Türkiye’de kadın emeği, güvencesizlik ve istihdam dışı kalma sarmalında daralmaya devam ediyor. DİSK/Genel-İş bünyesindeki Emek Araştırma Dairesi (emar) tarafından hazırlanan kapsamlı rapor, çalışma çağındaki 33 milyon kadının ekonomik hayata katılımındaki devasa engelleri ve "geniş tanımlı" işsizliğin ulaştığı boyutları verilerle ortaya koydu.
21,5 MİLYON KADIN İŞGÜCÜNÜN TAMAMEN DIŞINDA
T24'ün haberine göre, rapordaki en sarsıcı verilerden biri, çalışma çağındaki kadınların işgücü piyasasına erişimiyle ilgili oldu. 33 milyonu aşan kadın nüfusunun yüzde 64’ü (yaklaşık 21,5 milyon kadın), ev içi bakım yükümlülükleri ve toplumsal cinsiyet rolleri gibi nedenlerle işgücüne dahil olamıyor.
Sanılanın aksine, en yüksek işsizlik oranları üniversite mezunu kadınlar arasında görülüyor.
TÜİK’in "dar tanımlı" verilerinin aksine, gerçek işsiz sayısının 6 milyona yaklaştığı ve her 10 kadından 4’ünün geniş tanımlı işsiz olduğu vurgulanıyor.
GÜVENCESİZLİK: YARI ZAMANLI ÇALIŞANLARDA KAYIT DIŞILIK %60
İstihdama dahil olmayı başaran kadınlar için ise "güvencesizlik" en büyük tehdit olarak öne çıkıyor. Rapor, çalışma biçimi değiştikçe hak kayıplarının arttığını kanıtlıyor:
Genel Kayıt Dışılık: İstihdamdaki her 10 kadından 3'ü hiçbir sosyal güvencesi olmadan çalıştırılıyor.
Kısmi Zamanlı Tuzak: Tam zamanlı işlerde kayıt dışılık oranı yüzde 21,1 iken, yarı zamanlı (part-time) çalışan kadınlarda bu oran yüzde 60,7'ye fırlıyor.
Küresel Sıralama: Türkiye, cinsiyet eşitsizliği endeksinde 148 ülke arasında 135'inci sırada yer alarak tablonun vahametini tescilliyor.
SENDİKALAŞMA BARAJI: GERÇEK ORAN SADECE %7
Kadın işçilerin örgütlü mücadeledeki yeri de raporda "zayıf" olarak nitelendirildi. Kağıt üzerinde daha yüksek görünen rakamlara karşın, kadınların gerçek sendikalaşma oranının yüzde 7 olduğu belirtildi. Kadın örgütlenmesinin en yoğun olduğu kollar ise şunlar:
Genel işler (belediye hizmetleri vb.)
Banka, finans ve sigorta
Sağlık ve sosyal hizmetler
