Yeni Parti Tarım ve Hayvancılık Politikaları Başkanı Sencer Solakoğlu, sosyal medya hesabı X üzerinden Sakarya’daki bir şeker pancarı tarlasında çektiği videoyu paylaşarak Türkiye’deki tarımsal üretim krizine dikkat çekti. Tarlada yığınlar halinde bekleyen şeker pancarlarının önünde konuşan Solakoğlu, bu yıl hangi ürün ekilirse ekilsin çiftçinin perişan durumda olduğunu ve sattığı ürünle önümüzdeki senenin gübresini dahi alamadığını ifade etti.
"MAZOT VE ÜRÜN BOLLUĞU BAHANE, ASIL SEBEP PLANSIZLIK"
Elmadan cevize, fındıktan şeker pancarına, etten süte kadar tüm ürünlerin zarar ettiğini dile getiren Solakoğlu, hükümetin ve Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yaşanan tabloyu açıklarken "günah keçisi" aradığını söyledi. Mazot ve gübre fiyatlarındaki artışın ya da bakanlığın "ürün çok fazla" söyleminin gerçeği yansıtmadığını savunan Solakoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Bunların hiçbir tanesi doğru değil; buradaki en büyük sebep plansızlık. Çarşambanın geleceği salıdan bellidir. Bu sene çok ürün olması veya ürün olmaması önemli değil. Tarım Bakanlığı uyuyor, son güne kadar bekliyor. Burada pancar yatıyor, köylüler ayaklanıp Tarım Bakanı’nı arıyorlar. Bakan fabrikayı arayıp 'Ya alırsın bu ürünü ya şöyle yaparım' diye tehdit ediyor. Ondan sonra bir anda tırlar geliyor; çürümeye başlamış, yüz tutmuş pancarları alıp Sakarya’dan 600 kilometre ötedeki Niğde’ye naklediyorlar. İş çözüldü mü? Hayır, çözülmedi. Önce problem çıkıyor, o problemi bir yara bandıyla sarıyorlar ama asla planlama yapmıyorlar."
"HOLLANDA’DA MAZOT 150 LİRA AMA GIDA ENFLASYONU YOK"
Girdi maliyetleri ve Hürmüz Boğazı krizi gibi dış etkenlerin bahane edilmesine de tepki gösteren Solakoğlu, Avrupa’dan örnek verdi. Hürmüz Boğazı krizinin İsviçre ve Hollanda’yı da etkilediğini belirten Solakoğlu, "Hollanda’da bir litre mazot 2,5 Euro, yani yaklaşık 150 lira; bizde ise 96 lira. Eğer girdi fiyatları gıda enflasyonuna sebep veriyorsa, bizde 96 lira olan mazot orada 150 liraysa onların gıda enflasyonunun yüzde 50’nin üzerinde olması lazım. Böyle bir şey yok; bunların hepsi yalan, yanlış, mesnetsiz bilgiler" dedi.
Normal piyasa koşullarında ürün bollaştığında birim fiyat düşse bile toplam hasılatın düşmeyeceğini hatırlatan Solakoğlu, Türkiye’de ise çiftçinin hasılatının doğrudan eridiğini vurguladı.
"CUMHURBAŞKANI ŞEKER PANCARI FİYATIYLA MI UĞRAŞACAK?"
Şeker pancarı alım fiyatlarına ilişkin beklentilere ve sistemin işleyişine değinen Solakoğlu, Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan 3 bin 720 liralık fiyatın 4 bin 200 veya 4 bin 500 liraya çıkarılması yönündeki talepleri "tek adam rejimi" eleştirisiyle değerlendirdi. Solakoğlu, "Sayın Cumhurbaşkanının işi gücü yok, şeker pancarı fiyatıyla mı uğraşacak? Bütün dünyada bu nasıl organize ediliyor? Niye borsalar devrede değil, niye şeffaf bir ticaret yok? Tarım Bakanlığı o kadar kepaze durumda ki; kaç hayvanımızın olduğunu, nerede ne kadar ürün ve verim olduğunu bilmiyor. Bursa’da ne kadar elma, kayısı, şeftali, incir var, önümüzdeki senenin programı nedir; hiçbirini bilmiyorlar, dolayısıyla hiçbir şeye ön alamıyorlar" diye konuştu.
"PANCAR ALIMINDA ÇİFTÇİYE ÇİFTE FİRE KESİLİYOR"
Üreticinin ürün tesliminde yaşadığı mağduriyetleri de anlatan Solakoğlu, pancar alımlarında yapılan kesintileri "düpedüz sahtekarlık" olarak nitelendirdi. Ürün bol olduğunda çiftçinin ezildiğini belirten Solakoğlu, "Pancar çok diye ne yapıyorlar biliyor musunuz? Bunu yıkıyorlar, toprağını atıyorlar; mesela yüzde 15 fire çıkıyor. Toprağını atıp kantara koyuyorlar, ondan sonra bir de üzerinden yüzde 15 fire daha kesiyorlar" ifadelerini kullandı.
Yeni Parti iktidarında kara düzen ekimin son bulacağını kaydeden Solakoğlu, çiftçinin tohumu toprağa koyduğu gün ürününü kime, kaç paradan ve hangi standartlarda satacağını bileceğini, ürün kalitesinin devletin komiserleri tarafından adil biçimde belirleneceğini vurguladı.
"ÇİFTÇİ ZARARINI FİNANSE ETMEK İÇİN BANKAYA GİDECEK"
Anadolu’yu gezdiğini ve iktidar kanadının "bunlar münferit örnekler" savunmasının gerçeği yansıtmadığını belirten Solakoğlu, sözlerini Tarım ve Orman Bakanı’na yaptığı istifa çağrısıyla tamamladı:
"Bir ülkede eğer bütün çiftçiler zarar ediyorsa, problem çiftçilerin değildir. Türk çiftçisi bu sene perişan oldu; zararını finanse etmek için bankaya gidecek. Bu, batmanın en hızlı yoludur. Siz Türk çiftçisini batırdınız, çekin elinizi ayağınızı bu tarımdan. Sayın Bakan’a da söylüyorum: Derhal istifa edin, bırakın gidin. Bu kadar insanın vebalini üstünüze aldınız, bundan nasıl arınacaksınız onun hesabını yapın."
