Ötüken Neşriyat Modern Klasiklerine 'Atları da vururlar' ekledi: Kapitalizmin gem vurduğu hayatlar

Ötüken Neşriyat Modern Klasiklerine 'Atları da vururlar' ekledi: Kapitalizmin gem vurduğu hayatlar

Ötüken Neşriyat, Modern Klasikler dizisine Horace McCoy’un sarsıcı eseri ‘Atları da Vururlar’ı ekledi. ABD’deki ‘Büyük Buhran’ döneminin karanlık yüzünü, işsiz insanlara umut diye pompalanan acımasız bir dans maratonu üzerinden anlatan roman; kapitalizmin çaresiz insanları nasıl birer koşu beygirine dönüştürdüğünü çarpıcı bir dille gözler önüne seriyor.

BESİM DALGIÇ

Ötüken Neşriyat, Modern Klasikler dizisinden iki kitap daha yayımladı. İlki Horace McCoy’un Tamer Gülbek çevirisiyle ‘Atları da Vururlar’ romanı. Horace McCoy, ’30’larda ABD’de ‘Büyük Buhran’ diye anılan bu dönemi anlatan romanlarıyla tanınmıştır. ’69’da, ’35 yılında yayımlanan ‘Atları da Vururlar’ romanı yönetmen Sydney Pollack tarafından Hollywood kurallarının izin verdiği ölçüde sinemaya uyarlanmıştı. ABD’de ‘Büyük Buhran’ın ’29’da Wall Street’in çöküşüyle başladığı görüşü yaygın olsa da altında yatan nedenler daha farklıdır. Evet, borsanın çöküşüyle işsizlik artmış; dolayısıyla kıtlık, yoksulluk, veba salgını gibi travmatik bir toplumsal yapıyı ortaya çıkartmıştı. Büyük fakirleşmenin karşısında ücretlerin düşmesi, sanayinin ihtiyacı olan fazla iş gücü nedeniyle artan üretim fazlalığıyla da inanılmaz bir sermaye birikimi gerçekleşmiş, siyasal dengeler değişmişti. 2. Dünya Savaşı sırasında da bu durumdan olabildiğince yararlanılmış, Japonya’ya atılan atom bombalarıyla da ABD dünyada egemenliği kurmuştu. Bu yıllarda ABD’de büyük göçler yaşandı. Taner Ay’ın roman tadındaki ‘Her Zaman Gece Kuşları Olacağız’ (Ötüken Neşriyat, 2024) adlı kitabı bu konudaki en önemli kaynaklardan biridir. ‘Atları da Vururlar’ romanı bu dönemi anlatmasına rağmen kapitalizmin acımasız kuralları içinde her zaman tekrarlanan, yani hiç bitmeyen bir durumdur.

01kr2-besimm1.jpg

DANS MARATONU DEĞİL, BİR HAYATTA KALMA YARIŞMASI

‘Atları da Vururlar’ ilk kez Hasan Arslan tarafından ’70’li yıllarda ‘e Yayınları’ndan çıkmıştı. Sonrasında ise tekrar basıldığını hatırlamıyorum. Filmin gösterimi de o tarihlerde yapılmış, sanırım Beyazıt’taki İstanbul Suriçi’nin en güzel sineması olan Marmara’da izlemiştim. Daha sonra birçok yayınevince tekrar yayınlanması sevindirici. Tamer Gülbek’in ustalığıysa daha önce çevirdiği kitaplardan biliniyor. On üç bölüm, 112 sayfa romanın konusu kısaca; açlıkla boğuşan, iş bulma beklentisini yitirmiş ABD yurttaşlarına pompalanan bir umut, dayanıklılığı test eden, günlerce sürecek bir dans maratonunu konu alan bu hikâye, gerçekte çaresiz insanları koşu beygirlerine dönüştüren bir sirk gösterisi. Dans maratonu bir zamanlar halka açık bir dans salonu olan devasa eski bir binada düzenleniyor. Yüz kırk dört çiftin katıldığı bu maratonun başında altmış çift elenir. Kural bir saat boyunca durmadan dans etmek, sonra on dakika ara, sonra tekrar bütün gün süren ve giderek işkenceye dönüşen dans... Bir çeşit hayatta ya da ayakta kalma yarışması. Maratonu tamamlama başarısını gösterenlere verilecek ödül sadece bir umuttur. Organizasyonu düzenleyen Rocky, Robert ile Gloria’ya öyle bir fatura çıkarır ki önlerine sürülen giderler ödül parasından düşülünce, maratonu kazansalar bile alacakları hava ile cıvadır. Ülke çapında yapılan bu tip dans maratonları medya aracılığıyla topluma pompalanmış, fırsatçılara da büyük kazançlar sağlamıştır. Maratona katılan Gloria ise tükenmiş olarak çok büyük bir acı çekmektedir. Acı içinde kıvranan atları tabancayla vurmaksa ona yapılacak en büyük iyiliktir...

BİR ÜTOPYA ARAYIŞI

01kr2-kutu.jpg

Ötüken Neşriyat’ın Modern Klasikler dizisinden çıkan ikinci kitap ise James Hilton’dan ‘Yitik Ufuklar’. Zeynep Kantarcı’nın çevirdiği eserin ’37 tarihli sinema uyarlamasını, İsmail Cem döneminde tek kanallı TRT’de ‘Gaip Ülke’ adıyla, siyah beyaz bir şaheser olarak izlemiştim. Kitap, ilk kez 1946’da Hikmet Hikây çevirisiyle Ahmet Halit Kitabevi’nce basılmıştı.

ŞANGRİ-LA’NIN BÜYÜLÜ DÜNYASI

Roman, ’35’te Çin’deki devrimci ayaklanmadan kaçan bir grup Batılının bindikleri uçağın kaçırılarak Himalayalar’a düşmesiyle başlıyor. Grubun, kurtarıldıktan sonra götürüldükleri korunaklı ve huzur dolu vadi Şangri-La, Thomas More’un ‘Ütopya’sını ya da mitolojik Olimpos Dağı’nı anımsatan büyülü bir dünyadır.

MODERN İNSAN VE İHANET

Diplomat Conway, vadideki ‘Yüce Lama’ ve keşişlerin doğayla uyumlu, aşırılıktan uzak hayat felsefesine hayran kalırken; bu gizeme inanmayan kardeşi George’un ısrarıyla vadiden ayrılmaya karar verir. Ancak Şangri-La’ya ihanet etmenin bedeli ağırdır. Kaçış sırasında ölen yirmi yaşındaki Maria’nın hızla yaşlanarak eriyen yüzü, vadinin sunduğu ölümsüzlük mucizesinin tek kanıtı olacaktır. ‘Yitik Ufuklar’, vadinin vadettiği sonsuzluğu bile terk edecek kadar peşin hükümlü olan insan bencilliğinin ve hırslarının hayalî bir hakikatidir.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN