Çocuklara süt ürünlerini sevdirmek veya diyet yaparken tatlı krizlerini bastırmak için sepetlere ilk atılan ürünlerin başında meyveli yoğurtlar geliyor. Ancak ünlü beslenme uzmanı Raphaël Gruman'ın uyarılarına göre, bu ürünler sağlıklı bir ara öğün olmaktan çok uzak. Fransa merkezli uluslararası tüketici dernekleri ve gıda mühendisleri, ambalajların arkasındaki endüstriyel şeker ve nişasta tuzaklarını tek tek ifşa etti.
Tek bir küçük kap meyveli yoğurdun içinde ortalama 15 gram (yaklaşık 3-4 küp şeker) ilave şeker bulunuyor. Laboratuvar sonuçları, bu şeker oranının asitli bir kutu gazlı içecekle neredeyse aynı seviyede olduğunu kanıtlıyor. Tüketiciler meyve yediğini zannederken, aslında sadece meyve aroması basılmış yoğun kıvamlı endüstriyel bir tatlı yiyerek kan şekerlerini hızla yükseltiyor.
SIFIR YAĞLI YOĞURTLARA DİKKAT
Kilo vermek isteyenlerin favorisi olan %0 yağlı diyet yoğurtları, gıda sektörünün yarattığı en tehlikeli yanılsamalardan biri. Sütten yağ tamamen ayrıştırıldığında yoğurt, su gibi akışkan bir çorbaya dönüşüyor. Üreticiler bu sıvı yapıya o alıştığımız katı yoğurt kıvamını verebilmek için içerisine yoğun miktarda endüstriyel mısır nişastası ve jelatin basıyor.

Yağdan kaçarken vücuduna yüksek oranda işlenmiş karbonhidrat ve nişasta alan tüketiciler, diyet yapmalarına rağmen neden kilo veremediklerini bu sayede anlıyor.
PROBİYOTİK VE BİTKİSEL YOĞURTLARDA RİSK BÜYÜK
Bağırsak florasını düzenlediği iddiasıyla fahiş fiyatlara satılan probiyotik yoğurtlar da büyük bir lojistik risk taşıyor. Yararlı bakterilerin canlı kalabilmesi için kusursuz bir soğuk zincir gerekiyor. Üretim bandından market rafına, oradan da evdeki buzdolabına kadar yaşanacak en ufak bir sıcaklık dalgalanması, bakterilerin ölmesine ve ürünün sıradan, pahalı bir yoğurda dönüşmesine neden oluyor.

Öte yandan, veganların sıklıkla tercih ettiği bitkisel yoğurtlar da tehlike saçıyor. Özellikle soya yoğurdu, içerdiği yoğun "izoflavon" (bitkisel östrojen) nedeniyle vücudun mevcut hormon dengesini bozma riski taşıyor. Badem ve Hindistan cevizi sütünden yapılan yoğurtların ise, hayvansal yoğurdun sağladığı kalsiyum seviyesinin yanından bile geçemediği laboratuvar testleriyle doğrulanmış durumda.
AMBALAJLARDAKİ E KODLARINA DİKKAT
Market raflarındaki yoğurt ambalajlarını inceleyen tüketiciler, içindekiler kısmında anlamını bilmedikleri onlarca karmaşık kodla karşılaşıyor. Birçok kişi "Bu etiketler şifreli mi, bizden ne gizleniyor?" sorusunu sorarken, uzmanlar tehlikenin şifresini çözdü. Eğer aldığınız yoğurdun arkasında E1422, E1442 (Modifiye nişasta) veya E428, E441 (Jelatin) gibi kodlar görüyorsanız, o ürünün kıvamının doğal yollarla değil, tamamen kimyasal kıvam artırıcılarla sağlandığını bilmeniz gerekiyor. Gıda mühendisleri, sağlıklı bir yoğurdun içindekiler kısmında sadece iki şey olması gerektiğini vurguluyor: Pastörize inek sütü ve yoğurt mayası. Başka herhangi bir maddenin, o ürünü "sağlıklı" kategorisinden çıkardığı belirtiliyor.
