Orta Doğu’da haftalardır süren gerilim, Hürmüz Boğazı üzerinden yeni ve tehlikeli bir aşamaya taşındı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın, ticari gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişini sağlamak amacıyla “Özgürlük Projesi”ne 4 Mayıs itibarıyla destek vermeye başladığını açıklamasının ardından İran’dan sert bir uyarı geldi. CENTCOM, operasyonun Başkan Donald Trump’ın talimatıyla başlatıldığını ve Hürmüz Boğazı’nda ticari deniz taşımacılığı için seyrüsefer serbestisini yeniden tesis etmeyi hedeflediğini duyurmuştu.
İran askeri komuta kademesinden yapılan açıklamada, Hürmüz Boğazı üzerinde tam kontrolün İran güçlerinde olduğu vurgulandı. Açıklamada, bölgeden geçmek isteyen tüm ticari gemilerin güvenli seyir için İran güçleriyle koordinasyon sağlaması gerektiği belirtildi.
İRAN: “YABANCI ASKERİ GÜÇLER SALDIRIYA UĞRAR”
Hatemu’l-Enbiya Merkez Karargâhı Komutanı tarafından yapılan açıklamada, ABD ordusu dahil hiçbir yabancı askeri gücün Hürmüz Boğazı’na yaklaşmasına veya girmesine izin verilmeyeceği bildirildi.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“İran, Hürmüz Boğazı üzerinde tam kontrol sahibidir. Tüm ticari gemiler, güvenli geçiş için İran güçleriyle koordinasyon sağlamalıdır. ABD ordusu dahil herhangi bir yabancı askeri güç, boğaza yaklaşmaya veya girmeye kalkışırsa saldırıya uğrayacaktır.”
Bu sözler, Washington’ın “ticari gemilere güvenli geçiş” gerekçesiyle duyurduğu operasyon ile Tahran’ın “boğaz üzerindeki egemen kontrol” iddiası arasında doğrudan bir çatışma hattı oluştuğunu gösterdi.
CENTCOM: 15 BİN ASKER, DESTROYERLER VE İNSANSIZ PLATFORMLAR GÖREVDE
CENTCOM’un açıklamasına göre ABD’nin “Özgürlük Projesi” kapsamındaki askeri desteği oldukça geniş bir kuvvet yapısını içeriyor. Komutanlık, operasyonda güdümlü füze destroyerleri, 100’den fazla kara ve deniz konuşlu hava unsuru, çok alanlı insansız platformlar ve 15 bin askerin görev alacağını bildirdi.
CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper, görevi “savunma amaçlı” olarak tanımladı ve desteğin hem bölgesel güvenlik hem de küresel ekonomi açısından kritik olduğunu belirtti. ABD tarafı, Hürmüz Boğazı’ndan dünya deniz petrol ticaretinin yaklaşık dörtte birinin geçtiğine, ayrıca önemli miktarda yakıt ve gübre ürününün de bu koridordan taşındığına dikkat çekiyor.
TRUMP DUYURMUŞTU: “GEMİLERİ GÜVENLİ ŞEKİLDE ÇIKARACAĞIZ”
Operasyonun siyasi duyurusu, ABD Başkanı Donald Trump’ın sosyal medya açıklamasıyla yapılmıştı. Trump, bölgedeki çatışmalarla ilgisi olmayan birçok ülkenin, Hürmüz Boğazı’nda mahsur kalan gemileri ve mürettebatları için Washington’dan yardım istediğini söylemişti. ABD basınına yansıyan açıklamalara göre Trump, ABD Donanması’nın pazartesi gününden itibaren yabancı gemilerin boğazdan çıkarılmasına yardımcı olacağını ifade etmişti.
Trump ayrıca İran ile “olumlu görüşmeler” yürütüldüğünü savunmuş, ancak geçişlere yönelik herhangi bir müdahaleye ABD’nin güç kullanarak karşılık verebileceği mesajını vermişti. Bu açıklama, operasyonun insani ve ticari gerekçelerle sunulmasına rağmen askeri gerilim riskini artıran bir unsur olarak değerlendirildi.
TAHRAN GEÇİŞ İÇİN KOORDİNASYON ŞARTI KOŞUYOR
İran daha önce de Hürmüz Boğazı’ndan geçecek ticari gemilerin İran güçleriyle koordinasyon sağlaması ve Tahran’ın belirlediği güzergâhları izlemesi gerektiğini duyurmuştu. İran’a yakın kaynaklarda yer alan açıklamalarda, ticari gemilere geçiş izni verilebileceği ancak askeri gemilerin boğazdan geçişinin kabul edilmeyeceği belirtilmişti.
Bu nedenle son uyarı, İran’ın Hürmüz’deki askeri kontrol iddiasını daha sert bir düzeye taşıdı. Tahran, ABD’nin “seyrüsefer serbestisi” söylemine karşılık, boğazdaki güvenli geçişin ancak İran’ın denetimi ve onayıyla mümkün olacağını savunuyor.
KÜRESEL TİCARET İÇİN EN KRİTİK KORİDORLARDAN BİRİ
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’ni Umman Denizi’ne bağlayan ve dünya enerji taşımacılığının en kritik geçiş noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Petrol, LNG, yakıt ve gübre ürünlerinin önemli bir bölümü bu dar deniz koridorundan taşınıyor. Bu nedenle bölgede yaşanacak askeri bir çatışma, yalnızca ABD-İran gerilimini değil, küresel enerji fiyatlarını, tedarik zincirlerini ve gıda üretimini de doğrudan etkileyebilecek nitelikte görülüyor.
