Türkiye için korkunç tahmin: Topraklarımızın yüzde 80'ini kaybedebiliriz

Türkiye için korkunç tahmin: Topraklarımızın yüzde 80'ini kaybedebiliriz

Çevre koruma örgütleri, 5 Haziran Çevre Günü öncesinde bir araya gelerek acil fosil yakıt kısıtlaması talep etti. İklim Ağı temsilcileri, Ukrayna ve İran aksındaki küresel çatışmaların enerji altyapılarını tehdit ettiğini belirterek kömürden adil çıkış takviminin ilan edilmesini istiyor. Hazırlanan raporda Türkiye topraklarının gelecekte büyük oranda kuraklaşacağı vurgulanıyor.

İstanbul kentinde faaliyet gösteren 16 sivil toplum kuruluşu, küresel krizler ve iklim değişiklikleri karşısında ortak bir duruş sergiledi.

İklim Ağı bileşenleri, 5 Haziran Çevre Günü ve 8 Haziran 2026 tarihinde Bonn şehrinde başlayacak olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) hazırlık müzakereleri öncesinde ikinci basın toplantısını gerçekleştirdi.

Postane İstanbul binasında düzenlenen toplantıda, Türkiye'nin üstleneceği COP31 ev sahipliği ile başkanlık süreçlerine dair stratejik değerlendirmeler ve somut çözüm teklifleri kamuoyuyla paylaşıldı.

JEOPOLİTİK ÇATIŞMALAR VE KARBON BAĞIMLILIĞI ENERJİ ALTYAPISINI SAVUNMASIZ BIRAKIYOR

Enerji temininde petrol, doğalgaz ve kömür gibi karbon odaklı kaynaklara dayalı politikalar, devletleri hem atmosferik değişimler hem de bölgesel gerilimler karşısında korumasız bırakıyor.

Ukrayna ve İran ekseninde meydana gelen askeri çatışmaların bu hassas dengeleri ve kırılganlığı açıkça ortaya koyduğunu ifade eden sivil toplum temsilcileri, COP31 zirvesinin fosil kaynaklardan adil bir kopuş gerçekleştirmek adına kritik bir zemin hazırladığını vurguladı.

TÜRKİYE'DE KURAKLIK ORANI YÜZDE 80'E ULAŞACAK

Karbon içeren yakıtların küresel ölçekteki tüketim eğilimlerinin bu şekilde devam etmesi durumunda, Türkiye'nin coğrafi yapısında çok radikal ve olumsuz dönüşümler yaşanacak.

Bilimsel veriler, ülke topraklarının yaklaşık yüzde 55'ini etkileyen sıcak ve kurak iklim kuşağının 2040 yıllarında yüzde 70 seviyesine genişleyeceğini gösteriyor.

Aynı çalışmalar, yağış rejimlerinin zayıflayacağı ve çölleşme riskinin tırmanacağı 2070 senesinde ise bu oran yüzde 80 sınırına kadar tırmanacağını ortaya koyuyor.

Bu tehlikeli gidişat karşısında zirve başkanlığını yürütecek olan Türkiye'nin, küresel çevre koruma çabalarına öncülük edebilmesi için atacağı en temel adım kömür kullanımını sonlandıracak adil bir çıkış takvimi ilan etmekten geçiyor.

BAKAN MURAT KURUM, ENERJİ GÜVENLİĞİNDE FOSİL YAKITLARIN YETERSİZLİĞİNE DİKKAT ÇEKTİ

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve aynı zamanda COP31 Başkanı Murat Kurum, 17. Petersberg İklim Diyaloğu kapsamında gerçekleştirdiği konuşmada güç durumları teyit etti.

Son dört senede küresel çapta ikinci kez enerji arzı kriziyle yüz yüze kalındığına işaret eden Bakan Kurum, bu sürecin fosil kaynakların enerji güvenliğini tam anlamıyla teminat altına almadığını gösterdiğini dile getirdi.

Benzer şekilde, 2023 yılında Dubai kentinde düzenlenen 28. Taraflar Konferansı (COP28) kapsamında bir araya gelen dünya ülkeleri, 2030 yılına kadar tüm alanlarda fosil kaynaklardan uzaklaşma ve temiz enerji geçişini hızlandırma yönünde ortak bir mutabakata imza attı.

iklim-agi-dernegi-nedir-amaci-nedir-neler-yapar-1.jpg

YÜKSEK İTHALAT ORANLARI EKONOMİK KIRILGANLIĞI VE HAVA KİRLİLİĞİNİ TETİKLİYOR

İklim Ağı üyesi Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye) adına değerlendirmelerde bulunan Ayşe Mine Doğan, karbon odaklı kaynakların tüketilmesindeki yüksek dışa bağımlılığının ekonomik ve çevresel riskleri artırdığını ifade etti.

"Enerji üretiminde kullandığı fosil yakıtların yüzde 78'ini ithal eden Türkiye'nin fosil yakıt ısrarı; enerjide dışa bağımlılık, yüksek faturalar, giderek kötüleşen hava, su ve toprak kirliliği ile artan sağlık sorunları olarak geri dönüyor" diyerek tehlikenin boyutuna dikkat çekti.

Son dönemde Ukrayna ve İran coğrafyasında patlak veren askeri krizlerin mevcut enerji modelinin zayıflığını kanıtladığını belirten Ayşe Mine Doğan, Türkiye'nin elektrik ihtiyacının neredeyse yüzde 60'ını fosil kaynaklardan, üçte birini ise en kirli yakıt olan kömürden sağlandığını aktardı.

Ülkenin tükettiği kömürün de yaklaşık yüzde 60'lık kısmını dışarıdan satın aldığini hatırlatan uzman, bu tablonun fosil kaynakların güvenilir bir çözüm olmadığını netleştirdiğini savundu.

TEMİZ ENERJİ SİSTEMLERİ 2053 NET SIFIR KARBON EMİSYONU HEDEFİNİN ANAHTARI

Akdeniz havzasında yer alan Türkiye'nin küresel ısınmanın olumsuz sonuçlarından en çok etkilenen ülkeler arasında yer aldığını belirten Ayşe Mine Doğan, sürdürülebilir adımların önemine değindi.

Ülkenin 2053 net sıfır karbon emisyonu vizyonuna ulaşabilmesi için doğayla ve sosyal adaletle uyumlu yenilenebilir enerji alternatiflerini hızla artırması gerektiğini bildirdi.

Enerji tasarrufunun güçlendirilmesi ve elektrifikasyon hamlelerinin yaygınlaştırılmasının her zamankinden daha kritik bir hal aldığını anlatan Ayşe Mine Doğan, kriz dönemlerinde gerçek güvenliğin güneş ve rüzgar gibi erişilebilir sistemlerle kurulabileceğini ifade etti.

Temsilci, bu doğrultuda yeni kömürlü santral yatırımlarından vazgeçilmesini ve kömürden adil çıkış için planlı bir yol haritasının acilen açıklanması gerektiğini sözlerine ekledi.

iklim-agi-dernegi-nedir-amaci-nedir-neler-yapar-5.jpg

ASKERİ ÇATIŞMALAR VE EKOLOJİK YIKIM KÜRESEL EŞİTSİZLİKLERİ DERİNLER

İklim Ağı bileşeni Mekanda Adalet Derneği (MAD) İklim Adaleti Program Koordinatörü Yağız Eren Abanus ise fosil kaynak bağımlılığının küresel ölçekteki adaletsizlikleri ve çatışma dinamiklerini körüklediğini savundu.

"Bugün tanıklık ettiğimiz savaşlar yalnızca fosil yakıtlara bağımlılığın enerji sistemlerini ne kadar kırılgan hale getirdiğini değil; aynı zamanda militarizmin, kaynak rekabetinin ve eşitsiz güç ilişkilerinin küresel adaletsizlikleri nasıl derinleştirdiğini de gösteriyor" sözleriyle durumu özetledi.

Çatışmaların faturasını en ağır biçimde sivillerin, yerinden edilen kitlelerin ve hassas ülkelerin ödediğini kaydeden Yağız Eren Abanus, iklim krizinin yükünü de tarihsel olarak bu süreçte en az payı olan toplumların sırtlandığını belirtti.

Fosil yakıtlardan kopuşun sadece teknik bir enerji politikası tercihi olmadığını dile getiren koordinatör, bu hamlenin barışı, uluslararası dayanışmayı ve adil iş birliğini pekiştirecek bir iklim adaleti mücadelesi olduğunu aktardı.

Yağız Eren Abanus, Bonn müzakereleri başta olmak üzere önümüzdeki süreçte Türkiye'nin Santa Marta Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma Konferansı çıktılarını hem ulusal hem de uluslararası düzeyde sahiplenmesi gerektiğini bildirdi.

ADİL BİR YOL HARİTASI OLMADAN MADEN İŞÇİLERİNİN GELECEĞİ TEHLİKEYE GİRECEK

İklim Ağı çatısı altında çalışmalar yürüten Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanyaları Sorumlusu Emel Türker Alpay, kömürlü termik santrallerin yarattığı illüzyona değindi.

"Türkiye'de kömürlü termik santraller, ülkedeki elektriğin yüzde 34'ünü karşılıyor. Bununla birlikte kömürden elde edilen elektriğin üçte ikisi ithal kömür ile çalışan santrallerde üretiliyor. Dolayısıyla kömürlü termik santraller elektrik üretimi için tek çare olmadığı gibi enerji bağımsızlığı da sağlamıyor" açıklamasını yaptı.

Dönüşüm planının eksikliğinin Soma, Eskişehir, Afşin ve Elbistan gibi merkezlerdeki maden işçilerini büyük bir belirsizliğe sürükleyeceğini anlatan Emel Türker Alpay, devlet teşvigleri olmadan ayakta kalamayan bu sektörde çalışanların mağdur edilmemesi gerektiğini aktardı.

AFŞİN ELBİSTAN TERMİK SANTRALİ İÇİN MAHKEMEDEN GELECEK KARAR BEKLENİYOR

Türkiye'nin COP31 başkanlığı üstlenerek iklim değişikliğiyle mücadele konusundaki samimiyetini kanıtlaması gerektiğini belirten Emel Türker Alpay, fosil kaynaklardan uzaklaşmaya dair kararlı bir adım atılması çağrısında bulundu.

"Bunun için ilk yapılması gereken Afşin-Elbistan A Termik santraline yapılması planlanan ek ünitelerin iptal edilmesidir. Projenin ÇED raporunun iptalini değerlendirecek 11 Haziran tarihindeki duruşmadan da umutluyuz" şeklinde konuştu.

Zirveye yeni bir kömür projesi yükü taşımadan ulaşmanın ve toplumsal olarak kimseyi geride bırakmayacak bir yol haritası belirlemenin önemine vurgu yapıldı.

PLANSIZ YÜRÜTÜLEN ENERJİ DÖNÜŞÜMLERİ TOPLUMSAL BASKIYI VE MALİYETLERİ ARTIRIYOR

Yeşil Düşünce Derneği (YDD) Proje Koordinatörü Özge Doruk ise dışa bağımlı enerji altyapısının her kriz dalgasında ekonomik istikrarsızlık ve yüksek maliyet olarak topluma yansıdığını dile getirdi.

"Bu tablo, fosil yakıtlardan çıkışın artık yalnızca uzun vadeli bir iklim hedefi değil; aynı zamanda bugünün enerji güvenliği meselesi olduğunu gösteriyor. Ancak bu dönüşümün kendisi de zaten sahada parçalı ve plansız biçimde ilerliyor" ifadelerini kullandı.

Ekolojik dönüşüm adımlarının sosyal etkiler gözetilmeden atılması durumunda kırılganlıkların daha da derinleşeceği uyarısında bulunan Özge Doruk, maliyetlerin halkın omuzlarına yüklenmemesi gerektiğini belirtti.

Türkiye'nin gelecekteki stratejilerinin kapsayıcı, planlı ve toplumsal olarak dengeli bir yönetim modeline odaklanmasının hayati değer taşıdığı ifade edildi.

TÜRKİYE'NİN EKOLOJİK GELECEĞİ İÇİN GÜÇLERİNİ BİRLEŞTİREN KURULUŞLAR

Doğanın korunması ve adil bir dünya için ortak bildiriye imza atan İklim Ağı bileşenleri şu kurumlardan meydana geliyor:

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği

ClientEarth

Doğa Derneği

Greenpeace Türkiye

Hukuk Doğa ve Toplum Vakfı (HUDOTO)

İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği (İDPAD)

İklim için 350 Derneği (350 Türkiye)

Mekanda Adalet Derneği (MAD)

Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA)

Temiz Hava Hakkı Derneği (THHD)

Türetim Ekonomisi Derneği

Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA)

Türkiye Erozyonla Mücadele

Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı

WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı)

Yeşil Düşünce Derneği (YDD)

Fosil Yakıtların Ötesi Ağı (Beyond Fossil Fuels)

Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) (Gözlemci üye)

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN