KKTC Girne- Mersin Taşucu seferini yapan Filo Jet'e ait 259 yolcu kapasiteli gemi, limandan ayrıldıktan 5 kilometre sonra alabora olmuş, 239 kişi kurtarılırken, 8 kişi can vermişti. Feci olay sonrası hem kazanın oluş şekli, hem geminin durumu hem de kaza anında yolcuların tahliyesine ilişkin ortaya atılan iddialar dehşete düşürdü. Faciada kayıp olan 20 kişiyi arama çalışmaları sürerken Girne Kaza Mahkemesi geniş çaplı soruşturma başlattı. Gözaltına alınan kaptan M.Ö'nün yanı sıra 7 mürettebat ve bir şirket çalışanı için tutuklama kararı verildi.
SEFER İZNİ VERENLER AÇIĞA ALINDI
Bölgede etkili olan 'ölü dalga' nedeniyle bir gün önce seferler iptal edilirken, aynı şartlara rağmen ertesi gün sefere çıkan Kaptan M.Ö ifadesinde seyir kararını savundu. Dalgalar sonucunda geminin ön tarafının kopmasıyla birlikte alabora olduğunu ve kazanın bu şekilde başladığını aktardı. Soruşturmayı derinleştiren mahkeme, geminin teknik ve güvenlik koşullarının yanı sıra mürettebatın kriz anındaki müdahalesi, yolcuların tahliye süreci, hava şartları ve sefere izin verilmesine ilişkin idari süreçleri mercek altına aldı.
YANIT BEKLEYEN İHMAL ZİNCİRİ
Kaptan, bir gün önce ‘ölü dalga’ gerekçesiyle iptal edilen sefere neden çıktı? 8Kaptan, hız limitini aştı mı? 8Kaza anında gemiyi ilk önce mürettebat mı terk etti? Yolcuların üzerine kapılar kilitlendi mi? Yeterli can yeleği yok muydu? 8Kalkışta su alan gemiyle neden yola devam edildi?
ÇOCUKLAR ANNE ELİMİZİ BIRAKMA DİYE HAYKIRDI
Olayda 12 yaşındaki kızı Saliha Miray ve 9 yaşındaki oğlu Mehmet Asaf Biçer'i kaybeden Ayten Biçer, "Tatile geldik, çocuklarımı bırakıp gidiyorum. Çocuklarım 'anne elimizi bırakma' diye haykırdı. Can yeleksiz gitti yavrularım. Balon gibi şeyler geldi, oraya ilk önce çalışanlar atladı" diyerek ihmallere tepki gösterdi.

İHMALLER ZİNCİRİ: GİRNE’DEKİ GEMİ FACİASINDA ‘ÖLÜ DALGA’ İDDİASI
8 kişinin can verdiği kazada kayıp sayısı 20’ye çıktı.. Kaptan M.Ö’nün yanı sıra mürettebat ile 1 şirket çalışanı, ‘tedbirsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek’ten tutuklandı. Bölgede etkili olan ‘ölü dalga’ya rağmen seyir kararı alınması ve aşırı sürat yüzünden geminin ikiye bölündüğü iddiaları dehşete düşürdü.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) Girne açıklarında yaşanan ve 8 kişinin hayatını kaybettiği gemi faciasına ilişkin soruşturma sürüyor. “Filo Jet” isimli yüksek hızlı yolcu deniz otobüsünün alabora olması sonrasında kaybolan 18 kişiyi arama kurtarma çalışmaları dün sabahın erken saatlerinde tekrar başladı. Deniz yüzeyinde ve çevresinde sürdürülen çalışmalara hava unsurları da destek verdi. Gözaltına alınan kaptan M.Ö’nün yanı sıra mürettebattan M.S, M.G, S.E, V.H, R.İ, Z.Ö. K.K, Filo Gemicilik çalışanı A.Ö. ve liman yetkilisi 2 kişinin de aralarında bulunduğu 14 zanlı, gün içinde iki kez Girne Kaza Mahkemesi’ne çıkarıldı.
TEKNİK İNCELEME TALEBİ
Şüphelilere “tedbirsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek” suçlaması yöneltildi. Kaptan ve mürettebatı, ifadelerinde “Dalgalar sonucunda geminin ön tarafının kopmasıyla birlikte alabora olduk. Meteoroloji verilerine göre çıkışta bir sorun yoktu. Gemi sertifikasyonunda da hem seyir hem idari açıdan izinler mevcuttu” dedi. Mahkeme heyeti polisten, yolcuların çektikleri videolar, kaza anına ilişkin iddialarla görsellerin incelenmesini istedi. Teknik inceleme talep etti. Kaptan ve yardımcısıyla beraber 9 şüphelinin tutukluluğu 3’er gün uzatıldı. 5 kişinin ise, tutuksuz yargılanmasına hükmedildi. Bir sonraki duruşma, perşembe görülecek. Bu arada şirket hissedarlarının muhtemel sorumluluklarına ilişkin araştırmalar da devam ediyor.
FİBERGLAS MALZEME
25 yıllık tecrübesi bulunduğu belirtilen kaptan M.Ö’nün “Hava şartları normaldi” savunmasına rağmen olaya ilişkin “ölü dalga” iddiası ortaya atıldı. Uzmanlara göre; KKTC’de kazadan 1 gün önce hızı saatte 180 kilometreye ulaşan fırtına yaşandı. Rüzgâr ertesi sabah normal seyrine döndü ancak deniz çok dalgalıydı. ‘Ölü dalga’ şeklinde adlandırılan dalgalar, fiberglas malzemeden üretilen ve hızlı seyreden geminin altına vurunca facia meydana geldi. Pazar günü aynı güzergahta yolculuk yapan bir kişi, fırtınaya işaret ederek “Gemide yaklaşık bir saat bekletildik. Yola çıktıktan sonra korkunç bir fırtınanın içine girdik. Sürekli sarsıntılar vardı. Herkes çığlık atıyordu. Kusanlar, bayılanlar oldu. İçerisi havasızdı. İkinci kaptan sürekli ‘Sorun yok, devam edeceğiz. Biz alışığız’ diyerek sakin olmamızı istedi. Hatta bir yolcu Sahil Güvenliği arayıp yardım istedi” diye konuştu. Öte yandan Liman Başkanlığı’nın geminin sefer yapmasına nasıl izin verdiği, kaptanın neden ısrarla yola devam ettiği, kaza anında kapıların yolcuların üzerine kilitlendiği iddiaları kara kutunun incelenmesiyle netleşecek.
GEMİYİ İLK TERK EDEN KAPTAN OLDU
Gemi faciasından sağ kurtulan bir yolcu “11.55’te hareket ettik. 12.02’de eşime video attım, ‘beşik gibi sallanıyoruz, alta dalga çarpıyor’ diye... 12.27’de gemi yan döndü” ifadelerini kullandı. Kaptan ve mürettebatın yolcuları bırakıp botlara geçtiğini öne sürdü. NTV’ye konuşan arama kurtarma çalışmalarında yer alan teknenin kaptanı Mustafa Koç da iddiayı doğruladı. Kaza sırasında kaptan ile ikinci kaptanın kendi teknesiyle sahile taşındığını anlatan Koç “İlk terk eden onlardı. Konuşma fırsatı olmadı. O kadar insanın içerisinde riskli olurdu. Ortalama 60-65 kişiyi alıp turizm limanına götürdük” dedi.
EŞİ VE ÇOCUĞU İÇİN KENDİNİ FEDA ETTİ
Kazada yaşamını yitiren Jandarma Uzman Çavuş Fahri Ateş’in fedakârlığı yürekleri burktu. İstanbul’da görev yapan Ateş’in eşi hemşireydi. Karısının tayini memleketi Mersin Erdemli’ye çıkınca ailecek buraya yerleştiler. Daha sonra KKTC’ye tatile gittiler. Ama dönüşte bindikleri gemi, Ateş ailesini sonsuza dek ayırdı. Çünkü Fahri Ateş, eşi ve çocuğunun güvenliği için can yeleği almak amacıyla geminin alt bölümüne indi, bir daha yukarı çıkamadı. Eşi ve evladı, sağ kurtarıldı.
‘LİMANA DÖNÜN’ DİYE DEFALARCA UYARDIK
Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır başkanlığındaki Yeni Parti heyeti, facianın ardından hastanede tedavileri süren yaralıları ziyaret etti. Murat Sapan adlı bir kazazede, o anları şöyle anlattı: “Tarifi yok. Can pazarıydı. Sorumlular, ‘dönün’ diye defalarca uyarıldı. Aldırış edilmediği için bu duruma gelindi. İki kız çocuğunun cesedi gördüm. Çok kötüydü.” Bir akrabası can veren ve bir akrabası da kayıp olan Ramazan Ünal da “İnsanları bile bile öldürdüler” diye feryat etti.
ELİMİZİ BIRAKMA ANNE
Faciada 12 yaşındaki kızı Saliha Miray ve 9 yaşındaki oğlu Mehmet Asaf Biçer’i kaybeden Ayten Biçer “Elimizi bırakma diye haykırdılar. Can yelekleri yoktu” diye gözyaşlarına boğuldu.
Filojet isimli yolcu gemisinde bulunan 12 yaşındaki Saliha Miray Biçer ile 9 yaşındaki Mehmet Asaf Biçer’den de haber alınamıyor. Kayıp kardeşlerin annesi Ayten Biçer, kriz merkezinde evlatlarından gelecek müjdeli haber bekliyor. Yaşadıklarını anlatan Biçer “Hatay’da yaşıyoruz. Girne’ye tatile geldik. Memlekete dönüyorduk. Şimdi çocuklarımı bırakıp gidiyorum” derken gözyaşlarını tutamadı. Kendisinin ve kocasının çevrede bulunan kişilerin yardımıyla kurtulduğunu belirten Biçer “Geminin içinde büyük bir karmaşa yaşandı. Çocuklarım ‘anne elimizi bırakma’ diye haykırdı. Dışarı çıkamadılar. Can yelekleri yoktu. Geminin içinde sıkışmış olabilirler. Üzerimize valizler düştü. Her taraf kayıyordu” ifadelerini kullandı. Olayı araştıran isimlerden Müfettiş Muavini Mehmet Mannaş ise, kaptan ve mürettebatın yolculara can kurtaran yeleklerini vermediklerini, çıkış için yardımcı olmadıklarını söyledi.
