Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan temmuz ayı verilerine göre, tüketici fiyatları aylık bazda yüzde 1,78, yıllık bazda ise yüzde 31,75 artış gösterdi.
Piyasa beklentilerinin altında kalan resmi veriler doğrultusunda yıllık fiyat artış hızındaki yavaşlama mayıs ayından bu yana sürüyor.
Ancak oranlardaki bu gerileme, dar gelirlinin satın alma gücünün toparlandığı anlamına gelmiyor; aksine yıl başından bu yana sabit kalan ücretler, kesintisiz devam eden fiyat artışları karşısında her geçen gün daha fazla eriyor.
En zengin yüzde 1'lik kesim, ülkedeki 100 TL'lik toplam servetin 35 TL'sini tek başına alıyor
ASGARİ ÜCRETİN ALIM GÜCÜNDEN 5 BİN 600 TL SİLİNDİ
Temmuz ayında asgari ücrete herhangi bir ara zam yansıtılmadığı için ocak ayında 28 bin 75 TL olarak belirlenen net taban gelir yıl sonuna kadar değişmeyecek.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri ise tüketici fiyatlarının yılın ilk 7 aylık diliminde yüzde 19,86 oranında yükseldiğini ortaya koyuyor.
Bu hesap dikkate alındığında, net asgari ücretin ocak ayındaki satın alma gücünü muhafaza edebilmesi adına temmuz ayı itibarıyla yaklaşık 33 bin 650 TL düzeyine çıkması gerekiyordu; mevcut ücret ile gereken gelir arasındaki fark yaklaşık 5 bin 600 TL oldu.
GELİR DAHA İLK GÜNDEN AÇLIK SINIRININ ALTINDA KALDI
Taban aylıktaki kayıp yalnızca son 7 ayın tablosundan kaynaklanmıyor; net ücret açıklandığı ilk gün dahi dört kişilik bir ailenin dengeli beslenme maliyetini karşılayamadı.
Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) araştırmasına göre, dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık asgari gıda harcaması tutarı o dönem 29 bin 828 TL seviyesinde yer alıyordu.
Buna karşılık 2026 yılı için belirlenen net 28 bin 75 TL, daha ilk andan itibaren mutfak masraflarını bile karşılamaktan uzak kaldı.
Borç batağındaki hanelere nefes aldırmayan düzen, bankalara trilyonlarca lira gelir akıttı
BİRLEŞİK KAMU-İŞ: YOKSULLUK SINIRI 117 BİN TL'Yİ AŞTI
Yıl içinde ücret sabit kalırken temel gereksinimlerin maliyeti yukarı yönlü seyrini aralıksız sürdürdü.
Birleşik Kamu İşgörenleri Sendikaları Konfederasyonu (Birleşik Kamu-İş) temmuz ayı araştırmasına göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 38 bin 216 TL düzeyine, yoksulluk sınırı ise 117 bin 336 TL seviyesine çıktı.
Net asgari ücret böylece açlık sınırının yaklaşık 10 bin TL gerisine düştü.
Tabloyu değerlendiren araştırmacılar, "Bugün tek asgari ücret, dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenme harcamasını dahi karşılamıyor; yoksulluk sınırı ise bu ücretin dört katını aşıyor" değerlendirmesinde bulunuyor.
ÇALIŞANLARIN YARISI ASGARİ ÜCRETLE GEÇİNMEYE ÇALIŞIYOR
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) mikro verileri üzerinden gerçekleştirilen hesaplama, gelir krizinin tabanını gözler önüne seriyor.
Araştırma sonuçlarına göre ülkedeki yaklaşık her iki ücretli çalışandan biri asgari ücret ya da bu tutara çok yakın bir kazanç elde ediyor.
Bu nedenle taban aylıkta yaşanan satın alma gücü kaybı sadece dar bir grubu değil, milyonlarca emekçiyi doğrudan etkileyerek genel refah seviyesini aşağı çekiyor.
Mutfaktaki korkunç fatura: 5 yıl önceki aynı market sepeti bugün 22 kat pahalıya doluyor
GIDA FİYATLARI GENEL ENFLASYONA YAKLAŞIK 6 PUAN FARK ATTI
Enflasyonun haneler üzerindeki yıkıcı etkisi, manşet orandan çok mutfaktaki ve barınmadaki fiyat hareketleriyle hissediliyor.
Temmuz ayında gıda ve alkolsüz içecekler grubu yıllık bazda yüzde 37,53 yükseliş kaydetti.
Bu veri, yüzde 31,75 düzeyindeki genel oranın yaklaşık 6 puan üzerinde gerçekleşti.
Gıda kalemi, 8,94 puanlık pay ile yıllık artışa en yüksek katkıyı veren harcama grubu oldu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Hanehalkı Bütçe Araştırması verilerine göre en düşük gelir grubunda konut ve kira harcamalarının payı yüzde 38,7, gıdanın payı ise yüzde 29,2 seviyesinde seyrediyor.
ZORUNLU GİDERLER EĞİTİM VE SAĞLIK HARCAMALARINI KISTI
Gelirin tamamına yakını beslenme ve kiraya gittiği için gıda fiyatlarındaki her sıçrama, dar gelirli ailelerin bütçesinde ağır yaralar açıyor.
Yaşanan tablo ailelerin harcama tercihlerini zorunlu olarak değiştiriyor; bütçenin büyük bölümü zorunlu ihtiyaçlara ayrılırken eğitim, sağlık, giyim, kültür ve sosyal yaşam masrafları erteleniyor veya tamamen kısılıyor.
Yıllık fiyat artışlarında en yüksek oran yüzde 44,18 ile eğitim grubunda görülürken, eğitimi yüzde 43,89 ile sağlık, yüzde 40,32 ile konut ve yüzde 37,53 ile gıda takip etti.
Aylık bazda ise sağlık yüzde 10,74 artışla ilk sıraya yerleşti; ulaştırma yüzde 2,59, lokanta ve oteller yüzde 2,28, konut yüzde 2,25 ve gıda yüzde 1,61 oranında yükseldi.
Avrupa'da gıda ucuzlarken Türkiye en yakın ülkeye 8 kat fark attı
AĞUSTOS AYI KİRA ARTIŞ TAVANI YÜZDE 31,90 OLDU
Temmuz verilerinin netleşmesiyle birlikte ağustos döneminde yenilenecek kira sözleşmelerinde uygulanacak yasal tavan artış oranı da kayıtlara geçti.
Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) on iki aylık ortalamalarına göre hesaplanan kira artış oranı yüzde 31,90 oldu.
Orandaki sınırlı gevşeme kiraların ucuzladığı anlamı taşımıyor; mülk sahipleri sözleşme yenilerken mevcut bedelleri bu orana kadar artırma hakkını kullanıyor.
Bu nedenle yıllık oranlardaki gerilemeye karşın barınma giderleri aile bütçelerindeki baskısını eksiksiz koruyor.
İSTANBUL'DA ORTALAMA KİRA BEDELİ 46 BİN 630 TL'YE ÇIKTI
Gayrimenkul değerleme platformu Endeksa verilerine göre Ağustos 2026 itibarıyla Türkiye genelinde ortalama konut kira bedeli 28 bin 249 TL seviyesine ulaştı.
Ortaya çıkan tablo, tek bir net asgari ücretin ülke genelindeki ortalama konut kirasını bile karşılamaya yetmediğini belgeliyor.
Büyükşehirlerde ise durum çok daha ağır bir tablo sergiliyor; ortalama kira tutarı başkent Ankara'da 34 bin 769 TL, İzmir'de 32 bin 685 TL, megakent İstanbul'da ise 46 bin 630 TL düzeyine fırlıyor.
İTO'nun enflasyon hesabı şaştı: Ay ortalaması yerine ay sonu hesabı yapılarak oran düşük çıkarıldı
ENAG TEMMUZ AYI ENFLASYONUNU YÜZDE 50,49 AÇIKLADI
Resmi kurumların paylaştığı veriler, hesaplama yöntemleri ve fiyat toplama teknikleri nedeniyle kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.
Çünkü bu oranlar maaş ayarlamalarından kiralara kadar pek çok mali düzenlemede temel dayanak kabul ediliyor.
Bağımsız ekonomistlerin kurduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verilerine göre tüketici fiyatları temmuz ayında aylık yüzde 3,07, yıllık bazda ise yüzde 50,49 oranında yükseldi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ise aynı dönem için aylık artışı yüzde 1,78, yıllık artışı yüzde 31,75 şeklinde duyurdu.
ETİKETLER YÜKSELİRKEN SABİT GELİRLİNİN ÇİLESİ BİTMİYOR
İki farklı kurumun kullandığı veri havuzu ve teknikler ayrışsa da her iki çalışma etiketlerin yukarı gitmeyi sürdürdüğünü somut biçimde ortaya koyuyor.
Manşet enflasyondaki kısmi yavaşlama, halkın maruz kaldığı hayat pahalılığının azaldığı anlamına kesinlikle gelmiyor.
Fiyatlar kesintisiz yükselmeye devam ederken gelirler yıl başından bu yana yerinde saydığı için satın alma gücü üzerindeki aşınma derinleşiyor.
Barınma ve gıda gibi yaşamsal harcamaların genel enflasyondan daha hızlı artması ise bu yükü dar gelirliler için taşınamaz hale getiriyor.
Fiyatı duyunca herkes dondu kaldı: Hastane büfesinde tek tostun bedeli dudak uçuklattı
