Türkiye'nin eğitim tarihinde köklü bir yere sahip olan ve bir dönem 'altın çağını' yaşayan Anadolu liseleri, günümüzde LGS taban puanları 2025 verileri açıklanırken velilerin en çok merak ettiği kurumların başında geliyor.
Ailelerin çocukları için hayal ettiği nitelikli liseler listesinde zirveyi zorlayan bu okullar, geçmişte sunduğu ayrıcalıklı yabancı dil eğitimi ve üniversite başarısı ile biliniyor.
Özellikle Anadolu lisesi eğitimi kalitesi ve sınavla öğrenci alan yapısı, bu kurumları devlet okulları arasında prestijli bir konuma taşıyor.
Günümüzde sayıları hızla artan ancak eski elit yapısından uzaklaştığı düşünülen bu okullar, MEB lise tercihleri dönemlerinde hâlâ popülerliğini koruyor.

MAARİF KOLEJLERİ NE ZAMAN KURULDU?
Doğruluk Payı'ndan Gül Hür'ün haberine göre, Anadolu liselerinin temelleri, ülkenin modernleşme hamlesinin bir parçası olarak 1955 yılında atıldı.
O dönemde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kurulan ve sayıları sadece 6 olan 'Maarif Koleji', ülkenin yabancı okullara olan bağımlılığını azaltmayı hedefliyordu.
Bu okulların kuruluşundaki ana felsefe, çağdaş ve çok dilli bir eğitim modeli oluşturarak öğrencilere dünya standartlarında bir vizyon kazandırmaktı.
Samsun, İstanbul (Kadıköy), Eskişehir, İzmir (Bornova), Konya ve Diyarbakır'da açılan kolejler, kısa sürede Türkiye'de eğitimin vitrini haline geldi.
1975 yılına gelindiğinde ise bu kurumların adı 'Anadolu Lisesi' olarak değiştirildi ancak sundukları kaliteli eğitim standardı aynı kaldı.

ANADOLU LİSELERİ EĞİTİM SİSTEMİ NASILDI?
1980'li ve 90'lı yıllarda Anadolu liseleri, fen, matematik ve edebiyat derslerinin İngilizce destekli olarak verildiği, hazırlık sınıfıyla birlikte toplam 7 yıl süren yoğun bir eğitim programına sahipti.
Öğretmen kadrosunda yabancı uzmanların da yer aldığı okullar, sadece dil becerisi kazandırmakla kalmıyor, aynı zamanda öğrencilere Batı kültürüne açık entelektüel bir kimlik sunuyordu.
Özel okulların henüz yaygınlaşmadığı o yıllarda, bir Anadolu lisesini kazanmak orta sınıf aileler için büyük bir gurur kaynağı ve 'başarı hikayesi' olarak kabul ediliyordu.
Liyakate dayalı ve rekabetçi bir kültürün temsilcisi olan mezunlar, üniversite sınavlarında da üstün başarılar gösteriyordu.

ANADOLU LİSESİ BAŞARI ORANLARI NEDEN DÜŞTÜ?
Eğitim sisteminde yapılan değişiklikler ve müfredatın genel liselerle eşitlenmesi, bu okulların yapısında köklü dönüşümlere yol açtı.
Hazırlık sınıflarının ve yoğun yabancı dil derslerinin birçok okulda azaltılması veya tamamen kaldırılması, eski sistemin özgünlüğünü zedeledi.
1990'ların başında Anadolu liselerinde okuyan öğrenci oranı yüzde 2 seviyesinin altındayken, 2025 projeksiyonlarına göre bu oran yüzde 31 seviyesine ulaştı.
Okul sayısındaki bu dramatik artış, istatistiklere göre başarı oranlarında ters yönlü bir hareket yarattı.
Veriler, okul sayısı arttıkça üniversiteye yerleşme ve başarı oranlarının düştüğünü net bir şekilde ortaya koyuyor.
Günümüzde geriye, 90'lı yılların o 'eski Türkiye' imajıyla özdeşleşen ve bir kuşağın özlemle andığı Anadolu lisesi nostaljisi kaldı.


