreye soktuğu şeklinde yorumlanıyor. İran Kızılay’ı, ABD-İsrail saldırılarının başlamasından bu yana ölenlerin sayısının 787’ye ulaştığını açıkladı. İran’ın Kirman kentindeki hava üssüne füze saldırısında 13 asker öldü. İsrail ordusu, son dönemde Hizbullah ile artan gerilimi bahane göstererek Lübnan’ın güneyinde kara işgalini genişletme kararı aldığını duyurdu. İsrail bir liste yayınlayarak, Lübnan’da 80’den fazla kasaba ve köyün tahliyesini istedi. Buna karşılık İran ile eş zamanlı olarak Lübnan’daki Hizbullah, İsrail’in kuzeyine roket saldırıları düzenledi. İsrail’in Kanal 12 televizyonunun haberinde, Lübnan’dan en az 10 roketin fırlatıldığı ileri sürüldü. İsrail’in kuzeyi ve merkez bölgesi ile işgal altındaki Filistin topraklarında alarmlar devreye girdi, yine işgal altındaki Doğu Kudüs semalarından güçlü patlama sesleri duyuldu.
KÖRFEZ’DE BÜYÜK TAHLİYE
İran’ın Körfez’e yönelik saldırıları ise hem bölge ülkelerinde hem de ABD’de büyük sarsıntı yarattı. Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki ABD Büyükelçiliğine 2 insansız hava aracıyla (İHA) hasar vermesi Washington’u alarma geçirdi. ABD, acil durum dışındaki devlet personeline Katar, Ürdün, Irak, Bahreyn ve Kuveyt’ten ayrılma talimatı verdi. Kuveyt’teki büyükelçiliğini “bölgesel gerilimler nedeniyle” geçici olarak kapattı. Doha Büyükelçiliğinin de tedbir amaçlı rutin konsolosluk hizmetlerini askıya aldığı kaydedildi. ABD ordusunun İran’a yönelik saldırılarındaki askeri kayıplarının tamamının Kuveyt’te gerçekleştiği bildirildi. Kaynaklar, 6 Amerikan askerinin tamamının, İran’ın misilleme saldırısı sonucu Kuveyt’te öldüğünü belirtti. Bahreyn’deki ABD hava üssünün ana komuta binası da 20 insansız hava aracı (İHA) ve 3 füzeyle hedef alındı. Kuveyt, İran’ın misilleme saldırılarının başından bu yana 27 ordu personelinin yaralandığını duyurdu. İran’ın Körfez’e düzenlediği saldırıların yoğunlaşması mühimmat sıkıntısı iddialarını gündeme getirdi. Katar’ın Patriot stoklarının sadece 4 gün yeteceği ortaya çıkarken; Bloomberg’e konuşan kaynaklara göre BAE ve Katar, enerji hatlarını vuran savaşı durdurmak için Trump’ı “çıkış yoluna” ikna etmeye çalışıyor. Katar’ın sahip olduğu QatarEnergy ise, polimer, metanol, alüminyum ve benzeri ürünlerin üretimini durduracağını açıkladı. Katar ve BAE’den sosyal medyada saldırılarla ilgili “görüntü paylaşmama” uyarısı yapıldı. BAE’nin Fucayra Limanı ve petrol sanayi bölgesinde İHA saldırısı nedeniyle yangın çıktı. BAE ve Katar, İran saldırılarında ülkede mahsur kalanların otel ve yemek masraflarını karşılama kararı aldı. Fransa’nın ise, Orta Doğu’daki yaklaşık 25 bin vatandaşı için tahliye uçuşlarına hazırlandığı duyuruldu.
ABD EK KUVVET GÖNDERDİ
Trump yönetimi, İran’a yönelik askeri operasyonların haftalarca sürebileceği uyarısında bulunurken, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, “En sert darbeler henüz gelmedi. Bir sonraki aşama İran için daha yıkıcı olacak” dedi. Rubio, ABD’nin İran’ın balistik füze kapasitesini yok etme dahil hedeflerine ulaşana kadar saldırıları sürdüreceğini ifade etti. Genelkurmay Başkanı Dan Caine, Orta Doğu’ya ek asker ve savaş uçağı gönderildiğini açıkladı. “Bu daha başlangıç. Önümüzdeki günlerde gelecek takviyelerle toplam muharip kapasite açısından hedeflediğimiz noktaya ulaşacağız,” dedi.
KÖŞEYE SIKIŞINCA KONGRE'YE BAŞVURDU
'SAVAŞ YETKİSİ' İSTİYORUM
Çatışmaların yayılması, enerji fiyatlarındaki sert yükseliş ve Orta Doğu’da artan can kayıpları, Trump yönetiminin henüz ‘başlangıç aşamasında’ olduğunu ima ettiği savaşa dair huzursuzluğu körüklüyor. Trump’ın, İran’a yönelik saldırılarla ilgili Kongreye “savaş yetkileri” bildirimi göndererek, gerekmesi halinde ilave adımların mümkün olduğunu belirtmesi dikkat çekt. FOX News’ün ulaştığı mektuba göre, Trump, Cumhuriyetçi Senatör Chuck Grassley’e gönderdiği bildirimde, saldırılarda ABD kara unsurlarının kullanılmadığını ve operasyonun sivil kayıpları en aza indirecek şekilde planlandığını savundu. Trump, mektubunda, talimatı üzerine ABD güçlerinin İran’daki çok sayıda hedefe hassas saldırılar düzenlediğini, gerekmesi halinde ilave adımlar atmaya hazır olunduğunu ifade etti. ABD’nin “hızlı ve kalıcı” barıştan yana olduğunu kaydeden Trump, buna karşın mevcut koşullarda askeri faaliyetlerin süresi ve kapsamının öngörülemediğine işaret etti. Trump, pazartesi günü daha kapsamlı bir askeri müdahale olasılığını açık bırakarak, bölgeye asker gönderme ihtimalini dışlamadığını söylemişti.
‘KONUŞMAK İSTİYORLAR, ÇOK GEÇ’
Trump, yaptığı paylaşımda, “Hava savunmaları, Hava Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri ve liderlikleri yok oldu. Konuşmak istiyorlar. Ben de “Çok geç!” dedim.” ifadelerini kullandı.
İRAN'DA KATLEDİLEN 169 KIZ ÇOCUĞU YAN YANA GÖMÜLDÜ
'TRUMP'IN VADETTİĞİ KURTULUŞ BÖYLE Mİ?'
ABD ve İsrail saldırısının en dehşet verici saldırısında vurulan ilkokulda hayatını kaybeden 165 kız öğrenci, on binlerin katıldığı törenle toprağa verildi. Hayatını kaybeden çocuklarının fotoğraflarını taşıyan aileler, ABD ve İsrail aleyhine sloganlar attı. Dışişleri Bakanı Arakçi, “Trump’ın vadettiği kurtuluş böyle mi?” dedi.
İran’ın güneyindeki Minab kentinde, Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu’na düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden çocuklar için dün toplu cenaze töreni düzenlendi. İran devlet televizyonuna göre, cenaze törenine öğrencilerin aileleri ve resmi makamların yanı sıra on binlerce kişi katıldı. Devlet televizyonunun yayınladığı görüntülerde, yan yana kazılmış mezarlar ve çocuklarının fotoğraflarını göğsüne bastıran aileler dikkat çekti. Siyah çadorlu kadınlar ve İran bayrakları taşıyan kalabalık, “Amerika’ya ölüm” ve “İsrail’e ölüm” sloganları attı. Meydanda yükselen ağıtlar, savaşın sivil bedelini bir kez daha gözler önüne serdi. Kürsüye çıkan ve kendisini hayatını kaybeden “Atena” adlı öğrencinin annesi olarak tanıtan bir kadın, kızının fotoğrafını kaldırarak saldırıyı “Amerikan suçlarının belgesi” olarak nitelendirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, sosyal medya hesabından paylaştığı mezar fotoğrafına şu notu düştü: “Bunlar, ABD ve İsrail’in bir ilkokulu bombalaması sonucu öldürülen 160’tan fazla masum genç kız için kazılan mezarlar. Cesetleri paramparça oldu. Trump’ın vaat ettiği ‘kurtuluş’ gerçekte böyle mi? Gazze’den Minab’a, masum insanlar soğukkanlılıkla öldürüldü.” İsrail ordusu ise bölgede böyle bir saldırıya dair bilgi sahibi olmadığını açıkladı. Haber kaynakları, İsrail’in daha önce Gazze’deki sivil kayıplarda da benzer inkar politikaları izlediğini ancak kanıtlar ortaya çıkınca bu saldırıları “kaza” olarak nitelendirdiğini hatırlatıyor. ABD kanadı da olayın incelendiğini belirterek sivillerin kasıtlı hedef alınmadığını savundu. Uluslararası hukuk uzmanları, eğitim kurumlarının kasıtlı hedef alınmasının savaş suçu kapsamında değerlendirilebileceğini vurguluyor. Minab’da yan yana uzanan 165 mezar, İran-ABD-İsrail hattındaki savaşın en karanlık sayfalarından biri olarak kayıtlara geçti. UNESCO saldırıyı kınarken, Nobel Barış Ödüllü aktivist Malala Yousafzai da eğitim kurumlarının hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Uluslararası insancıl hukuka göre okullar ve hastaneler gibi sivil yapıları kasıtlı hedef almak savaş suçu sayılıyor.
FIRST LADY’YE TAHRAN’DAN SERT TEPKİ: 'ÇOCUKLARI KORUMAKTAN SÖZ ETMEK İKİYÜZLÜLÜK'
ABD First Lady’si Melania Trump, pazartesi günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde çatışma ortamında çocuklar ve eğitim konulu toplantıya başkanlık etti. 15 üyeli Güvenlik Konseyi’ne ilk kez görevdeki bir dünya liderinin eşi başkanlık etti. Plan, ABD ve İsrail saldırılarından önce geçen hafta açıklanmıştı. Toplantı, ABD’nin Konsey’in aylık dönem başkanlığını devralmasının ardından gerçekleştirildi. “Çocuklar, Teknoloji ve Çatışma Ortamında Eğitim” başlıklı oturumda konuşan Melania Trump, “ABD dünya genelindeki tüm çocukların yanındadır. Umarım yakında barış sizin olur” dedi. İran’ın BM Daimi Temsilcisi Amir Saeid Iravani ise, ABD’nin bir yandan İran şehirlerine füze saldırıları düzenleyip okulları bombalarken diğer yandan silahlı çatışmalarda çocukların korunmasına ilişkin toplantı düzenlemesini “derin bir utanç ve ikiyüzlülük” olarak nitelendirdi.
NEW YORK TIMES: BAŞKAN'IN EN BÜYÜK KUMARI
ABD Başkanı’nın İran’a yönelik askeri operasyon başlatma kararı, hem dış politikada hem de iç siyasette başkanlığının en büyük kumarı olarak değerlendiriliyor. Artan Amerikan asker kayıpları, yükselen petrol fiyatları ve bölgeye yayılan çatışmalar, riskleri büyütüyor.
New York Times’da yayınlanan bir analizde Donald Trump’ın İran’a saldırı kararının başkanlığını riske atabileceği değerlendirmesi yapıldı. Gazetenin analizi özetle şöyle: Trump, göreve gelişinden bu yana yedi ülkede askeri operasyon yetkisi verdi. Bu durum, 2003 Irak işgalinden bu yana ABD’nin en kapsamlı askeri angajmanı olarak görülüyor. Oysa Trump, seçim kampanyasında “savaşları bitirme” sözü vermiş ve “barışçı bir miras” bırakacağını söylemişti. Başkan, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesini ve askeri hedeflerin imhasını “başarı” olarak sunarken, operasyonun nihai hedefi konusunda net bir yol haritası ortaya koymuş değil. Orta Doğu müdahaleleri geçmişte Amerikan başkanlarının siyasi mirasını derinden etkilemişti. George W. Bush Irak ve Afganistan savaşları nedeniyle yoğun eleştirilere maruz kalmış, Jimmy Carter ise 1980’de İran’daki rehine kurtarma operasyonunun başarısızlığıyla zor bir dönem yaşamıştı. Erken kamuoyu yoklamaları, Amerikan seçmeninin çoğunluğunun İran saldırılarını desteklemediğini gösteriyor. Trump’ın tabanında da görüş ayrılıkları belirmeye başladı. Eski Cumhuriyetçi Temsilci Marjorie Taylor Greene, sosyal medya paylaşımında “Biz sıfır savaş için oy verdik” diyerek tepki gösterdi. 2026 ara seçimleri yaklaşırken, savaşın seyri Cumhuriyetçi adayların kaderini de etkileyebilir. Eğer çatışma uzar, kayıplar artar ya da İran’da istikrarsızlık derinleşirse, Trump’ın siyasi maliyeti ağır olabilir. Analistlere göre, bu savaş yalnızca Orta Doğu’daki güç dengelerini değil, Trump’ın başkanlık mirasını da şekillendirecek.
İRAN’DAN BORU HATLARI VE HÜRMÜZ’E TEHDİT
TÜRK GEMİLERİNE EN YÜKSEK GÜVENLİK SEVİYESİ
İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Danışmanı Tuğgeneral İbrahim Cebbari, Körfez’deki tüm boru hatlarını vurabileceklerini belirterek, Hürmüz Boğazı’nı geçmeye çalışan gemilerin de hedef alınabileceği uyarısında bulundu. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ise, savaş nedeniyle geçişlere kapatılan Hürmüz’deki gelişmeleri anbean takip ettiklerini açıkladı. Bölgenin “yüksek risk” taşıdığını belirten Uraloğlu, Türk bayraklı gemiler için güvenlik seviyesinin en üst kademe olan 3’e çıkarıldığını duyurdu. Bakan Uraloğlu, bölgede bulunan Türk sahipli 16 geminin yakından izlendiğini belirterek, gemi kaptanları ve ilgili kurumlarla sürekli temas halinde olduklarını ifade etti. Uraloğlu, denizcilik güvenliğinin sağlanması amacıyla uluslararası koordinasyonun sürdüğünü vurguladı. Açıklamada, Türk bayraklı gemilerin güvenliğinin temini ve seyrüsefer serbestisinin korunması için gerekli tüm tedbirlerin alındığı kaydedildi.
'SALDIRIYA NETANYAHU TEŞVİK ETTİ'
Amerikan New York Times (NYT) gazetesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a saldırmaya ikna olmasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun etkili olduğunu yazdı. NYT’de yayımlanan ve adı açıklanmayan çok sayıda Amerikalı, İsrailli ve İranlı yetkililerin açıklamalarına dayandırılan analizde,Trump’ın İran’a saldırmaya ikna olmasında, Venezuela’da Nicolas Maduro’yu askeri bir operasyonla alıkoymasının getirdiği “öz güvenin” de etkili olduğuna işaret edildi. NYT’nin kapsamlı analizinde şu değerlendirmelere yer verildi: “ABD’nin İran’a saldırı kararı, aylardır Trump’a zayıflamış bir rejimi vurmanın gerekliliğini savunan Netanyahu için bir zaferdi. Aralık ayında Trump’ın Mar-a-Lago malikanesindeki bir toplantıda Netanyahu, İsrail’in önümüzdeki aylarda İran’ın füze üslerini vurması için Başkan’ın onayını istemişti. İki ay sonra, daha fazlasını elde etti, İran rejimini devirmek için bir savaşta tam bir ortak.” Öte yandan Netanyahu, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının Orta Doğu’da “sonsuz bir savaş” başlatmayacağını öne sürdü. Netanyahu, Fox News kanalına verdiği röportajda, “Bu operasyon hızlı ve belirleyici olacak. Öncelikle İran halkının kendi kaderini tayin etmesi ve demokratik bir hükümet kurması için gerekli koşulları yaratacağız. Bu, bambaşka bir İran ortaya çıkaracak.” iddiasında bulundu.
'KATİL İSTEDİ, TRUMP KÜRT LDİERLERİ ARADI'
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Irak’taki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Başkanı Bafel Talabani ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani ile yaptığı telefon görüşmesinde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını ve İran’ın misillemelerini ele aldığı öne sürüldü. Axios haber platformunun konuya ilişkin bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Trump, Talabani ve Barzani ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Kaynaklar, görüşmelerde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının gidişatı ve olası sonraki adımların ele alındığını ileri sürdü. Söz konusu görüşmelerin, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “aylar süren perde arkasındaki girişimlerinin” sonucu olduğunu savunan kaynaklar, “Genel kanı ve özellikle Netanyahu’nun görüşü, Kürtlerin ortaya çıkacağı, ayaklanacakları yönünde.” değerlendirmesinde bulundu. Kaynaklar, İran’a yönelik saldırılar ve rejim değişikliği çağrılarında “ısrarcı” olduğu belirtilen Netanyahu’nun, Beyaz Saray’daki bir toplantıda ilk kez “Kürtleri” Trump’a önerdiğini iddia etti.
