Kalp nakli sonrası değişen ilginç zevkler!

Kalp nakli sonrası değişen ilginç zevkler!

Kalp nakli ameliyatları, beraberinde şaşırtıcı bir fenomeni getiriyor. Nakil sonrası hastalar; yeme alışkanlıklarından müzik zevklerine, fobilerden yeteneklere kadar bağışçıya ait özellikleri sergilemeye başlıyor. Uzmanlar, nörobiyoloji ve epigenetik veriler ışığında bu gizemli durumu inceliyor. İşte detaylar...

Günümüzde tıp dünyasının en çok tartıştığı konuların başında kalp nakli sonrası kişilik değişimi geliyor.

İnternet kullanıcılarının sıklıkla araştırdığı hücresel hafıza nedir sorusunun yanıtı, ameliyathanelerin soğuk ışıkları altında yatan derin bir sırrı işaret ediyor.

Yapılan araştırmalar ve hasta beyanları, organ nakli huy değişimi konusunun sadece bir şehir efsanesi olmadığını gösteriyor.

Uzmanlar, kalp hafızası var mı tartışmalarına nörobiyolojik kanıtlarla yaklaşırken, kalp nakli ve karakter değişimi yaşayan hastaların hikayeleri duyanları hayrete düşürüyor.

KALBİN BİLİNMEYEN GİZEMLİ YÜZÜ

Yüzyıllar boyunca anatomik olarak kanı vücuda pompalayan mekanik bir yapı olarak tanımlanan kalp, organ nakli operasyonlarının artmasıyla birlikte farklı bir kimlik kazanıyor.

Cerrahlar bir göğüs kafesini açıp durmuş bir kalbi çıkarıp yerine başkasının kalbini yerleştirdiğinde, sadece biyolojik bir işlem gerçekleşmiyor.

Nakil sonrası uyanan hastalar, daha önce hiç deneyimlemedikleri hisler, dürtüler ve anılarla karşı karşıya kalıyor.

Bu durum, kalbin sadece bir pompa olmadığını, yaşanmışlıkları da taşıyan bir kayıt cihazı olabileceğini düşündürüyor.

VEJETARYEN ALICININ ET AŞERMESİ

Bilim insanları başlangıçta hasta anlatılarına şüpheyle yaklaştı ancak vakalar arttıkça benzerlikler dikkat çekici bir boyuta ulaştı.

Kayıtlara geçen çarpıcı bir örnekte, hayatı boyunca vejetaryen beslenen genç bir kadın, kalp nakli operasyonundan sonra aniden ete karşı aşırı bir iştah duyduğunu fark etti.

Yapılan incelemede, bağışçının fastfood tüketmeyi seven bir kişi olduğu ortaya çıktı.

Bir başka vakada ise klasik müzikten hoşlanmayan bir alıcı, trafik kazasında ölen müzisyen bağışçısının en sevdiği senfonilere karşı tutkulu bir ilgi geliştirdi.

CİNSEL YÖNELİMDE YAŞANAN DEĞİŞİMLER

Nakil sonrası yaşanan değişimler sadece yeme içme alışkanlıklarıyla sınırlı kalmıyor; cinsel tercihlerde de farklılıklar görülüyor.

Literatüre giren vakalar incelendiğinde, lezbiyen bir sanatçının kalbini taşıyan erkek alıcının, ameliyat sonrası kadınlara yönelik ilgisinin arttığı görülüyor.

Tam tersi bir durumda ise heteroseksüel bir kadından kalp nakli yapılan lezbiyen bir hasta, erkeklere ilgi duymaya başladığını ve cinsel kimliği noktasında karmaşa yaşadığını belirtiyor.

BAĞIŞÇININ ACILARINI HİSSETMEK

Hastalar üzerinde yapılan psikolojik değerlendirmeler, iki temel duygusal değişimi işaret ediyor.

Bunlardan ilki, alıcının doğrudan bağışçıya ait duyguları hissetmesi olarak tanımlanıyor.

3 yaşında boğularak hayatını kaybeden bir çocuğun kalbini alan 9 yaşındaki başka bir çocuk, açıklanamayan bir su fobisi ve boğulma korkusu yaşıyor.

İkinci değişim ise mizaç yapısında görülüyor; sakin bir insan aniden öfkeli tepkiler verirken, agresif bir hasta daha uysal bir yapıya bürünebiliyor.

HAYALİ KARDEŞ TİMMY VE RÜYALAR

Psikolojik etkilerin en derin boyutu ise alıcıların bağışçıyla kurduğu ruhsal bağda ortaya çıkıyor.

Kimlik karmaşası yaşayan bazı hastalar, göğüslerinde atan kalbin sahibini bir aile bireyi gibi benimsiyor.

5 yaşındaki bir nakil hastası, bağışçısının kim olduğunu bilmemesine rağmen hayali oyunlarında sürekli 'Timmy' adlı bir çocuktan bahsediyor.

Daha sonra yapılan araştırmada bağışçının adının Tim Lamirande olduğu öğreniliyor.

Bazı yetişkin hastalar ise rüyalarında hiç tanımadıkları yüzleri, kazaları veya ışık patlamalarını görüyor; bu rüyalar çoğu zaman bağışçının ölüm anıyla örtüşüyor.

ANILARIN FİZİKSEL YANSIMALARI

Tıp literatürüne 'kalp belleği' olarak giren bu kavram, duyusal algıların transferini de kapsıyor.

Motosiklet kazasında ölen birinin kalbini taşıyan hasta, göğsünde çarpma hissine benzer ağrılar duyuyor.

Yüzünden vurularak ölen bir bağışçının alıcısı ise yüz bölgesinde sıcaklık ve ışık patlamaları hissettiğini bildiriyor.

Hatta bazı hastalar, damaklarında daha önce tatmadıkları lezzetlerin izini sürerken, zihinlerinde bu tatlarla eşleşen yabancı anılar canlanıyor.

KALPTEKİ 40 BİN NÖRONUN SIRRI

Bu fenomenin bilimsel zemini, 1990'lı yıllarda keşfedilen 'intrinsik kardiyak sinir sistemi' ile güçleniyor.

Kalbin içinde, beyinden bağımsız da çalışabilen yaklaşık 40 bin nöron bulunuyor.

Bu nöron ağı, kalbin sadece beyinden emir alan bir organ olmadığını, aksine beyne sürekli sinyal gönderen, hormon salgılayan ve karar alabilen bir yapı olduğunu kanıtlıyor.

Özellikle oksitosin gibi bağlanma hormonlarının üretiminde rol oynaması ve beyninkinden çok daha güçlü bir elektromanyetik alana sahip olması, kalbin hafıza üzerindeki etkisini destekliyor.

HÜCRELER ARASI BİLGİ TRANSFERİ

Hücresel biyoloji alanındaki yeni keşifler, hafızanın sadece beyin sinapslarında saklanmadığını ortaya koyuyor.

Epigenetik çalışmalar, deneyimlerin DNA üzerinde izler bıraktığını ve bu izlerin RNA veya proteinler aracılığıyla taşınabildiğini gösteriyor.

'Eksozom' adı verilen veziküller sayesinde hücreler arası bilgi aktarımı gerçekleşiyor.

Deneyler, eğitilmiş bir canlıdan alınan RNA moleküllerinin, başka bir canlıya aktarıldığında davranış değişikliğine yol açtığını doğruluyor.

Bu da organ nakliyle birlikte hücresel düzeyde kodlanmış bilgilerin de transfer edilebileceği tezini güçlendiriyor.

KİMLİK SADECE BEYİNDE Mİ SAKLI?

Beyin cerrahisinde yapılan hemisferektomi (beynin bir yarısının alınması) ameliyatları, insan beyninin kendini yeniden yapılandırabildiğini ve kişiliğin tek bir merkeze bağlı olmadığını gösteriyor.

Kalp nakli sonrası yaşananlar da benzer bir soruyu gündeme getiriyor:

Bilinç ve benlik, sadece beyne hapsolmuş bir olgu mu, yoksa tüm vücuda yayılan bütünsel bir yapı mı?

Kesin yanıtlar henüz verilmese de bilim dünyası, insan vücudunun her hücresinin bir hikaye taşıdığı gerçeğine her geçen gün daha fazla yaklaşıyor.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN