İnternet dünyasında sıklıkla aratılan ruh sağlığı ipuçları ve nefes egzersizleri, aslında hayatımızın tam merkezindeki basit bir eylemle doğrudan bağlantılı.
Yapılan son bilimsel çalışmalar, mutluluk hormonu salgılanması sürecini tetikleyen ve sosyal anksiyete sorunlarını azaltan şarkı söyleme eyleminin, kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini kanıtlıyor.
Özellikle Avrupa'da Noel zamanı sıklaşan koro etkinlikleri, katılımcıların farkında olmadan biyolojik dirençlerini artırmalarına yardımcı oluyor.
BİLİŞSEL VE DUYGUSAL BÜTÜNLÜK
BBC Türkçe'de yer alan habere göre, Cambridge Müzik Terapisi Araştırma Enstitüsü uzmanlarından Alex Street, şarkı söylemenin sadece sanatsal değil; bilişsel, fiziksel ve duygusal bir eylem olduğunu vurguluyor.
Psikologlar, birbirini hiç tanımayan insanların sadece bir saatlik koro çalışması sonrasında bile güçlü bir bağ kurabildiğine dikkat çekiyor.
En çekingen bireyler bile bu melodi birliği sayesinde topluluğun güçlü bir parçası haline gelebiliyor.
Bir hafta boyunca telefonsuz yürüyüş yaptı ve sonuç şaşırttı
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNE KALKAN OLUYOR
Araştırmalar, şarkı söylemenin akciğerler ve solunum sistemi üzerindeki somut faydalarını ortaya koyuyor.
Bu aktivite, kan basıncını dengelemenin yanı sıra kalp atış hızını da iyileştiriyor.
Özellikle grup halinde şarkı söylemenin, sadece müzik dinlemeye kıyasla bağışıklık sistemini daha fazla güçlendirdiği tespit edildi.
Uzmanlar, bu durumu biyolojik mekanizmalara bağlıyor.
VAGUS SİNİRİ VE AĞRI KONTROLÜ
Şarkı söyleme sırasında ses tellerine ve boğaz kaslarına bağlı olan vagus siniri uyarılıyor.
Kontrollü ve uzun süreli nefes verme işlemi, vücutta doğal ağrı kesici ve keyif verici olarak bilinen endorfin salgılanmasını sağlıyor.
Bu süreç, nefes odaklanmasıyla birleştiğinde stres seviyesini önemli ölçüde düşürüyor.
Alex Street, bu değişimin insanların duruşuna ve yüz ifadelerine anında yansıdığını belirtiyor.
Erken ölümü engelleyen günlük 5 dakikalık yöntem
GENETİK KODLARIMIZDAKİ RİTİM
Antropologlar, insanların konuşma yetisinden önce şarkı söyleyerek iletişim kurduğunu düşünüyor.
Duygusal ifadenin ve ritüellerin gelişiminde kilit rol oynayan bu eylem, insan doğasının ayrılmaz bir parçası.
Çocuklara söylenen ninnilerden cenaze ağıtlarına, eğitici şarkılardan marşlara kadar hayatın her alanında ritmik bir yapı bulunuyor.
Beynimiz, doğuştan itibaren melodiye olumlu tepki verecek şekilde kodlanmış durumda.
NÖROLOJİK HASTALIKLARDA İYİLEŞTİRİCİ GÜÇ
Şarkı söylemenin en dikkat çekici etkilerinden biri, beyin hasarını onarma sürecine sunduğu katkı.
Dünya genelindeki araştırmacılar; kanser, felç, Parkinson ve demans hastaları için kurulan koroların iyileştirici gücünü inceliyor.
Özellikle Parkinson hastalarında görülen ses kısıklığı ve ifade zorluğu, düzenli şarkı söyleme egzersizleriyle iyileştirilebiliyor.
Bu aktivite, beynin hasar gören bölgeleri arasında yeni nörolojik köprüler kurulmasını sağlıyor.
Sessizce ilerleyen organ yaşlanmasına dikkat
KOŞU BANDINDA YÜRÜMEK KADAR ETKİLİ
Southampton Üniversitesi'nden Doç. Dr. Adam Lewis, şarkı söylemenin fiziksel egzersizle benzer faydalar sağladığını ifade ediyor.
Yapılan bir çalışmaya göre, ritim ve perde çalışmaları içeren profesyonel ses egzersizleri, koşu bandında orta hızda yürümekle eşdeğer bir kardiyovasküler etki yaratıyor.
Bu durum, özellikle kronik solunum rahatsızlığı çekenler için alternatif bir terapi yöntemi sunuyor.
SOLUNUM GÜÇLÜĞÜNE OPERA DESTEĞİ
Imperial College London'dan Keir Philip, şarkı söylemenin tıbbi tedavilerin yerini tutamayacağını ancak tamamlayıcı bir yöntem olduğunu vurguluyor.
İngiliz Ulusal Operası ile yürütülen bir projede, uzun covid hastalarına yönelik geliştirilen nefes alma programının yaşam kalitesini artırdığı gözlemlendi.
Ancak Keir Philip, aktif solunum yolu enfeksiyonu olanların virüs yayılımını önlemek adına grup çalışmalarına ara vermesi gerektiği konusunda uyarıyor.
Her hafta bunları yapmazsam suçlu hissediyorum
GABRIELLE GIFFORDS VE MUCİZEVİ DÖNÜŞÜM
Beynin kendini onarma yeteneği, 2011 yılında suikast girişimine uğrayan eski ABD Kongre üyesi Gabrielle Giffords'un hikayesinde somutlaştı.
Başından vurulan Gabrielle Giffords, konuşma yetisini geri kazanmak için çocukluk şarkılarını kullandı.
Melodik tonlama terapisi, beynin sağ yarım küresini devreye sokarak konuşma merkezindeki hasarın telafi edilmesine yardımcı oldu.
TEKNOLOJİYE KARŞI SOSYAL BAĞ
Helsinki Üniversitesi'nden Prof. Dr. Teppo Särkämö, yaşlı yetişkinlerde şarkı söylemenin bilişsel gerilemeyi yavaşlatabileceğine dair kanıtların arttığını belirtiyor.
Ancak uzmanlar, günümüz insanının birbirleriyle şarkı söylemek yerine teknolojik cihazlarla vakit geçirmesinden endişeli.
Alex Street, toplumları birbirine bağlayan bu kadim geleneğin, modern tıbbın rehabilitasyon süreçlerinde daha fazla yer bulması gerektiğini savunuyor.

