Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2027 bütçesinde emeklilerin gelirlerini iyileştirmek amacıyla yeni kaynaklar oluşturulacağını açıklaması, emekli aylıklarının artırılmasına yönelik beklentileri yeniden gündeme taşıdı. Ancak sosyal güvenlik uzmanı Özgür Erdursun, yalnızca en düşük emekli aylığının artırılmasına dayalı düzenlemelerin mevcut sorunları çözmek yerine daha da büyütebileceği uyarısında bulundu.
X hesabından açıklama yapan Erdursun, Türkiye'de emekli aylıklarının giderek birbirine yaklaştığını, ödenen primlerle alınan emekli maaşı arasındaki ilişkinin zayıfladığını belirterek aylık bağlama sisteminin yeniden düzenlenmesini istedi.
ERDOĞAN 2027 BÜTÇESİNİ İŞARET ETTİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26 Ekim'de gerçekleştirilen Kabine Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada emeklilerin yaşadığı ekonomik güçlüklerin farkında olduklarını söyledi.
Emeklilerin gelirlerini iyileştirmek amacıyla 2027 bütçesinde mali imkânlar oluşturduklarını belirten Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"İnşallah 2027 bütçesinde başımızın tacı olan emeklilerimizin durumunu biraz daha iyileştirecek mali imkânları oluşturuyoruz. Bunun için ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeyi adalet ve hakkaniyet çerçevesinde Türkiye Büyük Millet Meclisimizin de takdiriyle sene sonuna kadar hayata geçirmeyi ümit ediyoruz."
Erdoğan'ın açıklamasında düzenlemenin kapsamına, yapılacak artışın oranına ve emekli aylıklarının hesaplanma biçiminde değişiklik öngörülüp öngörülmediğine ilişkin ayrıntılar yer almadı.
"SORUN ZAM ORANI DEĞİL, HESAPLAMA SİSTEMİNİN KENDİSİ"
Erdoğan'ın açıklamasının ardından değerlendirmede bulunan Özgür Erdursun, emekli aylıklarının yalnızca dönemsel artışlarla ele alınmasının yanlış olduğunu savundu. Erdursun, paylaşımına "Emekli aylıklarında sorun zam oranı değil, hesaplama sisteminin kendisi!" sözleriyle başladı.
Türkiye'de en düşük emekli aylığını tamamlama uygulamasının 2019 yılında başlatıldığını hatırlatan uzman, sorunun EYT düzenlemesinden ve 6 Şubat depremlerinden önce de mevcut olduğuna dikkat çekti.
"2019 yılında henüz EYT düzenlemesi ve büyük deprem yaşanmamışken, emekli aylıkları o kadar düşük seviyelere gerilemişti ki en düşük aylığı 1.000 TL'ye tamamlama uygulaması başlatıldı."
Erdursun, o dönemde yüz binlerle ifade edilen taban aylık kapsamındaki emekli sayısının bugün yaklaşık 5 milyona ulaştığını belirtti.
"BU SAYI 6-7 MİLYONA ULAŞABİLİR"
Sosyal güvenlik uzmanının en dikkat çekici uyarısı, en düşük emekli aylığının artırılması durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlara ilişkin oldu. Erdursun, taban aylığa yüksek oranda zam yapılırken diğer emeklilerin aylıklarına yalnızca enflasyon farkı yansıtılmasının, taban aylık kapsamındaki kişi sayısını daha da artırabileceğini söyledi.
"Şimdi en düşük aylık yüksek oranda artırılır, diğer emeklilere yalnızca enflasyon farkı verilirse bu sayı ilerleyen dönemde 6-7 milyona ulaşabilir."
Erdursun'a göre böyle bir düzenleme, farklı prim ödeme geçmişine sahip milyonlarca emeklinin aynı gelir düzeyinde toplanması sonucunu doğurabilir.
Uzman, "Bu gidişat, emeklilerin giderek taban aylıkta eşitlenmesi, prim karşılığının zayıflaması ve emekli gelirlerinin birbirine yaklaşması demektir" ifadelerini kullandı.
EN DÜŞÜK AYLIĞI ALANLARIN SAYISI 5 MİLYONU AŞTI
Türkiye'de en düşük emekli aylığı uygulaması Ocak 2019'da 1.000 lirayla başlamıştı. Yıllar içinde yapılan düzenlemelerle taban aylık kademeli olarak yükseltildi. Ocak 2026'da 20 bin liraya çıkarılan en düşük emekli aylığı, temmuz ayında 23 bin 552 liraya ulaştı.
Ancak taban aylık yükseldikçe bu uygulamadan yararlanan emekli sayısı da arttı.
Temmuz 2026'daki düzenlemenin hazırlık sürecinde yaklaşık 5,1 milyon emeklinin yeni taban aylık kapsamına gireceği hesaplandı.
Özgür Erdursun ise temmuz ayında yayımladığı değerlendirmesinde, kök aylıklara yapılan artışın ardından en düşük aylığı alanların sayısının yaklaşık 4,7 milyondan 5,5 milyona yükseldiğini belirtmişti.
Bu tablo, en düşük aylık uygulamasının başlangıçta sınırlı bir emekli grubuna yönelikken zaman içinde milyonlarca kişiyi kapsayan bir gelir desteğine dönüştüğünü gösteriyor.
YÜKSEK PRİM ÖDEYENLE DÜŞÜK PRİM ÖDEYENİN MAAŞLARI YAKLAŞIYOR
Mevcut uygulamada, Sosyal Güvenlik Kurumunun kişinin prim ödeme gün sayısı, prime esas kazancı ve sigortalılık geçmişine göre hesapladığı kök aylık, yasal taban tutarın altında kalırsa ödeme bu tutara tamamlanıyor.
Dolayısıyla kök aylıkları farklı olan iki emekli, aylıkları taban tutarın altında kaldığında aynı miktarda ödeme alabiliyor.
Erdursun, bu uygulamanın uzun yıllar çalışan ve daha yüksek prim ödeyen emeklilerin aylıklarına yeterince yansımadığını savundu.
"Emeklilik şartlarını asgari düzeyde tamamlayan herkesin aylığı en az asgari ücret kadar olmalı. Bunun üzerindeki her ilave prim günü, sigortalılık süresi, yüksek prime esas kazanç ve emekliliği erteleme tercihi aylığa hissedilir biçimde yansımalı."
Uzman, emeklilik sisteminin hem düşük gelirli emeklileri koruması hem de daha fazla prim ödeyenlerin aylıklarında anlamlı farklılık yaratması gerektiğini vurguladı.
"YÜKSEK ZAM ORANLARI ALIM GÜCÜNÜ KORUMAYA YETMİYOR"
Erdursun, emeklilerin gelir sorunlarının yalnızca aylıklara yapılan nominal zamlarla değerlendirilemeyeceğini de belirtti. Gıda, barınma, enerji ve sağlık gibi zorunlu harcamalarda yaşanan fiyat artışlarının, emeklilerin satın alma gücünü doğrudan etkilediğine dikkat çekti.
"Üstelik yüksek görünen zam oranları, emeklinin zorunlu harcamalarındaki fiyat artışları karşısında satın alma gücünü korumaya yetmeyebiliyor."
Erdursun'a göre emekli aylıklarını koruyacak bir düzenlemede yalnızca geçmiş enflasyon oranları değil, emeklilerin temel tüketim harcamalarındaki değişim de dikkate alınmalı.
"AYLIK BAĞLAMA ORANLARI VE GÜNCELLEME KATSAYILARI DEĞİŞMELİ"
Özgür Erdursun, emeklilik sisteminde yapılması gereken değişikliklere ilişkin somut öneriler de sıraladı. Uzman, özellikle emekli aylıklarının belirlenmesinde kullanılan aylık bağlama oranları ile güncelleme katsayılarının yeniden ele alınması gerektiğini belirtti.
Aylık bağlama oranı, sigortalının çalışma ve prim ödeme geçmişinin emeklilik gelirine hangi ölçüde yansıyacağını belirleyen unsurlardan biri.
Güncelleme katsayısı ise geçmiş yıllardaki prime esas kazançların emeklilik hesabında bugüne taşınmasında kullanılıyor.
Erdursun, bu iki unsurun satın alma gücünü koruyacak mekanizmalarla birlikte değiştirilmesi gerektiğini savundu.
"Çözüm, sürekli daha fazla emeklinin aylığını belli bir rakama tamamlamak değil; aylık bağlama oranlarını, güncelleme katsayılarını ve satın alma gücünü koruyacak mekanizmaları birlikte yeniden düzenlemektir."
"GÜNÜBİRLİK PANSUMANLAR DEĞİL, KÖKLÜ REFORM GEREKİYOR"
Sosyal güvenlik uzmanı, açıklamasının sonunda hükümetin emeklilere yönelik hazırladığı yeni düzenlemenin kapsamına ilişkin uyarısını yineledi. Yalnızca taban aylıkların yükseltilmesinin, uzun vadede daha fazla emeklinin aynı gelir düzeyinde toplanması sonucunu doğurabileceğini belirten Erdursun, emeklilik sisteminin prim ödeme karşılığını koruyan ve uzun vadeli mali sürdürülebilirliği gözeten bir yapıya kavuşturulması gerektiğini ifade etti.
Erdursun, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
"Günübirlik pansumanlar değil, emeklilikte adaleti, primin karşılığını ve uzun vadeli sürdürülebilirliği sağlayacak köklü bir reform gerekiyor."
