Erdoğan: Kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına dikileceğiz

Erdoğan: Kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına dikileceğiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan'la yaşanan gerilimin ardından Kabine Toplantısı sonrası Türk dünyasının birlik ve beraberliğine ilişkin mesaj verdi. 30 Ekim'de Ankara'da yapılacak Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13. Zirvesi'ne değinen Erdoğan, "Türk dünyası olarak sarsılmaz kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına, yine birlik ve beraberlikle dikileceğiz" dedi. Erdoğan, Libya anlaşması, Doğu Akdeniz, ekonomi ve 2027 bütçesine ilişkin de açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'nin 74'üncü toplantısının ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Azerbaycan'da başörtüsü uygulamaları nedeniyle Türkiye ile yaşanan tartışmaların ardından Erdoğan'ın Türk dünyasının kardeşliğine ilişkin sözleri dikkat çekti.

Erdoğan, 30 Ekim Cuma günü Ankara'da gerçekleştirilecek Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13. Zirvesi öncesinde yaptığı açıklamada, Türk devletleri arasındaki birlik ve beraberliğin korunması gerektiğini söyledi.

Dış politikadan ekonomiye, Libya ile imzalanan deniz yetki alanları anlaşmasından 2027 yılı bütçesine kadar birçok başlığı değerlendiren Erdoğan, emeklilere yönelik yeni bir düzenlemeyi de yıl sonuna kadar hayata geçirmeyi hedeflediklerini açıkladı.

"SARSILMAZ KARDEŞLİĞİMİZE DİNAMİT KOYMAK İSTEYENLERİN KARŞISINA DİKİLECEĞİZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13. Zirvesi'ne Türkiye'nin ev sahipliği yapacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümünü ise Türk dünyasından seçkin konuklarımızla büyük bir coşkuyla kutlayacağız. Aynı gün Cumhurbaşkanlığı Külliyemizin incisi olan Beştepe Millet Ormanı'nı halkımızın kullanımına açacağız.

30 Ekim Cuma günü, aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatının 13. zirvesine yine Ankara'da ev sahipliği yapacağız. Türk dünyası olarak sarsılmaz kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına, yine birlik ve beraberlikle dikileceğiz."

Erdoğan, zirvenin ardından gerçekleştireceği uluslararası temaslara da değindi:

"Ardından Güney Kore ziyaretimiz olacak. Seul dönüşünde de çok sayıda devlet ve hükümet başkanının katılımıyla COP31 Zirvesi'ni Antalya'da tertipleyeceğiz. İnşallah bu ziyaret ve zirveleri, Türkiye'nin bölgesel ve küresel rolünü daha da güçlendirmek için en verimli şekilde değerlendireceğiz."

600-1.jpg

"BÖLGEMİZDE GERİLİMİN ARTTIĞI BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ"

Kabine Toplantısı'nın ardından açıklamalarına Ankara'da meydana gelen askeri araç kazasında şehit olan Albay Sayit Gökgöz'ü anarak başlayan Erdoğan, şunları söyledi:

"Önceki gün Ankara'da yaşanan askeri araç kazasında şehit olan Albay Sayit Gökgöz'e Allah'tan rahmet niyaz ediyor, şehidimizin ailesine, arkadaşlarına ve Türk Silahlı Kuvvetlerine başsağlığı diliyorum. Kazada yaralanan bir askerimiz taburcu olmuş diğer personelimizin tedavisi devam etmektedir. Kendisine acil şifalar diliyorum."

Kabine toplantısında ele alınan konulara ilişkin Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kabinemizin 74'üncü toplantısını tamamladık. Toplantımızda iç siyasetten ekonomiye, güvenlikten dış politikaya dair konuları istişare ettik. Bölgemizde gerilimin arttığı, yeni gerilim alanlarının baş gösterdiği bir dönemde hükümet olarak ülkemizi istikrar ve kalkınma yörüngesinde tutmaya gayret ediyoruz.

Dünyanın gidişatı ülkemizdeki huzur ve istikrar ortamının korunmasını önümüzdeki zamanda daha önemli kılıyor. Hangi mezhebe ve kökene mensup olursa olsun, vatandaşlarımızın bu huzur ve istikrar ortamının korunmasında titiz davrandığını biliyor, milletimize sağduyusu için teşekkür ediyorum.

Türkiye olarak yayılmacı emellerle coğrafyamızdaki ateşe benzin dökenlerin karşısında tüm imkânlarımızla bu ateşi söndürmek, acıları dindirmek ve akan kanı durdurmak için samimiyetle mücadele ediyoruz."

"NEREDE BİR KARDEŞİMİZ VARSA HAKLARINI SAVUNUYORUZ"

Erdoğan, Türkiye'nin Türk dünyasıyla ve diğer ülkelerle ilişkilerine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

"Balkanlardan Türk cumhuriyetlerine, nerede bir kardeşimiz, soydaşımız, dostumuz varsa her platformda haklarını en güçlü şekilde savunuyoruz.

Komşularımızdan başlayarak hemen her ülkeyle dostane ilişkiler, karşılıklı saygıya dayalı iyi ilişkiler tesis etmenin gayretindeyiz. Bununla kalmıyor, uzun yıllar farklı sebeplerle kısıtlı münasebetlerimizin olduğu ülkelerle yeni ortaklıklar kurmaya ağırlık veriyoruz.

Son toplantımızdan bu yana uluslararası ilişkiler bağlamında Türkiye'nin etki alanını genişleten gelişmelere hep beraber şahitlik ettik."

600.jpg

KAMBOÇYA VE KANADA İLE YENİ ANLAŞMALAR

Son dönemdeki diplomatik temasları değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kamboçya ve Kanada ile yapılan anlaşmalara değindi:

"16 Ekim'de Kamboçya Başbakanı ve heyetini ağırladık. Yatırımlar, enerji, eğitim, sanayi ve savunmaya uzanan geniş bir iş birliği imkânlarını ele aldık. İki ülke arasında imzalanan Askeri Çerçeve Anlaşması, yeni dönemde Kamboçya ile ilişkilerimizin istikametini belirleyen bir referans oldu.

Attığımız bir diğer tarihi adım, Kanada Başbakanı Sayın Carney ve heyetinin ülkemize gerçekleştirdiği resmî ziyaretti. Kanada ile 83 yıllık diplomatik ilişkilerimizde bir dönüm noktası teşkil eden bu ziyareti, münasebetlerimizi stratejik ortaklık seviyesine yükselterek adeta taçlandırdık.

Ayrıca savunma, hava ulaştırma ve enerji alanlarında iş birliğimizi güçlendirecek üç yeni anlaşma imzaladık. Ticaret ve yatırımlarımızı artırmak üzere Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yıl bitmeden başlanması konusunda mutabık kaldık.

Şu anda 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi önce 5 milyar dolara, devamında ise 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz."

Erdoğan, İstanbul'da düzenlenen 9. Arabuluculuk Konferansı ve dışişleri bakanları toplantılarına da değinerek Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'i çarşamba günü Ankara'da ağırlayacaklarını belirtti.

"LİBYA MUTABAKATI BÜYÜK BİR ADIM"

Libya Temsilciler Meclisi'nin Türkiye ile 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması mutabakatını onaylamasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Biz gerek iç siyasete gerekse dış siyasete günlük kazanımların ötesinde köklü devlet geleneğimizin zaviyesinden bakıyoruz. Yüzü kurtarmanın değil, istikbali inşa etmenin peşindeyiz. Bunun en somut örneği Libya politikamızdır.

En zor zamanlarında kardeş Libya halkının yanında dimdik durduk. Kardeşlik hukukumuzun gereğini yerine getirmeye çalıştık.

Biliyorsunuz, 27 Kasım 2019 tarihinde Libya Millî Mutabakat Hükûmeti ile stratejik önemi haiz deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatı imzalamıştık. Bu mutabakat, Türkiye ve Libya'nın Doğu Akdeniz'deki meşru haklarını garanti altına alan büyük bir adım olmuştur.

Geçen hafta güzel bir gelişme daha yaşandı. Mutabakat, Libya Temsilciler Meclisi tarafından oy birliğiyle onaylandı.

Oy birliğinin yanı sıra şurası ayrıca takdire şayandır: Türkiye'nin ilk günden beri savunageldiği tek Libya, tek devlet ilkesinin mutabakat özelinde vücut bulması gerçekten çok kıymetlidir."

600-22.jpg

"LİBYA'DA SİYASİ FARKLILIKLARA RAĞMEN ORTAK HAREKET EDİLDİ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya parlamentosunun aldığı kararın önemine ilişkin şunları söyledi:

"Kararın bir diğer önemli yönü, Libyalı kardeşlerimizin siyasi farklılıklarına rağmen millî menfaatlerine dair hususlarda müşterek hareket etmesidir. Bu ruhun gelişmesini, Libya'nın müreffeh ve güvenli geleceği adına son derece umut verici buluyorum.

Şunu burada tüm kalbimle ifade etmek istiyorum. Biz huzura, refaha, güvenliğe giden yolun birlik ve beraberlikten geçtiğine inanıyoruz. Bunun için coğrafyamızın tamamında ihtilafları azaltmanın, ittifakları büyütmenin samimi çabası içindeyiz.

Türkiye olarak ne Libya'da ne de bir başka İslam beldesinde ayrılık, gayrılık görmek istemiyoruz. İnşallah bu arzumuz Libya'da da kuvveden fiile geçecektir. Türkiye, bunun için tüm aktörlerle diyalog içinde olmaya devam edecektir.

Mutabakatın onaylanması sonrasında Avrupa Birliği başta olmak üzere verilen tepkilerin hiçbir meşru gerekçesi yoktur."

"DOĞU AKDENİZ'DE BİRİLERİNE GOL ATMANIN PEŞİNDE DEĞİLİZ"

Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikasına ilişkin konuşan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Bizim Doğu Akdeniz'le ilgili politikamız çok nettir. Biz Doğu Akdeniz'de, tabiri caizse, birilerine gol atmanın peşinde değiliz. Sadece deniz yetki alanı, hak ve menfaatlerimizi korumanın derdindeyiz.

Anlaşmazlıkların barışçıl yöntemlerle ele alınmasını ve bütün kıyıdaşlarla diyalog yoluyla çözülmesini savunuyoruz. Avrupa Birliği başta olmak üzere tüm aktörlerin de aynı yapıcı iradeyi sergilemelerini bekliyoruz.

Bir kere şunu herkes bilmeli. Gerçeklerden kopuk agresif söylemlerin hiç kimseye faydası olmaz. Türkiye, bu tür söylemlere prim veren, onlara göre politika belirleyen bir ülke zaten değildir.

Bizim siyasette de dış politikada da tek pusulamız Türkiye'nin çıkarlarıdır. Ucunda bedel ödemek dahi olsa Türkiye için, Türk milleti için doğru olanı, hayırlı olanı yapmakta asla tereddüt göstermeyiz."

rdogan-5.jpg

"TÜRKİYE İLE LİBYA'NIN ORTAK İRADESİNE SAYGI GÖSTERİLMELİ"

Erdoğan, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki haklarına ilişkin değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'yi Doğu Akdeniz'den dışlamaya çalışanlara, ülkemiz ile Libya'nın ortak iradesine saygı gösterilmesini beklediğimizi tekrar hatırlatıyorum.

Libya Temsilciler Meclisi'ndeki kardeşlerimize ve kardeş Libya halkına en kalbi selamlarımı yolluyorum. Rabbim dayanışmamızı daim eylesin, diyorum.

Bu vesile ile aynı mutabakat dolayısıyla bizi kıyasıya eleştiren siyasetçilerin bugün hakkımızı teslim eder noktaya gelmelerini Türk dış politikası adına ve Türk siyasetinin geleceği adına kıymetli bulduğumu ifade etmek isterim.

Bakınız, daha önce de söyledim. Siyaseti demokratik zeminde, mutabakat içinde rekabetten çıkarıp adeta bir husumetliler kavgasına dönüştürmek, yanlış olduğu kadar tehlikeli bir yaklaşımdır."

"TÜRKİYE SOKAĞA TESLİM EDİLECEK BİR ÜLKE DEĞİLDİR"

İç siyasete ilişkin değerlendirmelerinde muhalefeti eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Son günlerde muhalefetin diline doladığı, kime ve neye hizmet ettiği belli olmayan ama Türkiye'ye hizmet etmediği çok aşikâr olan savaş jargonunu bu sorumsuzluğun en bariz örneklerinden biri olarak görüyorum.

Türkiye, hamdolsun, her karışında sulhü sükûnun hâkim olduğu bir ülkedir. Türkiye, 86 milyonun birlik ve dirlik içinde kardeşçe yaşadığı, bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir.

Fakat Avrupa'nın kimi ülkelerinde yaşanan olaylardan cesaret alarak benzer bir teşebbüsün hayalini kuranlar varsa şunu bilsinler ki, Türkiye sokakta bulunmamıştır. Sokağa teslim edilecek bir ülke de değildir.

Basın özgürlüğü bahanesiyle hükûmetimize saldıranlar, suç bastırmaya çalışmadan önce, eğer yapabiliyorlarsa, çıksınlar, sarf ettikleri kirli ilişkileri açıklasınlar.

Kimse kusura bakmasın. Daha düne kadar meydanlarda basın kuruluşlarını, gazetecileri, televizyon kanallarını alenen tehdit edenler bize basın özgürlüğü dersi veremezler.

Bizim ne basın özgürlüğüyle ne de eleştirel seslerle bir sorunumuz vardır. Türkiye, medya çeşitliliği açısından dünyanın en ileri ülkelerinden biridir."

"HEPİMİZİN ÖNCELİĞİ TÜRKİYE OLMALIDIR"

Erdoğan, basın özgürlüğü ve siyasi sorumluluklara ilişkin açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Avrupa'da televizyon kanalı sayısı itibarıyla ülkemiz ilk sıralarda yer alıyor. Her görüşten yüzlerce televizyon kanalı, binlerce radyo kanalı ülkemizde özgürce yayın yapıyor.

Hakaret, yalan ve dezenformasyon içermediği sürece isteyen istediğini söylüyor, yazıyor, konuşuyor. Biz de bunu Türkiye'nin sosyolojik çeşitliliğinin bir sembolü olarak görüyor, farklı sesleri memnuniyetle karşılıyoruz.

Ama dünyanın bütün demokratik ülkeleri gibi Türkiye de alengirli ilişkiler üzerinden kendisine operasyon çekilmesine müsaade etmez, edemez.

Şu temel hakikati tekrar hatırlatmak isterim. Bizler ister iktidarda ister muhalefette olalım, hepimiz ülkeye ve millete hizmet etmekle mükellef insanlarız.

Makamlarımız, unvanlarımız, bugün sahip olduğumuz payelerin tamamı milletimizin kendisine hizmet için bizlere verdiği vasıtalardan ibarettir.

Hepimizin önceliği Türkiye olmalıdır. Ülkemizin huzuru ve istikrarı olmalıdır. Millet olarak uzun yıllar sonra çok zor yakaladığımız istikrar ve güven ortamını bozmak için ellerini ovuşturanlara fırsat vermemeliyiz."

2027 BÜTÇESİ: 27 TRİLYON LİRALIK GİDER ÖNGÖRÜLÜYOR

2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Teklifi'nin TBMM'ye sunulduğunu belirten Erdoğan, bütçe hedeflerini şöyle açıkladı:

"2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Teklifimizi geçen hafta Gazi Meclisimizin takdirine sunduk.

2027 yılında bütçe giderlerini 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerini ise 23 trilyon 408 milyar lira olarak hesaplıyoruz.

Toplumsal refahı ve sosyal adaleti merkeze alarak 2027 yılı bütçesi ile ülkemizin refahını artıracak ve ekonomimizi dış şoklara karşı daha dayanıklı hale getireceğiz.

Makroekonomik istikrarımızı koruyacak, dezenflasyon sürecini hızlandıracak ve kamu kaynaklarını daha etkin kullanacağız.

Tüm bunları yaparken ekonomide kırmızı çizgimiz olan yatırım, istihdam, üretim ve ihracatımızı güçlendireceğiz."

KENTSEL DÖNÜŞÜM VE SOSYAL KONUTA AYRILAN KAYNAK ARTIRILDI

Deprem bölgesine yönelik harcamalara ve kentsel dönüşüm yatırımlarına değinen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Şehirlerimizi deprem başta olmak üzere doğal afetlere karşı dirençli hale getirmekte kararlıyız. Bunun için 2027 yılı bütçemizde kentsel dönüşüm ödeneklerini yüzde 176 artırarak 276 milyar liraya çıkardık.

Sosyal konut ödeneğini yüzde 150 artırarak 250 milyar liraya yükselttik. Deprem hasarlarının giderilmesi ve afetlere karşı dayanıklılığın artırılması amacıyla 2027 bütçesinde 769 milyar lira ayırdık.

2026 yılı sonu itibarıyla depremden etkilenen illerimiz için yaptığımız harcama, güncel fiyatlarla 5,4 trilyon liraya ulaştı.

Milletimize söz verdiğimiz şekilde 11 ilimizde 455 bin konut ve iş yerini hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik."

"2027'DE YÜZDE 4,2 BÜYÜME BEKLİYORUZ"

Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme, istihdam ve işsizlik beklentilerini paylaşan Erdoğan, şunları söyledi:

"Bir diğer önceliğimiz sağlıklı büyümenin sürdürülmesidir. 2026'yı yüzde 3,3 büyümeyle tamamlamayı öngörüyoruz.

2027'de ise küresel görünüm ve dış talepteki iyileşmenin de etkisiyle bu oranın yüzde 4,2 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz.

Zorlu şartlara rağmen ihracatımızı ve turizm gelirlerimizi artırmaya devam ediyoruz.

Gelecek yıl istihdamın 657 bin kişi artmasını, iş gücüne katılım oranının yüzde 53,4'e yükselmesini, işsizlik oranının yüzde 8'e gerilemesini öngörüyoruz."

EĞİTİM VE SAĞLIĞA AYRILAN BÜTÇEYİ AÇIKLADI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2027 yılı bütçesinde eğitim ve sağlık harcamalarına ayrılan kaynakları şöyle anlattı:

"2027 bütçesinde yüzde 13,7 ile aslan payını yine eğitime verdik. Millî Eğitim Bakanlığımıza 2 trilyon 459 milyar liralık ödenek ayırdık.

Yükseköğretim dahil eğitim bütçemizi toplam 3 trilyon 747 milyar lira gibi rekor bir seviyeye taşıdık.

Sağlıkla ilgili hassasiyetimiz zaten biliniyor. Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanması için bu sene sağlığa 2 trilyon 134 milyar lira ödenek ayırdık.

Sosyal Güvenlik Kurumundan yapılacak harcamaları da eklediğimizde sağlığa ayrılan toplam miktar 4 trilyon 532 milyar lirayı buluyor."

"EMEKLİLERİ BİRAZ DAHA İYİLEŞTİRECEK MALİ İMKÂNLARI OLUŞTURUYORUZ"

Emeklilerin ekonomik koşullarına ilişkin de açıklamalarda bulunan Erdoğan, yıl sonuna kadar yeni bir yasal düzenleme yapılmasını hedeflediklerini söyledi.

Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Emeklilerimizin yaşadığı zorlukların farkında olduğumuzu daha önce ifade ettim. Bu konuda elimizden geleni yapmaya gayret ettik.

2027 bütçesinde başımızın tacı olan emeklileri biraz daha iyileştirecek mali imkânları oluşturuyoruz. Bunun için gerekli olan yasal düzenlemeyi TBMM'nin takdiri ile sene sonuna kadar hayata geçirmeyi arzuluyoruz."

SOSYAL YARDIMLAR VE ASGARİ ÜCRETTE VERGİ İSTİSNASI

Sosyal destekler ve çalışanlara yönelik vergi istisnalarına da değinen Erdoğan, şu açıklamayı yaptı:

"Ülkemizin ürettiği refahın toplumun her kesimine adil ve kapsayıcı biçimde ulaştırılması temel ilkemizdir.

Bu anlayışla bütçemizde sosyal yardım ve desteklemelere 1 trilyon 341 milyar lira ödenek ayırdık.

Yine 2022'de başlattığımız, asgari ücrete kadar tüm ücretleri vergi dışı tutma uygulamasını devam ettiriyoruz.

Bu kapsamda 2027'de vergi istisnası yoluyla çalışanlarımızın gelirlerine 1 trilyon 460 milyar lira katkı sağlıyoruz."

TARIM, SAVUNMA VE YATIRIM BÜTÇESİNE İLİŞKİN RAKAMLAR

Erdoğan, tarım ve savunma alanındaki harcama hedeflerine ilişkin şunları söyledi:

"Tarım, ülkemiz için stratejik önemi yüksek bir sektördür. Tarıma toplam 1 trilyon 305 milyar lira, reel sektör desteklerimize ise tarımsal krediler sübvansiyon desteği hariç 658 milyar lira ayırdık.

2 trilyon 206 milyar lirası savunma, 1 trilyon 248 milyar lirası iç güvenlik olmak üzere savunma ve güvenlik harcamalarımız için toplam 3 trilyon 454 milyar lira belirledik.

Büyükşehir ve diğer belediyelerimiz ile il özel idarelerimize ise 2 trilyon 384 milyar liralık kaynak tahsis ettik.

2027 yılı bütçemizin yüzde 10,4'üne karşılık gelen 2 trilyon 849 milyar lirayı ise yatırımlara ayırdık. Yeni bütçemizin şimdiden ülkemiz ve milletimiz için hayırlı uğurlu olmasını diliyorum."

"İRAN'A SALDIRI İHTİMALİ AKARYAKIT FİYATLARINI YÜKSELTTİ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgesel gelişmelerin ekonomiye etkilerine de değinerek İran'a yönelik olası saldırıların doğurabileceği sonuçlara dikkat çekti.

Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Komşumuz İran'a saldırı ihtimalinin yoğunlaşması akaryakıt fiyatlarının yükselmesine neden olmuştur.

Temennimiz bölgemizi yeni bir şiddet sarmalına sürükleyecek her türlü adımdan uzak durulmasıdır.

Biz bölgemizde yeni gerilim ve çatışma alanları görmek istemiyoruz. Biz başkalarının çıkarttığı savaşın bedelini de ödemek istemiyoruz.

Her ne kadar ekonomimiz, bölgemizi sürekli diken üstünde tutan bu büyük badireyi mümkün olan en az hasarla atlatacak kapasiteye sahip olsa da bölgemizin en büyük ihtiyacı artık istikrar ortamının egemen olmasıdır."

"AYDINLIK YARINLARIMIZI BİRLİKTE İNŞA EDECEĞİZ"

Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrasındaki konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

"Asırlardır medeniyetlere ev sahipliği yapmış, insanlık tarihine yön vermiş bu kadim coğrafya barışı, istikrarı, güvenliği fazlasıyla hak etmektedir.

Bizim için burada önemli olan, istikrarı kaybetmeden, rotadan şaşmadan, tempomuzu düşürmeden bu yolda gayretlerimizi artırarak sürdürmektir.

Bugün farklı sebeplerle yaşadığımız zorlukları elbette aşacağız. Birbirimize inanıp güvenerek inşallah aydınlık yarınlarımızı birlikte inşa edeceğiz.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Kabine Toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum, kalın sağlıcakla."

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN