Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’ye ilişkin yıllık raporu kabul edildi. Strazburg’da yapılan oylamada rapor 381 parlamenterin kabul, 107 parlamenterin ret oyuyla geçti. 171 parlamenter ise çekimser kaldı.
İspanyol parlamenter Nacho Sanchez Amor tarafından hazırlanan rapor, Türkiye-AB ilişkilerinde hem iş birliği alanlarına hem de siyasi ve hukuki gerilim başlıklarına geniş yer verdi. Belgede Türkiye’nin NATO müttefiki olarak stratejik ve jeopolitik öneminin sürdüğü belirtilirken, AB üyelik sürecinin mevcut koşullarda yeniden canlanmasının demokratik reformlara bağlı olduğu vurgulandı.
AB'den Türkiye'ye hizmet pasaportu çağrısı: Schengen vizesinin askıya alınması masada
Avrupa Parlamentosu, AB genişleme politikasının yeniden ivme kazandığı bir dönemde Türkiye’nin demokratik reformlardaki eksiklikler nedeniyle bu “fırsat penceresini” kaçırdığını savundu.
VİZE SERBESTİSİ İÇİN KALAN KRİTERLERE ÇAĞRI
Raporda Türk vatandaşlarının Schengen vizesine erişimde yaşadığı sorunlara geniş yer verildi. Avrupa Parlamentosu, Türkiye’ye vize serbestisi için yerine getirilmesi gereken son kriterlerin tamamlanması çağrısında bulundu.
Belgede, vize başvurularında artan talep ve sistemin kötüye kullanıldığına yönelik endişeler nedeniyle Türk vatandaşlarının AB ülkelerine vize süreçlerinde zorluklarla karşı karşıya kaldığı ifade edildi.
AP, vize kolaylaştırma adımlarına destek verirken, AB ülkelerine bu alanda gerekli kaynakların artırılması çağrısı yaptı.
GRİ PASAPORT UYARISI: “SUİSTİMAL EDİLİYOR”
Raporun dikkat çeken başlıklarından biri de kamuoyunda “gri pasaport” olarak bilinen hizmet pasaportları oldu.
Avrupa Parlamentosu, hizmet pasaportlarının amacı dışında kullanıldığı yönündeki endişeleri metne taşıdı. Raporda, hizmet pasaportlarının kamu görevi için değil, turistik amaçlarla kullanıldığına ilişkin suistimal iddialarına dikkat çekildi.
Bu başlık, Türkiye ile AB arasındaki vize ve serbest dolaşım tartışmalarında yeni bir gerilim alanı olarak öne çıktı.
YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE ÇİFTE STANDART ELEŞTİRİSİ
Avrupa Parlamentosu raporunda Türkiye’de hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve demokratik standartlar konusunda sert eleştiriler yer aldı.
Belgede, yargı sistemindeki tarafsızlık ve bağımsızlık eksikliğinden duyulan endişe dile getirilirken, yargı uygulamalarında “çifte standart” bulunduğu iddia edildi.
Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmaması eleştirilirken, Ekrem İmamoğlu’nun dava ve tutukluluk süreçleri de raporda yer aldı.
AP, Türkiye’de muhalefet, medya, sivil toplum ve yerel yönetimler üzerindeki baskıların demokratik işleyiş açısından ciddi sorunlar yarattığını savundu.
ADALET BAKANI GÜRLEK’E YAPTIRIM ÇAĞRISI
Raporda en çok tartışma yaratan başlıklardan biri Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik yaptırım çağrısı oldu.
Avrupa Parlamentosu, Türkiye’de demokratik gerileme ve temel hak ihlalleri gerekçesiyle bazı Türk yetkililere karşı AB Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi’nin işletilmesi çağrısında bulundu.
Belgede, devletin baskıcı mekanizmasında kilit rol oynadığı öne sürülen isimler arasında Akın Gürlek’in adı da geçti.
AP’nin bu çağrısı bağlayıcı nitelik taşımıyor. Yaptırım uygulanabilmesi için AB üyesi ülkelerin siyasi iradesi ve Konsey düzeyinde karar alınması gerekiyor. Ancak bir Türk bakanın raporda doğrudan yaptırım çağrısıyla anılması, Brüksel-Ankara hattında yeni bir siyasi tartışma başlığı oluşturdu.
LAİKLİK VURGUSU RAPORA GİRDİ
Avrupa Parlamentosu raporunda laiklik başlığı da dikkat çeken bölümler arasında yer aldı.
Metinde, Türkiye’de dini temele dayalı bir ahlak anlayışının toplumun farklı alanlarına yayılmaya çalışıldığı savunuldu. Bu eğilimin mevzuat, siyasi söylem, eğitim, kültürel yaşam ve medya alanlarında gözlemlendiği öne sürüldü.
AP, bu durumun Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal laiklik ilkesiyle çeliştiğini ve çoğulculuk ile temel özgürlükler açısından kaygı yarattığını belirtti.
CHP’DE MUTLAK BUTLAN SÜRECİ DE RAPORDA
CHP’de yaşanan mutlak butlan tartışması da raporda yer bulan başlıklardan biri oldu.
Avrupa Parlamentosu, CHP’ye yönelik yargı sürecini muhalefet üzerindeki daha geniş baskı eğiliminin son örneklerinden biri olarak değerlendirdi. Raporda, yargı sisteminin siyasi rekabeti şekillendirmek için araçsallaştırıldığı iddiası yer aldı.
AP, CHP’nin seçilmiş yönetimine yönelik müdahaleleri eleştirirken, bu sürecin Türkiye’de demokratik çoğulculuk ve seçim rekabeti açısından risk oluşturduğunu savundu.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE” GİRİŞİMİNE DESTEK
Rapor yalnızca eleştirel başlıklardan oluşmadı. Avrupa Parlamentosu, “Terörsüz Türkiye” girişimi kapsamında atılan adımları ve siyasi aktörlerin sürece katkılarını olumlu karşıladı.
Belgede, PKK’nın feshedileceğinin duyurulması gibi gelişmelerin önünü açan girişimler desteklenirken, sürecin zamanında ve kararlı adımlarla ilerletilmesi gerektiği vurgulandı.
AP, sürecin kırılgan hale gelmemesi için kutuplaşmayı azaltacak ve demokratik zemini güçlendirecek adımlar atılması gerektiğini belirtti.
EGE VE KIBRIS BAŞLIKLARINDA ANKARA’NIN KARŞI ÇIKTIĞI İFADELER
Raporda Türkiye’nin Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs politikalarına ilişkin bölümler de yer aldı.
Avrupa Parlamentosu, Türkiye’nin Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarına saygı göstermesi gerektiğini savundu. Kıbrıs konusunda ise iki devletli çözüm yaklaşımından vazgeçilmesi çağrısını yineledi.
Bu ifadeler, Ankara’nın uzun süredir karşı çıktığı Yunanistan ve Güney Kıbrıs tezlerine yakın bir çerçeve olarak değerlendirildi.
STRATEJİK İŞ BİRLİĞİ KAPISI AÇIK BIRAKILDI
Sert eleştirilere rağmen raporda Türkiye’nin AB açısından stratejik önemi de vurgulandı.
Türkiye’nin NATO müttefiki olduğu, bölgesel güvenlik, göç yönetimi, terörle mücadele, enerji güvenliği ve arabuluculuk gibi alanlarda önemli rol oynadığı belirtildi.
AP, Türkiye ile güvenlik ve savunma alanlarında karşılıklı çıkar temelinde pragmatik iş birliğinin güçlendirilebileceği mesajını verdi.
RAPORTÖRDEN SERT DEĞERLENDİRME
Türkiye raportörü Nacho Sanchez Amor, rapor sürecine ilişkin değerlendirmesinde Türkiye dosyasının zorluğuna dikkat çekti. Amor, Türkiye’nin demokratik reform eksikliği nedeniyle AB üyelik sürecinde yeni bir ivme yakalayamadığını ifade etti.
Avrupa Parlamentosu’nun raporları hukuken bağlayıcı olmasa da, belge AB’nin Türkiye’ye ilişkin siyasi pozisyonunu göstermesi bakımından önem taşıyor. Kabul edilen rapor, Brüksel-Ankara hattında önümüzdeki dönemin ana tartışma başlıklarının vize, yargı bağımsızlığı, demokratik reformlar, laiklik, yaptırım çağrıları ve bölgesel güvenlik üzerinden şekilleneceğini ortaya koydu.

