ABD, İsrail ve İran arasında 28 Şubat'ta patlak veren ve tüm Orta Doğu'yu ateşe atma potansiyeli taşıyan savaşta üçüncü haftaya girilirken, küresel piyasalarda daha önce eşi benzeri görülmemiş bir tablo yaşanıyor. Savaşın başlamasıyla birlikte Hürmüz Boğazı'nın ulaşıma kapanması petrol fiyatlarını beklendiği gibi 100 dolar barajının üzerine fırlatırken, kriz dönemlerinin vazgeçilmez "güvenli limanı" olarak bilinen altın adeta derin bir sessizliğe büründü. Rusya-Ukrayna savaşı gibi geçmişteki büyük küresel krizlerde anında rekor üstüne rekor kıran ons altının bu tarihi çatışma ortamında yatay seyretmesi, yatırımcıların kafasında büyük soru işaretleri yarattı. Uzmanlar ise milyonların merak ettiği altının neden yükselmediği sorusunu son derece çarpıcı finansal dinamiklerle cevapladı.
ALTINDAKİ SESSİZLİĞİN ÜÇ TEMEL NEDENİ
Al Jazeera'nın küresel finans piyasalarından derlediği analizlere göre, ekonomistler mevcut savaş tablosunda altının normal şartlar altında çoktan tarihi zirvelerini test etmesi gerektiğini belirtiyor. Ancak bu kez devrede olan farklı ve güçlü dinamikler, altının ateşini söndürüyor. Bu durgunluğun birinci sırasında Amerikan Merkez Bankası'nın (Fed) politikaları yer alıyor. Artan petrol fiyatları ve küresel enflasyon riski karşısında Fed'in faiz indirimlerini tamamen rafa kaldıracağı ve hatta yeniden faiz artışına gidebileceği beklentisi piyasalarda güçleniyor. Doğası gereği bir faiz getirisi olmayan altın, bu beklenti ortamında güçlenen dolar karşısında cazibesini yitiriyor. İkinci olarak, ons altının halihazırda dolar cinsinden fiyatlanması ve dolar endeksindeki sert yükseliş, küresel yatırımcıyı altına sığınmak yerine doğrudan nakitte, yani dolarda kalmaya zorluyor.
RALLİ DOYGUNLUĞU VE MERKEZ BANKALARININ KORKUSU
Finans uzmanlarının dikkat çektiği bir diğer kritik husus ise altının savaş patlak vermeden önce zaten tarihi bir fiyat doyumuna ulaşmış olması. 2025 yılı genelinde yüzde 64 oranında inanılmaz bir sıçrama yapan ons altın, 2020 başı ile 2025 sonu arasındaki beş yıllık süreçte yatırımcısına yüzde 184 oranında devasa bir getiri sağlamıştı. Hatta krizin patlak verdiği 2026'nın ilk iki ayında bile yüzde 22 değer kazanan sarı maden, yeni bir sıçrama yapabilmek için ihtiyaç duyduğu hareket alanını kendi rallisiyle daraltmış oldu. Öte yandan analist Remi Bourgeot gibi uzmanlar, altının artık küresel belirsizliklere karşı eski gücünde bir kalkan olmadığını savunuyor. Son yıllarda tonlarca altın stoklayan dünya merkez bankalarının piyasadaki bu aşırı oynaklıktan (volatilite) ürktüğü ve altının giderek daha "spekülatif" bir yatırım aracı olarak görülmeye başlandığı ifade ediliyor.
ALTIN FİYATLARINI YENİDEN UÇURACAK İKİ KRİTİK SENARYO
Piyasalardaki mevcut durağanlığa rağmen, uzmanlar altın fiyatlarında yeniden dramatik bir yükseliş dalgası başlatabilecek iki güçlü senaryonun masada durduğunu belirtiyor. Bunlardan ilki, ABD'nin iç siyasetindeki değişim rüzgarları. Donald Trump'ın sürekli faiz indirimi baskısı yaptığı bir ortamda, mayıs ayında göreve başlaması beklenen yeni Fed Başkanı'nın enflasyonist baskılara rağmen bir faiz indirimi sinyali vermesi, altında devasa bir hareketlenme yaratabilir.
İkinci ve en tehlikeli senaryo ise savaşın süresiyle ilgili. ABD ve İsrail cephesinin operasyonlara başlarken kullandığı söylemler, piyasalarda savaşın çok kısa süreceği algısını yaratmıştı. Ancak İran'ın verdiği ağır askeri karşılıklar ve çatışmaların gün geçtikçe şiddetlenmesi, "kısa savaş" algısını tamamen yıktı. Savaşın süresi uzadıkça, bölgesel hasar büyüdükçe ve enflasyonist baskılar kalıcı hale geldikçe, küresel paniğin yeniden altını en büyük cazibe merkezi haline getirmesi güçlü bir olasılık olarak değerlendiriliyor.
