Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, Londra’da uluslararası yatırımcılara “Enflasyon ve Makroekonomik Görünüm” başlıklı sunum yaptı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de yer aldığı yatırımcı temasları kapsamında yapılan sunumda, Türkiye ekonomisinde enflasyon, talep koşulları, cari işlemler dengesi, döviz talebi, Türk lirası varlıklara ilgi ve rezerv görünümüne ilişkin mesajlar öne çıktı.
Karahan’ın sunumunda, son dönemde gıda ve enerji fiyatlarının enflasyonda kısa vadeli baskı yarattığı ancak çekirdek gruplarda gerilemenin sürdüğü belirtildi. TCMB, sıkı para politikası duruşu, makroihtiyati araçlar ve güçlü rezervlerin Türk lirasına talebi desteklediğini vurguladı.
DÖRT ANA BAŞLIK: ENFLASYON, CARİ DENGE, TALEP VE DOLARİZASYON
Karahan’ın sunumunda ekonomi görünümü dört ana soru etrafında ele alındı.
Sunumda, kısa vadeli enflasyon dinamiklerinde gıda ve enerji arz gelişmelerinin, hizmetlerde azalan katılığın ve talepteki yavaşlamanın belirleyici olduğu ifade edildi.
Önümüzdeki dönemde enflasyonu şekillendirecek ana unsurlar ise enflasyon beklentileri ve talepteki yavaşlama olarak sıralandı.
Makro-finansal görünümde ise jeopolitik gelişmelerin cari işlemler üzerindeki etkisi ve yeniden dolarizasyon riskinin sınırlı olup olmadığı değerlendirildi.
GIDA VE ENERJİ ENFLASYONU YÜKSELDİ, ÇEKİRDEK GRUPLAR GERİLEDİ
Sunuma göre 2026’nın ilk beş ayında enflasyon gıda ve enerji kalemlerinde yükselirken, çekirdek gruplarda gerileme yaşandı.
TCMB verilerine göre temel mallarda ilk beş aylık birikimli enflasyon 2025’te yüzde 8,6 iken 2026’da yüzde 8,2’ye geriledi.
Hizmet enflasyonu da aynı dönemde yüzde 22,1’den yüzde 19,6’ya düştü.
Buna karşılık gıda ve alkolsüz içeceklerde ilk beş aylık enflasyon yüzde 13,9’dan yüzde 19,7’ye, enerjide ise yüzde 17,1’den yüzde 24,8’e yükseldi.
Sunumda bu tablo, gıda ve enerji kaynaklı arz şoklarının kısa vadeli enflasyon dinamiklerinde belirleyici olduğu ancak çekirdek gruplarda dezenflasyon eğiliminin sürdüğü şeklinde değerlendirildi.
GIDA FİYATLARINDA OYNAKLIK SÜRÜYOR
Karahan’ın sunumunda gıda enflasyonunun oynak ve son dönemde yüksek seyrettiği belirtildi.
Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık enflasyonun Mayıs 2026 itibarıyla yüzde 34,9 olduğu kaydedildi.
Gıda fiyatları içinde özellikle işlenmemiş gıda ve taze meyve-sebze kalemlerindeki artış dikkat çekti. İlk beş aylık birikimli artış işlenmiş gıdada yüzde 15,2 olurken, işlenmemiş gıdada yüzde 25,8’e, taze meyve ve sebzede ise yüzde 42’ye ulaştı.
TCMB sunumunda, işlenmemiş gıda enflasyonundaki artışın temel belirleyicisinin taze meyve ve sebze fiyatları olduğu vurgulandı.

KİRA VE EĞİTİMDE KATILIK AZALIYOR
Sunumda hizmet enflasyonuna ilişkin bölümde kira ve eğitim kalemlerinde azalan katılığın dezenflasyonu desteklediği belirtildi.
Verilere göre kira kaleminde ilk beş aylık birikimli artış 2025’te yüzde 25,8 iken 2026’da yüzde 16,6’ya geriledi.
Eğitimde ise aynı dönemde artış yüzde 28,2’den yüzde 15,7’ye düştü.
Kira ve eğitim hariç hizmetlerde ise artış yüzde 20,2’den yüzde 20,5’e sınırlı yükseldi.
TCMB, hizmetlerdeki katılığın azalmasının enflasyon görünümü açısından destekleyici olduğunu değerlendirdi.
ENFLASYON BEKLENTİLERİNDEKİ BOZULMA SINIRLI KALDI
Karahan’ın yatırımcılara verdiği önemli mesajlardan biri de enflasyon beklentileri oldu.
Sunumda, “Enflasyon beklentilerindeki bozulma sınırlı kalmaya devam etmektedir” denildi.
12 ay sonrası yıllık TÜFE beklentisi piyasa katılımcılarında Ocak 2026’da yüzde 22,2 iken Haziran 2026’da yüzde 23,8 olarak gösterildi.
Reel sektörün 12 ay sonrası enflasyon beklentisi Ocak 2026’da yüzde 32,9 iken Haziran’da yüzde 33,1 oldu.
Hanehalkında ise beklentiler Ocak 2026’da yüzde 48,8 seviyesindeyken Nisan’da yüzde 51,6’ya çıktı, Haziran’da ise yüzde 46,1’e geriledi.
Sunumda hanehalkı beklentilerindeki gerilemenin genele yayıldığı da vurgulandı.
İKTİSADİ FAALİYET YAVAŞLIYOR
TCMB Başkanı Karahan’ın sunumunda, talep koşullarının dezenflasyon sürecini desteklediği mesajı verildi.
Milli gelir verilerine göre mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış çeyreklik büyüme 2025’in üçüncü çeyreğinde yüzde 1,0, dördüncü çeyreğinde yüzde 0,4, 2026’nın ilk çeyreğinde ise yüzde 0,1 oldu.
Sunumda bu tablo, “İktisadi faaliyet yavaşlamaktadır” ifadesiyle özetlendi.
Kapasite kullanım oranının da zayıf seyrettiği belirtilirken, talep göstergelerinin ekonomide yavaşlamaya işaret ettiği kaydedildi.
KART HARCAMALARINDA SERT YAVAŞLAMA
Sunumda toplam kart harcamalarındaki yavaşlama da dikkat çeken başlıklardan biri oldu.
Reel yıllık toplam kart harcamaları 2023’te yüzde 45,8’e kadar çıkarken, 2026’nın ikinci çeyreğinde yüzde 3,1’e kadar geriledi.
Perakende satış hacmi göstergeleri de talepteki yavaşlamayı destekleyen veriler arasında gösterildi.
TCMB, talepteki bu yavaşlamanın fiyatlama davranışlarını iyileştireceğini ve dezenflasyon sürecine katkı sağlayacağını değerlendirdi.
KREDİ BÜYÜMESİ YAVAŞLADI
Sunuma göre kredi büyümesinde de yavaşlama var.
13 haftalık yıllıklandırılmış kredi büyümesi verilerine göre toplam kredi büyümesi 12 Haziran 2026 itibarıyla yüzde 25,5 seviyesinde gerçekleşti.
Ticari kredi büyümesi yüzde 20,5 olurken, bireysel kredi büyümesi yüzde 41,6 seviyesinde izlendi.
TCMB, sıkı para politikası duruşunun kredi büyümesini ve iç talebi dengeleyici etkisine dikkat çekti.
CARİ AÇIK TARİHSEL ORTALAMAYA GÖRE ILIMLI
Sunumda jeopolitik gelişmelerin cari işlemler dengesi üzerindeki etkisi de ele alındı.
TCMB’ye göre yükselen enerji fiyatları ithalat faturasını artırırken, talepteki yavaşlama cari işlemler üzerindeki baskıları sınırlıyor.
İhracatın dirençli seyrettiği, turizm üzerindeki etkinin ise sınırlı kaldığı belirtildi.
Dış ticaret açığının ikinci çeyrekte gerilediği ifade edilirken, cari işlemler açığının tarihsel ortalamasına kıyasla ılımlı seviyede olduğu kaydedildi.
TURİZMDE ETKİ SINIRLI KALDI
Sunumda turizm görünümüne ilişkin veriler de yer aldı.
Ocak-nisan döneminde Türkiye’ye gelen ziyaretçi sayısı 2024’te 13,1 milyon, 2025’te 13,4 milyon, 2026’da ise 13,3 milyon kişi oldu.
Seyahat gelirleri ise aynı dönemde 2024’te 11,6 milyar dolar, 2025’te 12,7 milyar dolar ve 2026’da 13 milyar dolar olarak gerçekleşti.
TCMB, jeopolitik gelişmelerin turizm üzerindeki etkisinin sınırlı seviyede kaldığını belirtti.
“YENİDEN DOLARİZASYON” RİSKİ SINIRLI GÖRÜLÜYOR
Karahan’ın sunumunda yatırımcıların yakından izlediği başlıklardan biri olan dolarizasyon riskine de yer verildi.
TCMB, “Türk lirası varlıklara talep güçlü kalmaya devam etmektedir” mesajı verdi.
Sunumda, sıkı para politikası duruşu, güçlendirilmiş makroihtiyati araçlar ve güçlü döviz rezervlerinin Türk lirasına talebi desteklediği ifade edildi.
Hanehalkının döviz talebinin sınırlı kaldığı belirtilirken, 30 Mart-19 Haziran döneminde hanehalkının net döviz alımının eksi 4 milyar dolar olduğu gösterildi.
Aynı dönemde kıymetli madenlerde de net alım eksi 0,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
TL MEVDUAT VE FON PAYI GÜÇLÜ
Sunumda yurt içi yerleşiklerin TL talebinin güçlü kalmaya devam ettiği vurgulandı.
Mevduat ve yatırım fonlarında TL payı, 17 Haziran 2026 itibarıyla yüzde 61,1 seviyesinde gösterildi.
Yatırım fonları dahil edildiğinde TL payı yüzde 60,3 oldu.
TCMB, Türk lirası varlıklara talebin korunmasını dezenflasyon ve finansal istikrar açısından önemli bir unsur olarak öne çıkardı.
REZERVLER GÜÇLÜ SEVİYEDE
Karahan’ın sunumunda döviz rezervlerine ilişkin veriler de yatırımcılarla paylaşıldı.
TCMB verilerine göre brüt uluslararası rezervler 19 Haziran 2026 itibarıyla 157 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.
Swap hariç net rezervler ise 35 milyar dolar olarak gösterildi.
Sunumda, döviz rezervlerinin güçlü seviyelerde olduğu vurgulanırken, bu görünümün Türk lirasına yönelik talebi destekleyen unsurlardan biri olduğu belirtildi.
YATIRIMCILARA ANA MESAJ: SIKI DURUŞ SÜRECEK
Karahan’ın Londra sunumunda öne çıkan ana mesaj, kısa vadeli arz şoklarına rağmen dezenflasyon sürecinin talep koşulları, beklentiler ve sıkı para politikasıyla desteklendiği oldu.
TCMB, gıda ve enerji fiyatlarındaki yükselişin jeopolitik gerilimlerin azalmasıyla sönümlenebileceğini; yavaşlayan talep, hizmetlerde azalan katılık, güçlü TL talebi ve rezerv görünümünün makro-finansal istikrarı desteklediğini vurguladı.
Londra temasları, ekonomi yönetiminin uluslararası yatırımcıya Türkiye’de uygulanan programın sürdürüleceği ve finansal istikrarın korunacağı mesajını verme çabası olarak değerlendirildi.
