Finlandiya Çevre Enstitüsü'nden ekolojist ve doğa-sağlık araştırmacısı Mira Grönroos'un yürüttüğü bir deneyde, katılımcılardan ellerini 20 saniye boyunca toprak, turba ve yosunla ovmaları istendi.
Musluk suyuyla yıkamanın ardından yapılan incelemelerde, ellerdeki mikroorganizmaların hem sayısının hem de çeşitliliğinin arttığı görüldü. Grönroos, eller temiz görünmesine rağmen mikrobiyal yapıda belirgin bir değişim gözlendiğini belirtti.
Araştırmacılara göre farklı mikroorganizmaların bir arada bulunması, ciltteki mikrobiyal dengenin korunmasına yardımcı olabilir. Çeşitliliğin artması, hastalık yapıcı mikroorganizmaların baskın hale gelmesini zorlaştırabilir.
ÇOCUKLARIN DOĞAYLA TEMASI İNCELENDİ
BBC Türkçe'de yer alan habere göre, Finlandiya'daki Aurinkolinna kreşinde çocukların doğayla temasının bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri de araştırılıyor. Çocuklar günün birkaç saatini ağaçların ve çalıların bulunduğu açık alanda geçiriyor; toprakla oynuyor, su birikintilerine giriyor ve doğal malzemeler topluyor.
Vahvistu projesi kapsamında çocukların cilt, tükürük ve bağırsak mikrobiyomlarının yanı sıra kan ve saç örnekleri üç yıl boyunca takip ediliyor.
Projeye temel oluşturan daha önceki araştırmalarda ise kreş bahçelerine orman toprağı ve turba eklenmiş, çocukların 28 gün boyunca bu alanlarda oynamasının ardından mikrobiyal değişimler incelenmişti.
Orman toprağı bulunan bahçelerde oynayan çocukların ciltlerinde, asfalt zeminlerde oynayan çocuklara kıyasla bir yıl sonra daha yüksek mikrobiyal çeşitlilik tespit edildi. Araştırmada ayrıca potansiyel hastalık yapıcı mikroorganizmaların daha düşük seviyelerde bulunduğu görüldü.
MİKROBİYAL ÇEŞİTLİLİK BAĞIŞIKLIK SİSTEMİYLE İLİŞKİLİ
Araştırmalar, doğayla temasın yalnızca ciltteki mikroorganizmaları değiştirmekle sınırlı kalmayabileceğini gösteriyor.
Çocukların mikrobiyal çeşitliliği yüksek toprakla zenginleştirilmiş kum alanlarında oynadığı başka bir çalışmada, ciltteki bazı bakteri gruplarının çeşitliliğinin arttığı belirlendi. Kan örneklerinde ise bağışıklık sisteminin düzenlenmesiyle ilişkili bazı sitokinlerde değişiklikler saptandı.
Araştırmacı Marja Roslund'un çalışmaları, özellikle gammaproteobakteri adı verilen bir bakteri grubundaki artış ile düzenleyici T hücreleri arasındaki ilişkiye işaret etti. T hücreleri, bağışıklık yanıtının kontrol edilmesinde ve dengelenmesinde görev alıyor.
Bununla birlikte araştırmacılar, doğayla temasın egzama, astım veya alerji gibi hastalıkları önlediğinin henüz söylenemeyeceğini vurguluyor. Grönroos, mevcut bulguların bu tür bağışıklık sistemi bozukluklarının görülme ihtimalinde azalmaya işaret edebileceğini, ancak bunun kesinleşmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu belirtiyor.
BAHÇECİLİK DE BENZER ETKİ GÖSTERDİ
Doğayla temasın olası etkileri yetişkinlerde de incelendi. Bir çalışmada katılımcılardan kış aylarında kapalı ortamda sebze yetiştirmeleri istendi.
Mikrobiyal çeşitliliği yüksek toprak kullanan ve bir ay boyunca her gün bitkileriyle ilgilenen katılımcıların ciltlerindeki bakteri çeşitliliğinde artış görüldü. Aynı grupta kan dolaşımındaki iltihap karşıtı sitokinlerin seviyesinde de yükselme tespit edildi.
Finlandiya'daki ofislerde gerçekleştirilen başka bir çalışmada ise çalışma alanlarına canlı bitkilerden oluşan yeşil duvarlar yerleştirildi. İki hafta sonunda çalışanların cilt mikrobiyal çeşitliliğinin arttığı, bazı iltihapla ilişkili belirteçlerin seviyesinin ise azaldığı belirlendi.
Araştırmacılar, bu bulguların kentlerde insanların doğayla daha kolay temas edebileceği alanların oluşturulmasının önemine işaret ettiğini belirtiyor.
Grönroos'a göre bunun için büyük değişiklikler yapılması gerekmeyebilir. Ağaçlara ve bitkilere dokunmak, toprakla uğraşmak veya dışarıda doğal malzemelerle temas etmek, doğayla daha sık etkileşim kurmanın basit yolları arasında gösteriliyor.
Bilim insanları ise doğayla temasın bağışıklık sistemi üzerindeki mekanizmasını ve bunun uzun vadeli sağlık sonuçlarını ortaya koymak için daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç olduğunu belirtiyor.
