Adında ‘sanayi’ kelimesi geçen bir sergide böylesine keyifli vakit geçireceğimi, adeta çocukluğuma ışınlanıp hatıralarımda derin bir yolculuğa çıkacağımı doğrusu hiç düşünmemiştim. Rahmi M. Koç Müzesi’nde kapılarını açan ‘Yerli Sanayi, Uluslararası İtibar’ sergisi, tam olarak sürprizli ve duygusal deneyim sunuyor izleyenlere. Koç Topluluğu’nun asırlık yolculuğunu büyük coşkuyla kutladığı etkinlikler dizisinin sanatsal yüzü olan sergi, dokuz Ekim itibarıyla ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Serginin girişinde merhum Vehbi Koç’un “Devletim ve ülke var oldukça ben de varım” vizyonu karşılıyor konukları. Yüz yıllık serüveni yıl yıl izleme fırsatı sunan tasarım, firmanın Ankara Ticaret Odası’na kaydettirildiği 1926 tarihi şerh düşerek güçlü bir açılış yapıyor. Serginin ilk bölümünde, firmanın müteahhitlik girişimlerinde bulunduğunu öğreniyoruz mesela. Ankara Numune Hastanesi inşası gibi dev projeler, grubun pek bilinmeyen yönlerine ışık tutuyor. Ardından asıl sanayi devrimi başlıyor; otomotivden beyaz eşyaya uzanan bir teknoloji rüzgârı esiyor.
Müze koridorlarında ilerlerken 1969 model merdaneli Arçelik çamaşır makinesi çıkıyor karşımıza. Klasikleşmiş makine, çocukken annem çamaşır yıkarken yaptığım yaramazlığı, elimi merdaneye kaptırdığım günleri anında canlandırıyor. Gözümün önüne devrin çamaşır yıkama telaşı geliyor, otomatik makineler devrinde yaşanan telaşları nasıl da unutmuşuz. Hemen ötesinde gururla duran ilk Aygaz ocak, yine çocukluk yıllarımızın sımsıcak mutfaklarına, nostaljik tatlarına götürüyor bizi. Üzerinde pişen patates yemeklerinin kokusu sarıyor burnumu. Tofaş alanındaki minicik rengârenk promosyon arabalar ise eminim özellikle bizim kuşağın erkeklerinin çocukluk hatıralarını zirveye ulaştıracak. Koleksiyonlardan özenle derlenen üç yüze yakın obje, izleyenlere eşsiz bir zaman yolculuğu yaşatıyor.
EVEREST’İ AŞAN RAKAMLAR VE YARINA BIRAKILAN MEKTUPLAR
‘Geleceğe Birlikte’ isimli özel köşe, topluluğun 154 ülkeyle kurduğu ihracat ağını devasa verilerle gözler önüne seriyor. İlgili bölümden itibaren artık geçmişten bugüne doğru ilerledikçe müze teması yerini dijitalleşmeye bırakıyor. İnteraktif bilgilendirmelerin yer aldığı alanda son derece çarpıcı istatistikler var: Üretilen on üç milyon hafif ticari araç üst üste konulduğunda 2 bin 938 Everest Dağı yüksekliğine ulaşıyor. Kuruluştan itibaren üretilen çamaşır ve bulaşık makinelerinin dünyanın çevresini iki kezden fazla turlayabileceği hesaplanarak aktarılıyor. Yolculuğun finalinde ise bizim değil, milenyum kuşağının çokça sevdiği Arçelik avatarı karşılıyor bizleri. Bahsi geçen bölümde ziyaretçiler kâğıtlara gelecek hayallerini yazıp dev kutuya atıyor; zarfların yirmi yıl sonra açılması planlanıyor.
Özetle, son adımda asırlık serüvenin özetini görüyoruz: Daima ileriye bakmanın büyük heyecanı. Gelecek heyecanı yarına bırakılan umut dolu mektuplarla mühürlenip ebedileşiyor.
Bu heyecana tanık olmak isteyenler sergiyi, 7 Şubat 2027 tarihine kadar Rahmi M. Koç Müzesi’nin Mustafa V. Koç Binası’nda görebilir.
EŞYALARIN SESSİZ DİLİYLE KALKINMA HİKÂYESİ
Rahmi M. Koç Müzesi Genel Müdürü Mine Sofuoğlu, açılış konuşmasında serginin temel felsefesini anlatırken sanayi tarihinin gündelik hayatın naif hafızasıyla eşzamanlı aktığına özellikle vurgu yapıyor. Sofuoğlu, “Bir zamanlar gündelik hayatın sıradan parçası olan nesneler, yıllar sonra dönemin üretim kültürünü, teknik bilgisini ve emeğini anlatan tarihsel belgelere dönüşüyor. Yüz yıllık üretim yolculuğunu, insanların hayatında bıraktığı izlerle birlikte gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyoruz” diyerek müzeciliğin vizyonunu özetliyor. Vitrinlerdeki tarihi belgeler ve yorgun objeler sadece teknolojik bir evrimi değil, ülkemizin ev içi yaşamından tarımsal üretim pratiklerine kadar geçirdiği büyük sosyolojik dönüşümün en yakın tanıkları olarak müzede büyük bir özenle sergileniyor. Hazırlanan özel koleksiyon, eşyaların sessiz dilinden koca bir milletin devasa kalkınma hikâyesini ve aydınlık geleceğe doğru attığı devasa adımları müthiş bir ustalıkla okutmayı harika biçimde başarıyor.
