Düşündüren araştırma: Emeklilik artık eksik geliri tamamlama rejimine dönüştü

Düşündüren araştırma: Emeklilik artık eksik geliri tamamlama rejimine dönüştü

"Türkiye'de Emekli Yoksulluğu" raporu, milyonlarca emeklinin verdiği hayatta kalma mücadelesini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Mayıs 2026 itibarıyla yayımlanan araştırmanın saha verileri acı bir gerçeği yüzümüze çarpıyor: Türkiye'de emeklilik artık bir 'dinlenme' dönemi değil; 68 yaşındaki insanların hala çalıştığı, 67 yaşındakilerin ise umutsuzlukla 'iş aradığı' ikinci bir mesai dönemi.

Forum Toplum Araştırmaları Enstitüsü tarafından hazırlanan “Türkiye’de Emekli Yoksulluğu” başlıklı araştırma raporu, emeklilerin yaşadığı geçim krizini çok boyutlu biçimde ortaya koydu. Araştırmanın içeriği Forum Enstitüsü ile VERİTA Analitik tarafından oluşturuldu; nicel ve nitel saha çalışmaları VERİTA Analitik tarafından yürütüldü. Çalışma, Friedrich Ebert Stiftung Türkiye Temsilciliği tarafından desteklendi.

Rapor, Türkiye’de emeklilik meselesinin yalnızca aylıkların düzeyiyle sınırlı olmadığını; barınma, sağlık, borçluluk, sosyal hayattan çekilme, bakım kaygısı ve devlet desteğine duyulan güvenin zayıflaması gibi başlıklarla birlikte ele alınması gerektiğini vurguluyor.

ARAŞTIRMA TÜM EMEKLİLERİ DEĞİL, GEÇİM BASKISI ALTINDAKİ ÇALIŞAN EMEKLİLERİ İNCELİYOR

Çalışma, Türkiye’deki tüm emeklileri temsil etme iddiası taşımıyor. Araştırmanın hedef grubu, emekli olduğu halde çalışmaya devam eden ya da aktif olarak iş arayan ve bunu geçim sıkıntısıyla ilişkilendiren emeklilerden oluşuyor.

Nicel saha çalışması 12 bölgeyi kapsayacak şekilde yürütüldü. Telefonla tarama sonrası araştırma kriterlerine uyan 400 kişiyle 21-26 Şubat tarihleri arasında CATİ yöntemiyle 57 soruluk anket yapıldı. Ayrıca 40 emekliyle derinlemesine görüşme gerçekleştirildi.

EMEKLİLİK “HAK EDİLMİŞ DİNLENME” OLMAKTAN UZAKLAŞTI

Raporda, emekliliğin artık birçok kişi için çalışmanın sona erdiği, gelir güvencesinin başladığı ve hayat ritminin yavaşladığı bir dönem olarak yaşanmadığı belirtiliyor. Bunun yerine emeklilik, düşük aylıklar, yüksek yaşam maliyetleri, çocukların eğitim ve barınma giderleri ile sağlık harcamaları nedeniyle çalışmanın başka biçimlerde sürdüğü bir döneme dönüşüyor.

Araştırmaya göre emeklilik sonrası çalışmanın temel nedeni büyük ölçüde ekonomik zorunluluk. Katılımcıların yüzde 89,4’ü emeklilik sonrası çalışmaya devam etmenin ya da iş aramanın temel nedeninin geçim zorunluluğu olduğunu söylüyor. Yüzde 10,6’lık kesim ise geçim zorunluluğunu nedenlerden biri olarak görüyor.

10 EMEKLİDEN 9’U: ÇALIŞMADAN TEMEL İHTİYAÇLARIMI KARŞILAYAMAM

Araştırmada en çarpıcı sonuçlardan biri, emeklilerin çalışmadan temel ihtiyaçlarını karşılayamama oranı oldu. “Çalışmadan temel ihtiyaçlarımı karşılayamam” ifadesine katılımcıların yüzde 62,2’si “kesinlikle katılıyorum”, yüzde 26,6’sı ise “katılıyorum” yanıtını verdi. Böylece çalışmadan temel ihtiyaçlarını karşılayamayacağını belirtenlerin toplam oranı yüzde 88,8’e ulaştı.

Rapor, emekli aylıklarında anlamlı bir artış olması halinde katılımcıların yüzde 76’sının çalışmayı bırakacağını da ortaya koyuyor. Bu veri, emeklilik sonrası çalışmanın önemli ölçüde “aktif kalma” isteğinden değil, doğrudan geçim baskısından kaynaklandığını gösteriyor.

GELİR TABLOSU: EMEKLİLERİN BÜYÜK BÖLÜMÜ ALT GELİR GRUBUNDA

Araştırmada katılımcıların gelir durumuna ilişkin tablo da dikkat çekti. Genel dağılıma göre katılımcıların yüzde 43,1’i “alt”, yüzde 39,8’i “alt-orta” gelir grubunda yer aldı. “Derin yoksul” olarak sınıflananların oranı yüzde 1,6 olurken, “orta” gelir grubunda olanların oranı yüzde 10,6’da kaldı.

Emeklilik türüne göre bakıldığında, 4B yani Bağ-Kur emeklilerinde alt gelir grubunda yer alanların oranı yüzde 54,2’ye çıktı. 4A SSK emeklilerinde bu oran yüzde 44,2, 4C Emekli Sandığı emeklilerinde ise yüzde 33,8 olarak kaydedildi.

GIDA, KİRA, ENERJİ VE SAĞLIK GİDERLERİ EMEKLİ AYLIĞINI ERİTİYOR

Raporda, emekli yoksulluğunun yalnızca dar anlamda bir gelir sorunu olmadığı vurgulanıyor. Hane gelirinin parçalı yapısı, konut ve barınma güvencesi, gıda, enerji ve sağlık giderleri emeklilikte yoksulluğu çok katmanlı hale getiriyor.

Derinlemesine görüşmelerde emekliler, gıda harcamalarının maaş içindeki payının belirgin biçimde arttığını, protein tüketiminin azaldığını, pazarda en ucuz ürünü aradıklarını ve ev içi üretimle geçinmeye çalıştıklarını anlattı. Raporda bir katılımcının “Çalışırken maaşımın dörtte biri aylık gıdaya giderdi. Şimdi maaşımın yarısı gidiyor” sözleri aktarıldı.

SOSYAL HAYATTAN ÇEKİLME: YÜZDE 76 ETKİNLİKLERE KATILAMIYOR

Araştırma, emekli yoksulluğunun yalnızca mutfak masrafı ya da kira ile sınırlı olmadığını; sosyal hayata katılımı da daralttığını ortaya koyuyor.

Katılımcıların yüzde 76’sı maddi nedenlerle sinema, misafirlik, çay bahçesi gibi sosyal etkinliklere katılamadığını belirtti. Raporda bu durumun yalnızca kültürel tüketime erişim sorunu olmadığı, sosyal ilişkileri sürdürme, kamusal görünürlük kazanma ve toplumsal aidiyet hissetme imkânlarının da zayıfladığı anlamına geldiği vurgulandı.

DEVLETE GÜVEN ZAYIFLIYOR: YÜZDE 78 YETERLİ YAŞAM GÜVENCESİ SAĞLANMADIĞINI DÜŞÜNÜYOR

Araştırmanın dikkat çeken başlıklarından biri de emeklilerin devlet desteğine ilişkin algısı oldu. “Devlet emeklilere yeterli yaşam güvencesi sağlamaktadır” ifadesine katılmayanların oranı yüzde 78’e ulaştı. Bu ifadeye katılanların oranı yalnızca yüzde 14’te kaldı.

Raporda, emeklilerin yoksullaşmayı kişisel başarısızlık ya da tasarruf eksikliğiyle değil; düşük emekli aylıkları, yüksek enflasyon, kira ve fatura baskısı, sağlık harcamaları, 2008 sonrası emeklilik rejimindeki hak kayıpları, güvencesiz çalışma ve sosyal devletin geri çekilmesiyle ilişkilendirdiği belirtildi.

KADIN EMEKLİLER İÇİN AYRI KIRILGANLIK ALANI

Raporda emekli yoksulluğunun kadınlar ve erkekler açısından aynı biçimde yaşanmadığına da dikkat çekildi. Özellikle bakım emeği nedeniyle çalışma hayatı kesintiye uğrayan kadınlar, düşük aylıklı dul kadınlar ve yalnız yaşayan yaşlı kadınlar daha kırılgan gruplar arasında gösterildi.

Politika önerileri bölümünde, emekli yoksulluğunun “cinsiyetsiz” bir kategori olarak ele alınmaması gerektiği vurgulandı. Kadın emeklilerin çalışma hayatındaki kesintiler, bakım yükü ve düşük gelir nedeniyle farklı destek mekanizmalarına ihtiyaç duyduğu belirtildi.

RAPORDAN POLİTİKA ÖNERİLERİ: AYLIK ARTIŞI TEK BAŞINA YETMEZ

Araştırmanın sonuç ve politika önerileri bölümünde, emekli yoksulluğuyla mücadelenin yalnızca emekli aylıklarını artırmakla sınırlı kalamayacağı ifade edildi. Rapora göre emeklilerin yaşam koşulları; gelir düzeyi kadar barınma maliyetleri, sağlık giderleri, borçluluk, bakım ihtimali, sosyal dışlanma ve toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlikler tarafından da belirleniyor.

Raporda merkezi idareye yönelik öneriler arasında en düşük emekli aylığının temel yaşam maliyetlerini dikkate alan bir asgari gelir güvencesi mantığıyla yeniden belirlenmesi yer aldı. Ayrıca emekli aylıklarının yalnız genel enflasyona değil; yaşlı nüfusun fiilen maruz kaldığı gıda, kira, enerji, ilaç ve bakım harcamalarını yansıtan bir endeksleme yöntemiyle güncellenmesi önerildi.

Emekli örgütleri için de talep repertuarının yalnız aylık artışıyla sınırlı kalmaması gerektiği belirtildi. Raporda kira ve barınma desteği, ücretsiz ya da düşük maliyetli sağlık ve ilaç erişimi, bakım hizmeti hakkı, borçlulukla mücadele, belediye temelli sosyal destekler ve yalnız yaşayan emekliler için kamusal hizmetlerin de temel talep başlıkları arasına alınması gerektiği vurgulandı.

ÇALIŞMA ZORUNLULUĞU BİTMİYOR

Araştırma, Türkiye’de emekli yoksulluğunun yalnızca “düşük maaş” başlığıyla açıklanamayacak kadar geniş bir sosyal sorun haline geldiğini gösteriyor. Rapora göre emeklilik, birçok kişi için artık çalışmanın bittiği bir dönem değil; eksik kalan geliri tamamlamak için yeniden çalışmanın, borçlanmanın, aile desteğine başvurmanın ve gündelik hayatı sürekli kısarak sürdürmenin adı haline geliyor.

Bu tablo, emekli yoksulluğunun yalnız bugünün emeklilerini değil, geleceğin yaşlılarını da ilgilendiren yapısal bir sosyal politika sorunu olarak ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN