Ekrem İmamoğlu, diplomasının iptaline ilişkin açtığı davada İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdare Dava Dairesi’nin istinaf başvurusunu reddeden kararını Danıştay’a taşıdı.
İmamoğlu’nun avukatları tarafından sunulan temyiz dilekçesinde, diploma iptali kararının siyasi gerekçelerle alındığı, hukuk güvenliği, idari istikrar ve kazanılmış haklara aykırı olduğu savunuldu. Dilekçede ayrıca yargılama sürecinde doğal hakim ilkesinin ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği belirtilerek yürütmenin durdurulması ve kararın bozulması talep edildi.
“GEREKÇESİZ KARAR”
Dilekçede, İstanbul Üniversitesi’nin 18 Mart 2025’te İmamoğlu’nun yatay geçişi, mezuniyeti ve diplomasını iptal ettiği hatırlatılarak kararın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine “yetkisiz ve hızlı şekilde” alındığı ileri sürüldü. Üniversitenin daha önceki resmi yazılarında yatay geçiş işleminin mevzuata uygun olduğunun belirtildiği ifade edildi.
27 Mart 2020 tarihli yazıda İmamoğlu’nun yatay geçiş şartlarını sağladığının kayda geçirildiği, 7 Ekim 2024 tarihli bilgi notunda da mezuniyet ve diplomanın hukuka uygun olduğunun ifade edildiği aktarıldı. Bu nedenle iptal kararının kamu yararı yerine siyasi gerekçelerle alındığı öne sürüldü.
Temyiz dilekçesinde, istinaf mahkemesinin yalnızca “kararın usul ve hukuka uygun olduğu” yönünde değerlendirme yaptığı, bunun yeterli gerekçe oluşturmadığı savunuldu. Mahkemenin davadaki temel iddiaları tartışmadığı ve gerekçeli karar hakkını ihlal ettiği ileri sürüldü.
HEYET DEĞİŞİKLİKLERİ VE “DOĞAL HAKİM” İDDİASI
Avukatlar, yargılama sürecinde hem ilk derece hem de istinaf mahkemesi heyetlerinde değişiklikler yaşandığını belirterek bunun doğal hakim ilkesine aykırı olduğunu savundu. Süreç boyunca ilk derece mahkemesi heyetinin birkaç kez değiştiği, istinaf aşamasında da başkan değişikliği olduğu ifade edildi.
Dilekçede, yaklaşık 35 yıl önce yapılan yatay geçiş sürecinin üniversite tarafından bilindiği, sahte belge ya da hile iddiası bulunmadığı belirtildi. Buna rağmen diplomanın yıllar sonra iptal edilmesinin hukuk güvenliği ve kazanılmış haklara aykırı olduğu savunuldu.
Avukatlar, Danıştay’ın istinaf kararını bozmasını, yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini ve dava konusu işlemin iptalini talep etti.
