Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bünyesinde çalışmalarını yürüten Akran Zorbalığını Araştırma Alt Komisyonu, okullardaki şiddet olaylarını önlemek amacıyla hazırladığı taslak raporunu onayladı.
Ankara'da düzenlenen toplantıda kabul edilen 308 sayfalık rapor, eğitim sistemindeki baskı ve şiddetin ulaştığı boyutu istatistiklerle ortaya koyarken, sorunun çözümü için uluslararası alanda başarı sağlamış beş farklı müdahale yönteminin Türkiye'ye uyarlanmasını öneriyor.
Uzmanlar, eğitim kurumlarındaki bu durumun sadece basit bir disiplin meselesi olmadığını, aynı zamanda milli güvenlik sorunu olarak ele alınması gerektiğini ifade ediyor.
YÜZDE 70'E YAKLAŞAN TEHLİKE ÇANI
Meclis raporunda yer alan güncel veriler, eğitim öğretim hayatına devam eden yaklaşık 18 milyon öğrencinin 10 milyona yakınının doğrudan şiddet sarmalının içinde bulunduğunu gösteriyor.
İstatistiklere göre, okullarda başkalarına fiziksel veya psikolojik baskı kurma oranı yüzde 50'nin üzerinde seyrederken, zorbalığa maruz kalan öğrencilerin oranı yüzde 70 bandına ulaşıyor.
Özellikle 6-17 yaş grubundaki çocukların genelinde şiddete uğrama oranı yüzde 13,8 olarak kaydediliyor.
İşlevsel zorluk yaşayan ve özel gereksinimi olan çocuklarda ise bu risk çok daha yüksek seviyelere çıkarak en az bir zorbalık türüne maruz kalma oranı yüzde 27,2 şeklinde ölçülüyor.
Akran zorbalığı kurbanı kız çocuğunun çaresiz anları yürek burktu
ZORBALIK YERİNE AKRAN NEZAKETİ
Komisyon üyeleri, çocukların birbirleriyle empati ve saygı çerçevesinde iletişim kurmalarını sağlamak amacıyla olumlu bir dil kullanılmasını tavsiye ediyor.
Bu doğrultuda, rapor metninde 'akran zorbalığı' kavramı yerine davranış değişikliğini teşvik eden 'akran nezaketi' ifadesinin rehberlik programlarına eklenmesi hedefleniyor.
Medya kuruluşları ve dijital platformlar için de çocuk dostu içerik sertifikası uygulamasının başlatılması planlanıyor.
Yapay zeka destekli erken uyarı sistemleriyle dijital tehditlerin anında tespit edilmesi öngörülüyor.
Uzmanlar, "Çocuklarımızın güven içinde eğitim gördüğü bir ortamı tesis etmek hepimizin ortak ve ertelenemez sorumluluğudur" diyerek konunun önemini vurguluyor.
DÜNYADAN 5 KÜRESEL ÇÖZÜM
Türkiye'nin sosyokültürel yapısına uyarlanması planlanan 5 uluslararası program, dünya genelinde elde ettiği başarılarla öne çıkıyor.
Küresel çapta en yaygın kullanılan Olweus Zorbalığı Önleme Programı, okul genelinde, sınıf düzeyinde ve bireysel müdahaleleri içeren kapsamlı bir yaklaşıma sahip bulunuyor.
Bu model, uygulandığı yerlerde vakaları yüzde 20 ila yüzde 70 oranında azaltıyor.
İskandinav ülkelerindeki çocuk bakım merkezleri, anaokulları ve ilkokullarda uygulanan Zorbalık İçermeyen Program (Free of Bullying) ise çocukların aidiyet duygusunu güçlendirerek sorunları henüz başlamadan önlemeyi amaçlıyor.
123 bin öğretmen, yaş haddini doldurmasına rağmen emekliye ayrılmıyor
SEYİRCİ KALMAYAN ÖĞRENCİLER
Finlandiya merkezli KiVa programı, sadece saldırganlara değil, olaylara tanık olan öğrencilerin müdahale etme becerilerini artırmaya odaklanıyor.
Bu sistem, zorbaların elde ettiği sosyal ödülleri azaltmayı ve seyirci kalanların empati becerilerini geliştirmeyi hedefleyerek şiddeti önemli ölçüde engelliyor.
Avusturya'da uygulanan ViSC programında, çok kültürlü okul ortamlarına yönelik sosyal öğrenme odaklı bir yaklaşımla, öğretmenlerin ve öğrencilerin sosyal becerilerini geliştirmesi amaçlanıyor.
CEZA DEĞİL EĞİTİCİ YAKLAŞIM
İtalya'da geliştirilen No Trap! programının tamamen akran destekli bir müdahale modeli olduğu belirtiliyor.
Bu uygulamada öğrenciler, zorbalıkla mücadele konusunda eğitilerek arkadaşlarına destek veriyor.
Akran eğitimciler aracılığıyla problem çözme becerilerinin güçlendirilmesine odaklanılıyor.
Bütün bu yeni yol haritası kapsamında uzmanlar, yalnızca cezai önlemlerin değil, önleyici ve eğitici yaklaşımların da müfredata eklenmesinin şart olduğunu savunuyor.
Okullarda cep telefonu kullanım kısıtlamasının da genişletilerek dikkatin artırılması amaçlanıyor.
İngilizce gramer takıntısına son veren yeni eğitim modeline geçilmeli
