İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 414 sanıklı İBB Davası'nın 26. gününe, İmamoğlu'nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan'ın "Brezilya" savunması damga vurdu. Pehlivan, Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva'ya kurulan kumpası ve Yargıç Sergio Moro örneğini hatırlatarak, davanın hukuki değil, yargının bir silah olarak kullanıldığı (lawfare) siyasi bir süreç olduğunu savundu. Pehlivan, savunmasında mahkeme heyetine ve yargı sürecine ilişkin sert eleştiriler yöneltti. Pehlivan, “Bu dava için bir araya getirildiğinizi herkes biliyor” diyerek heyetin oluşumuna dikkat çekerken, dosyada yaşanan hakim değişiklikleri ve savcılığın süreçteki rolü üzerinden yargılamanın işleyişini eleştirdi.
Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki 1 No'lu salonda, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen İBB Davası'nın 26. duruşmasında söz alan tutuklu avukat Mehmet Pehlivan, dikkat çeken bir savunmaya imza attı. Cezaevindeyken yazdığı "Yargı Silahı" adlı kitabına da atıfta bulunan Pehlivan, dünya tarihindeki siyasi hesaplaşmaların mahkemeler eliyle nasıl yürütüldüğünü anlatarak, iddiaların İBB dosyasıyla büyük benzerlikler taşıdığını öne sürdü.
"SİYASET DEĞİL, ADETA BİR SARAY ENTRİKASI YAZILDI"
Savunmasında, şu an Brezilya Devlet Başkanı olan Luiz Inácio Lula da Silva'nın 2018'deki başkanlık seçimleri öncesi maruz kaldığı yargı kuşatmasını detaylarıyla anlatan Pehlivan, o dönemki "üç villa davası" kurgusunu hatırlattı.
Pehlivan, "Lula, kamu ihalelerinden elde ettiği suç geliri karşılığında üç villa almış. Suçlama tanıdık geldi mi? Mensubu olduğu partiyi yolsuzluk gelirleriyle kontrol ettiği ve perde arkasından yönettiği söylendi. Sandıkta kazanmak kâfi görülmedi, bir de perde arkasında taht kurduğu iddia edildi. Siyaset değil, adeta bir saray entrikası hikâyesi yazıldı" ifadelerini kullandı.
"LULA'NIN AVUKATINI DA İTİRAFÇIYA BASKI İDDİASIYLA TUTUKLADILAR"
Lula'nın yargılandığı davada kendi avukatının da tıpkı şu an kendisinin yaşadığı gibi tutuklandığına dikkat çeken Pehlivan, "Avukatının ne için suçlandığını tahmin etmek ister misiniz? Avukat, itirafçının birine baskı yaptığı iddiasıyla tutuklandı. Lula’ya hakaret, ihale, rüşvet, kara para gibi konuları içeren 20’den fazla suçlama yapıldı. Savcılar suçlama yaparken Yargıç Sérgio Moro basına verdiği demeçte, Lula’ya karşı yürütülen soruşturmayı ‘yüzyılın en büyük yolsuzluk soruşturması’ olarak tanımladı" dedi.
"AŞIRI SAĞCI BOLSONARO, LULA'YI YARGILAYAN YARGICI ADALET BAKANI YAPTI"
Brezilya'daki davanın sadece itirafçı beyanlarına dayandırıldığını ve Lula'nın siyaset sahnesinden bu yolla çekildiğini belirten Pehlivan, süreci şu çarpıcı sözlerle özetledi: "Yargıç Sergio Moro, yalnızca itirafçı beyanlarıyla Lula’yı yargıladı ve mahkum etti. Ve Lula, 2018’de yapılan seçimlere katılamadı. Seçimleri Trump’ın desteklediği aşırı sağcı Bolsonaro kazandı. Bolsonaro ilk iş olarak, Lula’ya yönelik yargı taarruzunu yöneten Yargıç Sergio Moro’yu Adalet Bakanı atadı..."
2019 yılında sızdırılan yazışmalarla Yargıç Moro ve savcıların Lula'ya komplo kurduklarının kanıtlandığını, bunun üzerine mahkumiyetlerin bozulduğunu ve Lula'nın 2022'de yeniden Devlet Başkanı seçildiğini belirten Pehlivan, "Günün sonunda bütün yargı sürecinin siyasi bir komplo olduğu ortaya çıktı" dedi.
"İMAMOĞLU'NUN DOSYALARINDAKİ HAKİM DEĞİŞİKLİĞİ 13'Ü BULDU"
Brezilya örneğinin ardından eleştirilerini mevcut davaya ve mahkeme heyetine yönelten Avukat Pehlivan, davanın işleyişine ve yargı bağımsızlığına dair ağır iddialarda bulundu. Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı dosyalarda sürekli hakim değişikliği yaşandığını savunan Pehlivan, şunları kaydetti:
"An itibarıyla Sayın İmamoğlu’nun yargılandığı dosyalardaki hakim değişikliği sayısı 12'yi buldu. Sabah öğrendiğime göre 13 olmuş; hızla devam ediyor. Diploma davasına bakacak, istinaf incelemesini yapacak heyet başkanı Bursa'ya görevlendirilmiş. Siz de öylesiniz Sayın Heyet; değiştirilmiş değil ancak teşekkül edilmiş bir heyetsiniz. Bu salondaki herkes sizin bu dava için bir araya getirildiğinizi biliyor."
"SAVCILIĞIN AMİR GİBİ DAVRANMASININ İZAHI YOK"
İddianamenin mahkeme tarafından usulüne uygun okunmadan hızla kabul edildiğini ve sürecin bizzat savcılık tarafından kamuoyuna duyurulduğunu öne süren Pehlivan, savunmasını şu sert eleştiriyle tamamladı:
"Tek tük değil; onlarca iddianamenin iadesi sebebi varken bu iddianameyi iade etmediniz. Tutukluluğun devam edip etmediğini savcılık açıkladı. Duruşma tarihini savcılık açıkladı. Siz karar müzakere ederken, mübaşir karara kulak misafiri olsa ve siz tefhim etmeden önce söylese, o mübaşirin ekmeğini burnundan getirirsiniz. Mahkemenizin tarafsızlığı ve bağımsızlığı karşısında o mübaşir arkadaşla savcılık arasında ne gibi bir fark var? Bunun anlaşılır tek izahı yok."
Pehlivan'ın savunmasının tamamı şu şekilde:
"SİYASET DEĞİL, ADETA BİR SARAY ENTRİKASI HİKÂYESİ YAZILDI"
Duruşmada savunma yapan İmamoğlu'nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan, cezaevindeyken kaleme aldığı "Yargı Silahı" adlı kitabında anlattığı Brezilya'daki "lawfare" sürecini örnek verdi. Brezilya Devlet Başkanı Luiz İnacio Lula da Silva hakkında yürütülen yargı sürecini ayrıntılı şekilde anlatan Pehlivan, bu sürecin İBB dosyasıyla benzerliklerine dikkati çekti.
Pehlivan, Lula örneğinin yalnızca tarihsel bir vaka olmadığını, aynı yargı yöntemlerinin farklı ülkelerde benzer biçimlerde uygulandığını göstermek açısından önemli olduğunu ifade etti. Avukat Mehmet Pehivan, şöyle konuştu:
"Daha anlaşılabilir olması açısından yargının tüm bu yöntemleri kullanarak adeta bir silaha dönüştüğü en ünlü davayı, şu an Brezilya Devlet Başkanı olan Lula da Silva vakasını kısaca anlatmak gerekir. Lula’nın maruz kaldığı yargı sürecinin siyasi bir komplo olduğu bugün artık herkes tarafından bilinen, kabul edilen bir gerçektir. Brezilyalı bir siyasetçi olan Lula, 2002 yılında büyük bir destekle Brezilya Devlet Başkanı seçildi ve 2010 yılına kadar iki dönem bu görevi sürdürdü. Ancak 2016 yılında Lula, 2018 yılında yapılacak Başkanlık seçimlerinde yeniden Devlet Başkanlığına aday olacağını ilan etti. Adaylık ilanından hemen sonra Lula'ya yönelik bir yargı kuşatması
başlatıldı. Bu kuşatma öyle büyüdü ki 2016 yılı Mart ayında, Yargıç Sérgio Moro, yolsuzluk soruşturması kapsamında Lula’nın yüzlerce polis eşliğinde gözaltına alınmasına karar verdi. Lula’ya yöneltilen suçlamalar neydi?
Lula'ya isnat edilen ilk suçlama Brezilya'da 'üç villa davası' olarak anılmaktadır. Evet, üç villa davası! İddiaya göre Lula, kamu ihalelerinden elde ettiği suç geliri karşılığında üç villa almış. İnanılır gibi değil… Suçlama tanıdık geldi mi? Merak edenler için hemen söyleyeyim bu suçlamanın siyasi bir komplo olduğu ispatlandı. Lula’ya yöneltilen bir diğer suçlama, mensubu olduğu Brezilya İşçi Partisi’ni yolsuzluk gelirleriyle kontrol ettiği ve perde arkasından yönettiğidir. Evet, sahiden bu suçlama yöneltildi, üyesi olduğu partiyi 'içeriden ele geçirme' planı yaptığı ileri sürüldü. Sandıkta kazanmak kâfi görülmedi, bir de perde arkasında taht kurduğu iddia edildi. Siyaset değil, adeta bir saray entrikası hikâyesi yazıldı. Lula'nın oğlu da suçlamalardan nasibini aldı. Oğul Luis'e yöneltilen suçlama da tanıdık. Luis'in kurduğu şirkete yatırdığı para suçlama konusu yapıldı.
"LULA’YA KARŞI YÜRÜTÜLEN SORUŞTURMAYI, ‘YÜZYILIN EN BÜYÜK YOLSUZLUK SORUŞTURMASI’ OLARAK TANIMLADI"
Gelelim Lula'nın avukatına… Evet ona da suçlama yapıldı, o da tutuklandı. Avukatının ne için suçlandığını tahmin etmek ister misiniz? Lütfen deneyin, tahmin etmesi zor değil. Neyse, ben söyleyeyim. Avukat, itirafçının birine baskı yaptığı iddiasıyla tutuklandı.
Tam şu an herkesin aklına gelen o soruyu biliyorum. Lula’nın diplomasının akıbetini? İptal ettiler mi? Merak edenleriniz için cevaplayayım. Lula’nın diplomasını iptal etmemişler. Daha doğrusu Lula’nın üniversite diploması Yokmuş. Olsaydı ederler miydi? Yoksa, yok yahu, o kadarı da kör göze parmak sokmak olur mu derlerdi bilemiyorum.
Lula’ya, hakaret, ihale, rüşvet, kara para gibi konuları içerir 20’den fazla suçlama yapıldı. Son suçlamaysa, Lava Jato operasyonunun savcısı Delta Dallagnol tarafından bir basın toplantısıyla duyuruldu. Dallagnol, düzenlediği basın toplantısında kamuoyuna Lula’yı bir suç örgütünün lideri olarak tanıttı. Ve Lula hakkında ‘suç örgütü kurmak ve yönetmek’ suçlamasında bulundu. Hem suçlama hem masumiyet karinesini hiçe sayan suçlu ilanı da ne kadar tanıdık. Öyle değil mi? Savcılar suçlama yaparken Yargıç Sérgio Moro da basına verdiği demeçte, Lula’ya karşı yürütülen soruşturmayı —aynen aktarıyorum— ‘yüzyılın en büyük yolsuzluk soruşturması’ olarak tanımladı.
"LULA’YA YÖNELİK YARGI TAARRUZUNU YÖNETEN YARGIÇ SERGİO MORO’YU ADALET BAKANI ATADI..."
Hazır olun inanmayacaksınız ama Lula’ya 'ahtapot' da dediler. Ülkeyi ele geçirmek için kollarını devletin her kurumuna, her ihaleye, her karar mekanizmasına uzatan karanlık bir yaratık gibi anlattılar onu. Her kolunun bir kurumu sardığını, her hamlesinin gizli bir planın parçası olduğunu iddia ettiler. Bir siyasetçiyi yargı eliyle seçim arenasından çekmeleri yetmedi, onu insan olmaktan çıkarıp bütün ülkeyi saran bir ahtapota dönüştürdüler. Suçlamaların zamanlamasının, suçlamaların ne olduğunun, süreci yöneten yargı aktörlerinin basın demeçlerinin bizim yaşadığımız süreçle eşsiz bir benzerlikte olduğunu anlattım. Ama benzerlikler bununla sınırlı değil. Peki, Lula’ya yöneltilen suçlamaların dayanağı neydi? Ona da bakalım. Belki o da benzerdir. Suçlamaların dayanağı mali raporlar mıydı? Fiziki-teknik takip tutanakları mıydı? Hayır bunlar değildi. Suçlamaların dayanağı maddi deliller değilse neydi? Hepimizin tahmin ettiği gibi, itirafçı beyanlarıydı. Lula ve arkadaşları yalnızca itirafçı beyanlarıyla suçlandılar. Yargıç Sergio Moro, yalnızca itirafçı beyanlarıyla Lula’yı yargıladı ve mahkum etti. Ve Lula, 2018’de yapılan seçimlere katılamadı. Seçimleri Trump’ın desteklediği aşırı sağcı Bolsonaro kazandı. Bolsonaro ilk iş olarak, Lula’ya yönelik yargı taarruzunu yöneten Yargıç Sergio Moro’yu Adalet Bakanı atadı...
"GÜNÜN SONUNDA BÜTÜN YARGI SÜRECİNİN SİYASİ BİR KOMPLO OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI"
Binlerce kilometre uzakta yaşanan bir süreç nasıl ve ne kadar tanıdık değil mi? Karl Marx 'Anlatılan senin hikayendir.' Der Horatius’tan alıntı yaparak. Benim de anlattıklarım herkesin hikayesi. Burada olanlarla az önce anlattıklarım arasındaki bağı görmek için büyük bir sezgiye, derin bir teoriye ya da karmaşık analizlere ihtiyaç yok. Bazen benzerlikler o kadar çıplaktır ki, inkâr etmek için özel bir çaba gerekir. Brezilya’da enseyi karartmayanlar çok zaman geçmeden bir avuç azınlığın yargıyı ele geçiremediğini gördüler. Brezilya Yüksek Mahkemesi, Sérgio
Moro’nun Adalet Bakanı olarak atanması hakkında bu atamanın, Lula’ya karşı yürütülen yargısal sürecin bir ‘ödülü’ niteliği taşıdığına karar verdi. Bu yüksek mahkeme kararının öncesine geri döneyim. Evet, Moro Adalet Bakanı oldu. Fakat Emile Zola’nın dediği gibi 'gerçek yürüyordu'. 2019 yılında The Intercept Brasil gazetesi tarafından bir yazı dizisi yayımlandı. Yazı dizisinde Yargıç Sergio Moro ve Lava Jato savcıları arasındaki yazışmalar ifşa edildi. Bu yazışmalarda bizzat yargıç ve savcıların Lula’ya komplo kurduklarının itirafı ve belgeleri vardı.
Neler vardı sayalım:
Savcılar ve bağımsız olması gereken yargıçlar arasında koordinasyon olduğunun ispatı vardı. Savcıların soruşturma stratejilerini Sergio Moro’yla birlikte kararlaştırdıklarının ispatı vardı. Tanıkların savcılar tarafından nasıl yönlendirildiğinin, baskı kurulduğunun ispatı vardı. Medyaya bilgi ve belge sızdırıldığının ispatı vardı. Savcıların Lula’nın masumiyetinin farkında olduklarını ifade eden mesajları vardı. En önemlisi de gözaltına almaların, tutuklamaların, malvarlığına el koymaların kişileri 'diz çöktürmek' ve itirafa zorlamak amacıyla işkence olarak kullanıldığının ispatı vardı. Günün sonunda bütün yargı sürecinin Lula’nın seçimlere katılmasını engellemek amacıyla bir grup yargı mensubu organizasyonuyla
gerçekleştirilen siyasi bir komplo olduğu ortaya çıkmıştır.
"GERÇEKLER ORTAYA ÇIKTI MAHKUMİYET KARARLARI BOZULDU"
Gerçeklerin ortaya çıkmasıyla birlikte verilen bütün mahkumiyet kararları da bozuldu. Mendes isimli Yüksek Mahkeme hakimi, kurulan düzene katılmayan ancak kendisi gibi sessiz kalıp alet olan Hakimler için şu sözleri eder, 'Bu büyük bir yüz karası ve biz bunun bir parçası olduk. Bu insanların suç ortağıyız. Bu itirafları biz geçerli saydık. Buna katılan herkesin başarısız olduk demesi gerekir.' Yüksek Mahkemenin verilen mahkumiyeti bozma kararından bir cümleye yer vermek isterim, '... suç isnat eden savcılık makamı, bizzat suç teşkil eden davranışlara yönelmiştir.'
Nihayetinde yolsuzlukla, rüşvetle, kara parayla suçlanan, hapsedilen, mahkum edilen Lula da Silva, 2022 yılında Brezilya halkının yarısından fazlasının oyunu alarak Brezilya Devlet Başkanı seçilmiştir. Halen görevinin başındadır. Brezilya örneğiyle birlikte yargı silahının pratik karşılığını anlatmış oldum."
"BU İDDİANAMENİN YAZARLARININ İŞLEDİĞİ SUÇLARI TEŞHİR EDECEĞİM"
Avukat Mehmet Pehlivan, artık bu yargı stratejisinin ve taktiklerinin, bu dosyadaki karşılığını da anlatacağını belirterek, "Ortaya atılan iddiaların sahteliğini ortaya çıkarmakla kalmayacağım bu iddianamenin yazarlarının işlediği suçları da teşhir edeceğim. Sözüm bittiğinde, dünya ve ülke tarihindeki siyasi hesaplaşmaların mahkemeler önünde görülme örneklerinin birebir mahkemeniz dosyasına uygulandığını göreceğiz. Bu dosyayı kurgulayanlar biricik ve özel değil. Tarihin bakiyesindeki tüm suçları, tüm yasak usulleri ve hukuk ihlallerini heybelerine atarak bu dosya üzerine boca ettiler" dedi.
İMAMOĞLU'NUN DOSYALARINDAKİ HAKİM DEĞİŞİKLİĞİ SAYISI 13 OLDU"
An itibarıyla Sayın İmamoğlu’nun yargılandığı dosyalardaki hakim değişikliği sayısı 12'yi bulduğunu söyleyen Pehlivan savunmasına şu şekilde devam etti: "Sabah öğrendiğime göre 13 olmuş; hızla devam ediyor. Diploma davasına bakacak istinaf incelemesini yapacak heyet başkanı Bursa'ya görevlendirilmiş; bir kararnamede yayınlanmadı, tahmin ediyorum ki HSK’nın nasıl yaptığı bilinmeyen bir atama. Siz de öylesiniz Sayın Heyet; değiştirilmiş değil ancak teşekkür edilmiş bir heyetsiniz. Yine başta da söylediğim gibi bunlar şahıslarınıza yönelik eleştirilerim değil. Değiştirilmiş bir heyetsiniz. Bu salondaki herkes sizin bu dava için bir araya getirildiğinizi biliyor. Neden getirildiğinize dair tahmin ve niyet okumayacağım. Dosya ekle mahkemeniz önüne gelmeden iddianameyi kabul ettiniz. Öyle ki, teknik ve maddi olarak okunması imkansız bir iddianameyi okunmuş sayılmasının bile kararını vermeden 14. gün kabul ettiniz Sayın Başkan. Tek tük değil; onlarca iddianamenin iadesi sebebi varken bu iddianameyi kabul ettiniz, iade etmediniz; savcılık açıkladı. Tutukluluğun devam edip etmediğini savcılık açıkladı. Duruşma tarihini savcılık açıkladı. Yani savcılığın, sözcü veya amir gibi davranmasına... Sayın heyet, içeride bir karar müzakere ediyorsunuz. Bir karar alıyorsunuz ve buraya geliyorsunuz. Siz karar müzakere ederken, mübaşir arkadaşlardan biri kararınıza kulak misafiri olsa ve siz kararı burada tefhim etmeden önce söylese, o mübaşirin ekmeğini burnundan getirirsiniz. Mahkemenizin tarafsızlığı ve bağımsızlığı karşısında o mübaşir arkadaşla savcılık arasında ne gibi bir fark var? Bunun anlaşılır tek izahı yok."

