SELİN IŞIK
20 Haziran'da Orman Kanunu’na eklenen madde ile orman kadastrosu nedeniyle tapusu iptal edilen ya da orman sınırında kalan vatandaşlara tapulu taşınmazların iadesi kararı alındı. Ancak maddeye sonradan eklenen "mübadele anlaşmaları kapsamındaki yerler" ibaresiyle Lozan Mübadilleri bu haktan mahrum edildi. 1923-1924’te Türkiye’deki Rum nüfusla yer değiştiren muhacirlerin torunları Lozan Antlaşması gereğince kendilerine verilen toprakları kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldı. Hukukçu Erol Uzsoy maddenin alenen mülkiyet hakkı ihlali olduğunu belirtti.
NEDEN DIŞLANDIĞIMIZI ANLAMAK İSTİYORUZ
Lozan Mübadilleri Vakfı’ndan Esat Halil Ergelen, eşitlik ilkesine aykırı düzenlemenin ayrımcılık yarattığını söyledi. Düzenlemeden etkilenen aile ve arazi sayısıyla ilgili bir veriye ulaşamadıklarını ancak 100 sivil toplum kuruluşuyla birlikte bir bildiri hazırladıklarını belirtti. Haklarını hukuki yollardan arayacaklarını kaydederek bu durumun ‘ikinci sınıf vatandaş’ gibi hissetmelerine yol açtığını söyledi. “Bu yasa sanki bize ‘siz bu ülkenin bir parçası değilsiniz’ der gibi bir mesaj veriyor. Neden dışlandığımızı anlamak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

BU AYRIMCILIĞIN GEREKÇESİ NE
Orman sınırları içerisinde kalan tapulu arazilerin hak sahiplerine iadesi için yapılan yasal düzenlemede, Lozan mübadilleri kapsam dışında bırakıldı. 1923’te Lozan Antlaşması gereği ata topraklarını geride bırakarak Türkiye’deki Rum nüfusla yer değiştiren muhacirlerin torunları şimdi de Türkiye’deki topraklarını kaybetme riskiyle karşı karşıya.
20 Haziran 2026’da Orman Kanunu’na eklenen madde ile orman kadastrosu nedeniyle tapusu iptal edilen ya da orman sınırında kalan vatandaşlara tapulu taşınmazlarının iade edilmesinin yolu açıldı. Ancak yeni yasal düzenleme Lozan mübadilleri için büyük bir hak mağduriyetine dönüştü. Orman içinde kalan şahıs tapularına geçerlilik imkânı getiren yasa maddesine sonradan eklenen “mübadele anlaşmaları kapsamındaki yerler” ibaresiyle mübadiller bu haktan mahrum bırakıldı.
‘İKİNCİ SINIF VATANDAŞ GİBİ HİSSEDERİZ’
Lozan Mübadilleri Vakfı’ndan Esat Halil Ergelen, yasada Lozan mübadillerinin kapsam dışı bırakılmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ve bundan tek bir ailenin etkilenmesinin dahi ayrımcılık olacağını belirtti. Düzenlemeden etkilenen aile ve arazi sayısı üzerine net bir veriye ulaşamadıklarını belirten Ergelen, 100 sivil toplum kuruluşuyla beraber bildiri yayımlayacaklarını söyledi. Yapılacak ortak basın açıklamasının ardından mecliste grubu bulunan siyasi partilerle temas ederek konunun Anayasa Mahkemesi’ne taşınmasının amaçlandığını açıklayan Ergelen, hukuki yollardan da bir sonuç alınamazsa Mübadil ailelerinin kendilerini “ikinci sınıf vatandaş” gibi hissedeceklerinin de altını çizdi. “Neden dışlandığımızı anlamak istiyoruz” diyen Ergelen, maddi kayıptan ziyade “eşit bir yurttaş değilsiniz” tavrının yaralayıcı olduğunu dile getirdi.
‘BU ÜLKEYE AİT DEĞİLSİNİZ MESAJI MI?’
Uluslararası arenada mübadelenin acı boyutuna sıkça değinildiğini söyleyen Ergelen, şöyle devam etti: “Kimse mübadelenin insani sonuçlarına dönük bir iyileştirmeye yanaşmıyor. Uzun süredir ilk defa doğrudan mübadillere dönük bir ayrımcılığa maruz kalmak bizi gerçekten yaraladı. Yunanistan’da Rum mübadiller kendilerini sığınmacı olarak görüyor. Biz ise kendimizi bu ülkenin asli bir parçası olarak görüyoruz. Ama bu yasa sanki ‘değilsiniz’ der gibi bir mesaj veriyor. Biz hem haklarımıza hem hukukumuza sahip çıkacağız.”
‘ORADAKİ TOPRAKLARININ ONDA BİRİ BURADA VERİLDİ’
Topraklarının tapusunu almak için hukuki yollara başvuran mübadil torunlarından biri ise geçmişte büyüklerinin Türkiye’ye geldiklerinde zor şartlar altında geçimlerini sağladıklarını anlattı. Özellikle Selanik sancağından gelen göçmenlere oradaki topraklarının ancak onda biri kadar arazinin Türkiye’de verildiğini hatırlattı.
‘MÜLKİYET HAKKINA DA EŞİTLİK İLKESİNE DE AYKIRI’
Hukukçu Erol Uzsoy ise durumun hukuki boyutuyla ilgilenirken, eşitlik prensibine aykırı bir durumun olduğunu ve yargıya taşınması halinde maddenin iptal edilebileceğini söyledi. Maddenin alenen mülkiyet hakkını ihlal ettiğini belirterek, kararın gerekçesi üzerine henüz bir yorum yapılamayacağını ekledi. Türkiye ve Yunanistan arasındaki mübadele anlaşmasında muhacirlere ata topraklarında bıraktıkları mülklerinin karşılığı olarak Rumlardan kalan arazilerin verildiğini anlatan Uzsoy, şimdi artık mübadillerin ellerindeki mülklerin geri alınmış olacağını ve bunun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu vurguladı.
TÜRKİYE TAZMİNAT KARARIYLA KARŞILAŞABİLİR
İtiraz için Anayasa Mahkemesi’ne gidilmesi durumunda yasa maddesinin iptal edilmesi olasılığının yüksek olduğunu söyleyen Uzsoy, iptal edilmemesi halinde AİHM kararıyla Türkiye’nin tazminatla karşılaşabileceğini ekledi: “AİHM’de ancak tazminata hükmedebiliyorsunuz. Bu durumda tapuların iadesi gibi bir karar verilmez ama devlet, yaşanan hak ihlali karşısında malların değeri kadar bir tazminat ödemek durumuyla karşılaşabilir.”
‘31 ARALIK’A KADAR BAŞVURU YAPMAZLARSA HAKLARINI KAYBEDECEKLER’
Çıkarılan yasal düzenlemeyle tapulu toprakları ellerinden alınan mübadillerin, “Devlet bizim hakkımızı yemez, bizi mağdur etmeyecektir” diyerek yıllarca beklediklerini söyleyen bir mübadil torunu, topraklarını kaybetmeyle karşı karşıya kalanlara şu çağrıda bulundu: “Şu an yapılması gereken en önemli şey herkesin CİMER’e birer dilekçe vermesi ve toplumun bilinçlenmesi. Kimsenin bu durumdan haberi yok ne kanundan ne de haklarını kaybedeceklerinden haberleri var. Tarım ve Orman Bakanlığına, Milli Emniyet Müdürlüğüne ve her yere yazılı başvurularını yapsınlar. 31 Aralık 2026’ya kadar başvuru yapmazlarsa toprak haklarını kaybedecekler.”
