Sağlık Bakanlığı tarafından kamuoyuyla paylaşılan 2025 yılı Sağlık İstatistikleri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin sistem içindeki belirleyici rolünü ve sahadaki iş yükünün boyutlarını bir kez daha tartışmaya açtı.
Resmi verileri mercek altına alan Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN) Genel Başkanı Ahmet Kandemir, toplam hekim kadrosunun yalnızca küçük bir bölümünü oluşturan aile hekimlerinin, ülke genelindeki poliklinik başvurularının neredeyse yarısını karşıladığını belirterek sistemin mevcut koşullarda sürdürülemez olduğunu vurguladı.
1,1 MİLYARLIK BAŞVURUNUN 466 MİLYONU AİLE HEKİMLİKLERİNDE
Açıklanan verilere göre 2025 yılında Türkiye genelinde hekime yapılan toplam müracaat sayısı 1 milyar 138 milyon 60 bin 185 olarak kayıtlara geçti. Bu devasa başvuru havuzunun 466 milyon 327 bin 428’i doğrudan aile sağlığı merkezlerinde karşılandı. Böylece sağlık kuruluşlarına yapılan tüm müracaatların yüzde 41’lik dilimi birinci basamakta eritildi.
Rakamların ortaya koyduğu orantısızlığa dikkat çeken AHESEN Genel Başkanı Ahmet Kandemir, Türkiye genelinde 30 bin 6 aile hekimliği biriminin görev yaptığını, toplam hekim sayısının ise 232 bin 315 olduğunu hatırlattı. Kandemir, "Yani toplam hekim gücünün yaklaşık yüzde 13’üyle, ülkedeki toplam hasta başvurusunun yüzde 41’ini biz karşılıyoruz" ifadelerini kullandı.
"DİĞER BASAMAKLARA KIYASLA 3,3 KAT DAHA FAZLA İŞ YÜKÜ VAR"
İş yükü dağılımı birim bazında incelendiğinde tablonun çok daha çarpıcı bir hal aldığını dile getiren Kandemir, aile hekimliği birimi başına düşen yıllık müracaat sayısının yaklaşık 15 bin 500 seviyesinde olduğunu kaydetti. Buna karşılık ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında hekim başına düşen yıllık başvuru sayısının 4 bin 700 civarında kaldığını belirten sendika başkanı, en kaba hesaplamada dahi aile hekimliğindeki hasta trafiğinin 3,3 kat daha yüksek seyrettiğini vurguladı.
"SADECE MUAYENE DEĞİL, KORUYUCU SAĞLIK HİZMETİ DE VERİYORUZ"
Birinci basamağın üstlendiği misyonun yalnızca hasta muayenesiyle sınırlandırılamayacağını ifade eden Ahmet Kandemir, sahadaki sorumluluk alanlarının genişliğine şu sözlerle işaret etti:
"Bu rakamlar sadece muayene sayısı değildir; çünkü aile hekimliği sadece muayeneden ibaret değildir. Biz aynı zamanda toplumun geleceğini inşa eden koruyucu sağlık hizmetlerini veriyoruz. Rutin aşılamaları yapıyoruz; bebek ve çocuk izlemlerini, gebe takiplerini, kronik hastalık yönetimini, erken teşhis taramalarını ve akut hasta süreçlerini aynı anda, eş zamanlı olarak yürütüyoruz."
"YENİ GÖREV DEĞİL, NİTELİKLİ HİZMET İÇİN ZAMAN VE YETKİ İSTİYORUZ"
Mevcut yoğunluk altında hekimlerin her bir hastaya ayırabildiği sürenin giderek daraldığına ve bunun da nitelikli sağlık hizmeti sunumunu zorlaştırdığına değinen Kandemir, sağlık yönetimine açık bir çağrıda bulundu.
Kandemir açıklamasını, "Biz daha fazla görev istemiyoruz. Bizim talebimiz son derece nettir: Vatandaşlarımıza nitelikli, eksiksiz ve güvenli sağlık hizmeti sunabilmek için yeterli zaman, gerekli mesleki yetki ve insani çalışma koşulları talep ediyoruz" sözleriyle tamamladı.
