İstanbul'da 14-15 Ekim'de yaşanan ve can kayıplarına neden olan sel felaketinin ardından iklim değişikliğinin etkisine ilişkin dikkat çekici bir araştırma yayımlandı. Dünya genelindeki aşırı hava olaylarını inceleyen ClimaMeter'ın analizine göre, insan kaynaklı iklim değişikliği ve doğal iklim değişkenliği, felakete yol açan hava koşullarının şiddetlenmesinde rol oynadı.
YAĞIŞLAR YÜZDE 7, RÜZGÂRLAR YÜZDE 9 DAHA ŞİDDETLİ
Araştırmada, İstanbul'daki sele benzer hava sistemlerinin 1950-1987 dönemine kıyasla günümüzde yaklaşık yüzde 7 daha fazla yağış ve yüzde 9 daha güçlü rüzgâr ürettiği hesaplandı. Bu hava sistemlerinde sıcaklıkların da geçmişe göre 1,5 dereceye kadar yükseldiği belirtildi.
Ancak araştırmacılar, İstanbul'un kendisinde yağış miktarındaki artışın istatistiksel olarak anlamlı düzeyde olmadığının altını çizdi. Buna karşılık Batı ve Kuzeybatı Anadolu ile İstanbul'un kuzeyindeki Karadeniz kıyılarında yağış artışının daha belirgin olduğu kaydedildi.
HASARIN YÜZDE 3'Ü İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE İLİŞKİLENDİRİLDİ
ClimaMeter analizinde, yağış kaynaklı hasarın yaklaşık yüzde 3'lük bölümünün insan kaynaklı iklim değişikliğiyle bağlantılı olduğu tahmin edildi. Bu oran, selin yol açtığı tüm kayıpların değil, yağışla ilişkili hasarın iklim değişikliğine atfedilen kısmını ifade ediyor.
Araştırmacılar, felaketin etkilerinin yalnızca yağış miktarıyla açıklanamayacağına da dikkat çekti. Yoğun yapılaşma, betonlaşma, doğal drenaj alanlarının değişmesi ve yetersiz altyapı, şiddetli yağışların taşkına dönüşmesinde belirleyici unsurlar arasında gösterildi.
UZMANLARDAN KENT PLANLAMASI UYARISI
İTÜ Afet Yönetimi Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Ekmekcioğlu da İstanbul'daki taşkın riskinde havzaların özellikleri ve kentleşmenin etkili olduğunu belirtti. Uzmanlara göre, artan aşırı yağış riskine karşı drenaj sistemlerinin ve kentsel planlamanın değişen iklim koşulları dikkate alınarak yeniden ele alınması gerekiyor.
