Yemen'de Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasında giderek derinleşen nüfuz mücadelesine ilişkin dikkat çekici bir iddia ortaya atıldı. ABD merkezli bağımsız haber kuruluşu Drop Site News, 27 Ekim'de yayımladığı ve Ryan Grim ile Iona Craig'in imzasını taşıyan araştırmasında, Birleşik Arap Emirlikleri'nin Yemen'de Husiler olarak bilinen Ensarullah hareketine gizli istihbarat desteği sağladığını ileri sürdü.
Habere göre geçmişte Husilere karşı aynı askerî koalisyonda yer alan Suudi Arabistan ile BAE, Yemen'in geleceğine ilişkin çıkarlarının çatışması nedeniyle karşı karşıya geldi. Drop Site News'a konuşan dört kaynak, BAE'ye yakın Yemenli askerî grupların Husilere Suudi Arabistan destekli hükümet birliklerinin mevzileri ve hareketleri hakkında istihbarat aktardığını belirtti.
Kaynaklardan ikisi ise desteğin yalnızca BAE'ye bağlı yerel gruplarla sınırlı olmadığını, doğrudan Emirlikler yönetimi tarafından da bilgi paylaşıldığını öne sürdü.
DÖRT KAYNAKTAN ÇARPICI İDDİA: HEDEFLERİN KONUMU PAYLAŞILIYOR
Drop Site News'un araştırmasına göre BAE'yle bağlantılı Yemenli askerî unsurlar, Suudi Arabistan'ın desteklediği uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetine bağlı güçlerin hedef alınmasında Husilere yardımcı oluyor.
Kaynaklar, söz konusu yardımın özellikle askerî birliklerin konumlarının belirlenmesi ve operasyonel istihbarat aktarılması şeklinde gerçekleştiğini anlattı. Husilerle kurulan gizli iletişim kanalları hakkında bilgi sahibi bir Yemenli kaynak, Abu Dabi'den Sana merkezli yönetime önemli miktarda istihbarat aktarıldığını ve taraflar arasındaki iletişimin sürdüğünü ileri sürdü. Aynı kaynak, Husilerin BAE'ye bağlılığını sürdüren Yemenli askerî komutanlarla da doğrudan bağlantılar kurduğunu söyledi.
Haberde, bu bilgilerin özellikle Yemen topraklarındaki Suudi Arabistan destekli birliklerin hedef alınmasına yönelik olduğu belirtildi.
Kaynakların aktardığına göre BAE'nin sağladığı öne sürülen istihbarat, Suudi Arabistan topraklarına yönelik Husi saldırılarını kapsamıyor.
ABD YÖNETİMİNDEN ABU DABİ'YE GİZLİ UYARI İDDİASI
Araştırmanın dikkat çeken bölümlerinden biri de Washington yönetiminin gelişmelerden haberdar olduğu iddiası oldu. Drop Site News'a konuşan bir kaynağa göre üst düzey bir ABD yetkilisi, Birleşik Arap Emirlikleri'ne Washington'ın gizli istihbarat paylaşımını tespit ettiğini bildirdi. Amerikalı yetkilinin Abu Dabi yönetiminden bu desteği sona erdirmesini istediği ileri sürüldü.
Ancak habere konuşan kaynaklar, söz konusu uyarıya rağmen istihbarat paylaşımının devam ettiğini savundu. Drop Site News, iddialara ilişkin BAE'nin Washington Büyükelçisi Yusuf el-Uteybe'den, Beyaz Saray'dan ve Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyondan görüş istedi. Haberde, bu taleplere yanıt verilmediği belirtildi.
HUSİLERDEN CEVAP: BAE BİZE YARDIM ETMİYOR
Haberin en dikkat çekici ayrıntılarından biri, gizli destek iddialarının bizzat Husi yönetimi tarafından reddedilmesi oldu. Ensarullah'ın üst düzey isimlerinden Muhammed el-Buhayti, yaptığı açıklamada BAE'nin Husilere herhangi bir yardım sağlamadığını söyledi. El-Buhayti, Abu Dabi yönetiminin Suudi Arabistan'a karşı tarafsız kalmayı tercih ettiğini belirtti.
Husi yetkili, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın BAE'yi yeniden Yemen'deki askerî operasyonlara katılmaya ikna etmeye çalıştığını ancak bu girişimlerin sonuçsuz kaldığını savundu.
El-Buhayti, iki taraf arasında Suudi Arabistan'a karşı resmî bir ittifak kurulduğu yönündeki iddiaları da reddetti.
SUUDİ ARABİSTAN, BAE'Yİ YEMEN'DEN ÇIKARMAYA ZORLAMIŞTI
BAE'nin Husilere yardım ettiği iddialarının arka planında, Aralık 2025'te Suudi Arabistan ile BAE arasında yaşanan askerî kriz bulunuyor. İki ülke, 2015 yılında Yemen'de Husilere karşı oluşturulan koalisyonun başlıca üyeleriydi.
Ancak Suudi Arabistan, uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetini desteklerken BAE, ülkenin güneyinde ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyine (GGK) yakın bir politika izledi.
İki ülke arasındaki gerilim, Aralık 2025'te BAE destekli güçlerin Yemen'in güneyinde geniş bir bölgeyi ele geçirmesiyle askerî çatışmaya dönüştü.
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, Mukalla Limanı'nda BAE bağlantılı olduğunu ileri sürdüğü askerî malzemeleri hedef aldı. Riyad yönetimi, Abu Dabi'den Yemen'deki askerî varlığını 24 saat içinde sonlandırmasını istedi. BAE ise söz konusu sevkiyatın silah içerdiği iddiasını reddetmekle birlikte Yemen'deki kalan askerî personelini çekme kararı aldı.
HUSİLER BABÜLMENDEP BOĞAZI'NIN KONTROLÜNÜ ELE GEÇİRDİ
Yemen'deki güç dengeleri eylül ayında Husilerin gerçekleştirdiği yeni askerî harekâtla değişti. Ensarullah güçleri, ülkenin batısındaki Kızıldeniz kıyılarında ilerleyerek Suudi Arabistan destekli birlikleri geri çekilmeye zorladı. Husiler, stratejik Moha Limanı'nın da bulunduğu bölgedeki ilerleyişlerinin ardından Babülmendep Boğazı'nın kontrolünü ele geçirdi.
Kızıldeniz'i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'na bağlayan boğaz, uluslararası ticaret ve enerji taşımacılığı açısından dünyanın en önemli deniz geçiş noktalarından biri.
Husilerin ilerleyişinin ardından Suudi Arabistan, Sana ve diğer Husi kontrolündeki bölgelere yönelik hava saldırılarını artırdı.
Ensarullah da Suudi Arabistan topraklarını hedef alan füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenledi.
SUUDİ ÜSSÜNDEKİ İSABETLİ SALDIRILAR DİKKAT ÇEKTİ
Drop Site News, gizli istihbarat paylaşımı iddialarına ilişkin olarak ekim ayının başında gerçekleştirilen iki saldırıya da dikkat çekti. Habere göre Husiler, 2 ve 7 Ekim tarihlerinde Aden'in batısındaki koalisyon üssünü hassas biçimde hedef aldı.
Saldırılardan birinde Suudi komutanın çalışma ofisinin girişine isabet kaydedildi. Komutanın saldırı sırasında ofiste bulunmadığı belirtildi.
Bir diğer saldırıda ise üsse yalnızca birkaç saat önce getirilen yeni askerî araçlar vuruldu.
Araştırmada, Husilerin Suudi Arabistan destekli güçlerin hareketlerini ve komutanların konumlarını önceden öğrenebilmesinin, gizli istihbarat paylaşımı iddialarıyla bağlantılı olabileceği değerlendirildi.
BAE DESTEKLİ BİRLİKLER SAVAŞMAKTAN MI KAÇINIYOR?
Haberde yalnızca istihbarat aktarımı değil, BAE'yle ilişkili Yemenli birliklerin cephedeki tutumları da gündeme getirildi. Bir Yemenli kaynak, BAE tarafından geçmişte desteklenen Devler Tugayları'nın bazı komutanlarının Suudi Arabistan destekli güçleri yanıltarak çatışmaya girmeden mevzilerini terk ettiğini ileri sürdü.
Kaynak, BAE destekli Güney Geçiş Konseyine bağlı bazı komutanların da Husilerle çatışmaktan kaçındığını, özellikle Dali ve Lahic bölgelerinde cephelerin bu nedenle hareketsiz kaldığını savundu.
Ancak Güney Geçiş Konseyi Başkanı'nın özel temsilcisi Amr el-Beyd, bu iddiaları reddetti. El-Beyd, konseye bağlı güçlerin Husilerle gizli iletişim kanalları bulunmadığını belirterek kuzey Yemen'deki askerî operasyonlara katılmama politikasının çatışmadan kaçınmak şeklinde yorumlanmaması gerektiğini söyledi.
Güney bölgelerine yönelik herhangi bir Husi ilerleyişine karşılık vereceklerini vurguladı.
İSTİHBARAT AĞININ ARKASINDAKİ BAE KAPASİTESİ
Drop Site News, BAE'nin gelişmiş istihbarat ve siber gözetleme kapasitesine de araştırmasında yer verdi.
Reuters'ın geçmişteki araştırmalarına atıf yapılan haberde, BAE'nin 2009 yılında oluşturduğu Project Raven adlı siber gözetleme programı hatırlatıldı.
Eski Amerikan istihbarat personelinin de görev aldığı belirtilen programın, yabancı hükümet yetkililerinin, insan hakları savunucularının ve Abu Dabi yönetimini eleştiren isimlerin izlenmesinde kullanıldığı ortaya çıkarılmıştı.
Haberde BAE'nin geçmişte İsrail menşeli Pegasus casus yazılımını da kullandığına ilişkin araştırmalar hatırlatıldı.
Bu geçmiş, haberin yazarları tarafından BAE'nin Yemen'de istihbarat sağlayabilecek teknik kapasiteye sahip olduğu yönündeki değerlendirmenin dayanakları arasında gösterildi.
YEMEN'DE 250 BİNDEN FAZLA KİŞİ YERİNDEN EDİLDİ
Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki çatışmaların yeniden yoğunlaşması, Yemen'deki insani krizi de derinleştirdi. Uluslararası Göç Örgütü verilerinden edinilen bilgiye göre 1 Ağustos'tan bu yana 250 binden fazla kişi yerinden edildi.
Yerinden edilenlerin yaklaşık yarısı, çatışmaların yoğunlaştığı Taiz vilayetinden kaçmak zorunda kaldı. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programının verilerine göre Taiz'de insani yardıma ihtiyaç duyan 600 binden fazla kişiye yardım kuruluşlarının ulaşamadığı öğrenildi.
