Türkiye’de yatırım fonlarında yaşanan son kriz, sermaye piyasalarının yapısal sorunlarına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi. Ekonomist Erik Meyersson, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede fon krizinden yola çıkarak Türkiye’de şirket hisselerinin neden bu kadar küçük bir bölümünün serbest dolaşımda olduğu sorusunu gündeme taşıdı.
Fon operasyonunda gözaltına alınmıştı: Altunç Kumova'nın servetinden 4 milyar dolar silindi
Meyersson, değerlendirmesine şu ifadelerle başladı:
“Türkiye’nin ‘fon krizi’ konusunda düşüncelerim, neden Türkiye’de bu kadar az serbest dolaşımdaki hisse bulunduğu sorusuna kayıyor. Ve yine şu kırık plağı çalma fırsatı: kurumlar.”
“ZAYIF KURUMLAR, ZAYIF YATIRIMCI KORUMASINA DÖNÜŞEBİLİR”
Meyersson, Türkiye’nin gelişen piyasalar içinde ekonomik ya da siyasi kurumlar açısından en güçlü ülkeler arasında sayılamayacağını belirtti.
Zayıf kurumların zayıf yatırımcı korumasına dönüşmesi halinde yatırımcıların sahipliği daha fazla yoğunlaştırmaya yönelebileceğini belirten Meyersson, bunun sonucunda piyasadaki serbest dolaşım oranlarının düşebileceğini ifade etti.
Meyersson’a göre bu yapı şöyle işleyebilir:
Zayıf yatırımcı koruması, büyük ortakların şirket üzerindeki kontrolünü artırırken daha az sayıda hissenin serbest dolaşımda kalmasına yol açabilir.
AZINLIK YATIRIMCI İSKONTO UYGULAYABİLİR
Meyersson’ın üzerinde durduğu ikinci başlık ise şirket kontrolünün büyük ortaklara sağladığı özel faydalar oldu.
“Kontrolün özel faydalarının” zayıf kurumların bulunduğu ortamlarda daha belirgin hale gelebileceğini belirten Meyersson, “tunneling” olarak bilinen ve şirket kaynaklarının hâkim ortak lehine kullanılmasını da buna örnek gösterdi.
Bu durumda azınlık yatırımcıların serbest dolaşımdaki hisselere daha düşük değer biçebileceğini belirten Meyersson, şöyle devam etti:
“Zayıf kurumlar kolaylıkla az sayıda serbest dolaşımdaki hissenin bulunduğu bir denge yaratabilir. Belki de Türkiye’de olan budur.”
“NEDEN DAHA DERİN BİR HİSSE SENEDİ PİYASASI YOK?”
Meyersson, Türkiye’de farklı haklara sahip pay sınıflarına ve piramidal kontrol yapılarına izin verildiğini belirterek, bu yapıların şirket sahiplerinin kontrolü korurken aynı zamanda daha likit bir hisse senedi piyasasına imkan verebileceğini söyledi.
Bu noktada İsveç’in kurumsal yönetim sistemini örnek gösteren Meyersson, Türkiye açısından şu soruyu yöneltti:
“Öyleyse neden Türkiye’de büyük ortak kontrolü ile birlikte daha derin hisse senedi piyasaları görmüyoruz?”
Meyersson bunun için iki olası açıklamayı soru şeklinde ortaya koydu.
Bunlardan ilki, devletin kontrol edebileceği yerli iş çevreleri arasında mülkiyet yoğunlaşmasını tercih edip etmediği.
İkincisi ise azınlık yatırımcıların kurumsal olarak zayıf korunmasının, hisselerde büyük bir fiyat iskontosu yaratıp yaratmadığı ve bunun büyük ortakları paylarını sulandırmaktan caydırıp caydırmadığı.
Tera Portföy'den tasfiye açıklaması: 6 fondaki yatırımcıların parası nasıl ödenecek?
“HER İKİ DURUMDA DA MESELE KURUMLARA ÇIKIYOR”
Meyersson, hangi açıklama geçerli olursa olsun, sorunun Türkiye’nin daha geniş kurumsal yapısıyla bağlantılı olduğunu belirtti.
Ekonomist değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Her iki durumda da bu bana Türkiye’nin yaygın kurumsal sorunuyla ilgili görünüyor. Kurumsal reformdan vazgeçmek, hiç şüphesiz ardından gelecek aşırı oynaklık ve piyasa şoklarına karşı kırılganlığı kabul etmek demektir.”
Regarding Turkey's "funds crisis", my reflections fall to why there are so few free-floating shares in Turkey. That, and a chance to put on the following broken record: institutions.
— Erik Meyersson (@emeyersson) September 18, 2026
Turkey arguably does not have the best institutions - either economic or political - in EM…
