Yargıya güven tartışmaları, cezaevlerindeki doluluk oranları ve tutuklama kararlarının niteliği üzerinden alevleniyor. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün paylaştığı veriler, 2023 yılından bu yana tutuklu sayısında durdurulamayan bir yükseliş yaşandığını tescilledi.
İKİ YILDA KESKİN YÜKSELİŞ
BirGün'ün haberine göre istatistikler, özellikle 2024 yılından itibaren yargı mekanizmasının tutuklama eğiliminde belirgin bir artış olduğunu ortaya koyuyor:
2023 Sonu: 38 bin 537 olan tutuklu sayısı, bir yıl içinde yaklaşık %43 artarak 55 bin 240’a fırladı.
2025 yılındaki geniş kapsamlı soruşturmaların etkisiyle 1 Ağustos 2025’te 57 bin 503 olan sayı, 1 Nisan 2026 itibarıyla 62 bin 514 ile rekor tazeledi.
DEMOGRAFİK YAPI: EĞİTİMLİ VE HASSAS GRUPLAR ÖNDE
Verilerin en dikkat çekici kısımlarından birini tutuklu profilinin sosyo-kültürel yapısı oluşturuyor. Henüz hüküm giymemiş, iddianame bekleyen ya da yargılaması süren kişiler arasındaki dağılım şöyle:
4 bin 769 tutuklunun lisans, yüksek lisans veya doktora mezunu olması, "nitelikli iş gücü ve entelektüel sermayenin" yargı kıskacında olduğu yorumlarına yol açıyor.
Toplam tutuklu popülasyonunun 7 bin 159’unu kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. Bu durum, infaz sisteminin insani ve sosyal maliyetine dair endişeleri artırıyor.
HUKUKÇULAR UYARIYOR: "İSTİSNA KURAL OLDU"
Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), tutuklamayı ancak "kuvvetli suç şüphesi", "kaçma şüphesi" veya "delil karartma" ihtimalinin bir arada bulunduğu hallerde uygulanabilecek geçici bir koruma tedbiri olarak tanımlıyor. Ancak 62 bin barajının aşılması, hukuk çevrelerinde bu tedbirin "asıl hükme" dönüştüğü eleştirilerini güçlendiriyor.
