İzmir’deki Aliağa Cezaevi Kampüsü’nde bulunan üç ayrı cezaevinde tutuklu ve hükümlüleri ziyaret eden Yeni Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, ziyaretinin ardından cezaevi kampüsü önünde kameraların karşısına geçerek yargı mekanizmasındaki yapısal krizlere ve cezaevlerindeki ağır insan hakkı ihlallerine dikkat çekti. Tutuklu yakınları ve avukatlarla da görüşmeler gerçekleştiren Tanrıkulu; uzun süreli iddianamesiz tutuklulukları, ağır hasta mahpusların tahliye edilmemesini ve siyasi davalardaki yargı pratiklerini sert bir dille eleştirdi. Türkiye’de bağımsız bir yargı kurumunun kalmadığını savunan Tanrıkulu, yürütülen soruşturmalarda "düşman ceza hukuku" reflekslerinin devreye sokulduğunu öne sürdü.
DİYALİZ HASTALARI VE KALP KRİZİ GEÇİRENLER CEZAEVİNDE
Cezaevlerindeki hasta tutukluların durumunu somut örneklerle kamuoyunun gündemine taşıyan Tanrıkulu, kaçma şüphesi bulunmayan ve sağlık durumu kritik olan isimlerin dahi ısrarla cezaevinde tutulduğunu söyledi. İsmini açıklamadığı bir siyasetçinin sağlık tablosunu paylaşan milletvekili; bu kişinin haftada üç gün (pazartesi, çarşamba ve cuma) sabah saat 07.30’da kampüs hastanesine götürülerek saat 13.00’e kadar kesintisiz diyaliz tedavisi gördüğünü aktardı.
Söz konusu tablonun resmi cezaevi kayıtlarında yer aldığını vurgulayan Tanrıkulu, "Bu insan neden cezaevinde tutuluyor? Ev hapsi verirsiniz, bu sağlık hizmetini ailesinin yanında, evinde alır. Canlı bomba mı, elinde ağır silahlarla sokakta mı yakalanmış? Kimin için tehlike oluşturuyor? Bu zulüm niye?" ifadeleriyle adli makamlara tepki gösterdi. Kampüs içinde daha önce 11 kez ameliyat edilmiş ve iki defa kalp krizi geçirmiş tutukluların da bulunduğunu hatırlatan Tanrıkulu, bu kişilerin haklarındaki iddiaların bağımsız hukukçular tarafından incelenmesi durumunda bir gün dahi gözaltında kalınmaması gerektiğinin anlaşılacağını savundu.
İDDİANAMESİZ TUTUKLULUK VE DÜŞMAN CEZA HUKUKU TEPKİSİ
Yargı sisteminde delil toplanmadan peşin tutuklama kararları verildiğini ve soruşturma süreçlerinin ceza infazına dönüştürüldüğünü belirten Tanrıkulu, aylarca iddianame hazırlanmamasını sorguladı. İnsanların somut ve hukuki dayanaklar olmaksızın 5 ay, 8 ay hatta bir yıl boyunca cezaevlerinde tutulduğuna işaret eden Tanrıkulu, savcılık makamlarına "İddianız sağlam değilse bu insanları neden yakalayıp tutukluyorsunuz? Eğer iddialarınız ve delilleriniz hazırsa o halde neden aylardır iddianameyi yazmıyorsunuz?" sorusunu yöneltti.
İktidar kanadındaki milletvekillerine ve yetkililere de seslenen Tanrıkulu, AK Parti kadrolarından hiçbir ismin söz konusu hukuk dışı uygulamalara ve mağduriyetlere karşı ses çıkarmamasını eleştirdi.
MİLLETVEKİLLERİNİN YAKINLARINA YÖNELİK BASKI İDDİASI
Yargı süreçlerinin zaman zaman siyasi rakipleri sindirme veya cezalandırma aracına dönüştürüldüğünü iddia eden Tanrıkulu, muhalif milletvekillerine zarar vermek amacıyla birinci derece yakınlarının cezaevlerinde tutulduğu vakalarla karşı karşıya kaldıklarını öne sürdü. Bu tür uygulamaların düşman ceza hukukunda ve geleneksel husumetlerde dahi kabul edilemeyeceğini belirten Tanrıkulu, insanları aileleri üzerinden cezalandırma yaklaşımına ivedilikle son verilmesi çağrısında bulundu.
Cezaevlerinde adli ve idari süreçlerden şikayetçi olan yüzlerce tutuklunun bulunduğunu kaydeden Tanrıkulu, cezaevi koşullarından bağımsız olarak asıl çürümenin kamuoyuna dönük algı oluşturmayı amaçlayan yargı pratiğinde yaşandığını dile getirdi.
"TOPLUMDA DERİN TRAVMALAR YARATIYOR" UYARISI
Mevcut adaletsizliklerin er ya da geç sona ereceğini ancak geride telafisi imkansız toplumsal tahribatlar bırakacağını vurgulayan Sezgin Tanrıkulu, uyarısını şu sözlerle tamamladı:
"Bunlar geçecek, elbette kalıcı değil. Fakat bilin ki bu yaşananlar toplum hafızasından asla silinmeyecek; insanların üzerinde onarılması güç kalıcı izler ve derin travmalar bırakacak. Siyasi rekabete hiçbir yararı olmayan bu uygulamalardan derhal vazgeçin. Yarın bir gün 'Bizim bunlardan haberimiz yoktu, durumun bu kadar ağır olduğunu bilmiyorduk, neden bizi uyarmadınız?' demeyin. Aliağa Cezaevi’nin önünden açıkça uyarıyorum: Bu hukuksuz gidişata derhal son verin."
