Yıllardır ders çalışırken boşuna zaman kaybetmişiz dedirten 5 bilimsel yöntem

Yıllardır ders çalışırken boşuna zaman kaybetmişiz dedirten 5 bilimsel yöntem

Doğu Londra Üniversitesi'nden öğretim üyesi Paul Penn, öğrencilerin sınavlara hazırlanırken yaptıkları hataları ve akademik başarıyı artıran bilimsel yöntemleri ortaya koydu. Psyche platformunda yayımlanan çalışmada deneyimli akademisyen, ezbere dayalı verimsiz alışkanlıkları terk ederek beynin çalışma prensiplerine uygun, kalıcı bilgi edinme yollarını ve hafızayı güçlendirecek stratejileri açıkladı.

Eğitim dünyasında öğrencilerin okul ve sınav başarılarını kalıcı olarak artırmak adına başvurduğu etkili ders çalışma yöntemleri bilimsel araştırmalarla yeniden şekilleniyor.

Doğu Londra Üniversitesi Psikoloji Bölümü Kıdemli Öğretim Üyesi Paul Penn, yayımladığı güncel çalışmasında, öğrencilerin öğrenme süreçlerini fark etmeden baltalayan büyük hataları ve zihinsel performansı zirveye taşıyan hafıza güçlendirme egzersizleri kapsamlı şekilde açıklıyor.

Öğrenim sürecini çok daha verimli kılan ve bilgilerin uzun süre unutulmasını engelleyen başarılı öğrenme yolları, geleneksel ders çalışma alışkanlıklarının yerini alıyor.

DOĞRU DERS ÇALIŞMA ALIŞKANLIKLARI NASIL KAZANILIR?

Psikoloji alanında yürütülen bilimsel araştırmalar, bireylerin bilgi veya beceri düzeylerini izleme yeteneğini ifade eden üstbilişsel yetenek mekanizmasının genellikle kusurlu işlediğini ortaya koyuyor.

Bu zihinsel kusurlar, kişilerin kendi bilgi düzeyleri hakkında şişirilmiş bir algıya kapılmasına yol açıyor ve bireyleri öğrenme çabalarını baltalayan etkisiz yöntemlere yönlendiriyor.

Öğrencilerin yıllardır en çok tercih ettiği pratiklerin başında, büyük sınavların hemen önceki akşamında gerçekleştirilen yoğun çalışma seansları geliyor.

Sınav öncesi gecede kaynakların masaya yayılması ve tüm bilgilerin tek bir maratona sıkıştırılması sıkça gözlemlеniyor.

Oysa 19. yüzyılın son dönemlerinden bu yana yapılan psikolojik araştırmalar, çalışma zamanını birkaç kısa oturuma dağıtmanın çok daha büyük bir başarı sağladığını gösteriyor.

Literatürde 'ara verme etkisi' şeklinde adlandırılan kavram, psikoloji biliminde neredeyse hiç tartışılmaksızın kabul gören nadir bulgular arasında yer alıyor.

DERS ÇALIŞIRKEN EN SIK YAPILAN HATALAR NELERDİR?

Rutin olarak kullanılan bir diğer verimsiz yaklaşım ise kaynak metinleri tekrar tekrar okumak olarak öne çıkıyor.

Öğrencilerin bu yönteme güven duyması, bir metin defalarca okunduğunda oluşan aşinalık hissinden kaynaklanıyor.

Bireyler bu aşinalık hissini bir ilerleme veya öğrenme belirtisi şeklinde yorumlama eğilimi gösteriyor ancak bu algı yanıltıcı bir nitelik taşıyor.

Çünkü bu yaklaşım, çalışma anı ile sınav koşulları arasındaki hayati farkı göz ardı ediyor; cevaplar göz önündeyken her konu kolay görünüyor fakat sınavlar bu lüksü sunmuyor.

Pasif yeniden okuma yöntemine bel bağlamak, hafızanın temel doğasının yanlış anlaşılmasını da beraberinde getiriyor.

İnsan hafızası bir kaynağı pasif biçimde kaydetmek yerine, onu geçmiş bilgilere, deneyimlere ve beklentilere göre aktif olarak yeniden yapılandırıyor.

Hafızanın işleyiş biçimi bir kameradan ziyade, fotoğraf düzenleme programlarındaki filtrelere benzerlik gösteriyor.

Etkin hafıza kullanımı, yeni kaynağa maruz kalma süresini artırmaktan ziyade, mevcut bilgi ve deneyim filtrelerini kullanarak yeni verileri halihazırda bilinenlerle bütünleştirmekle gerçekleşiyor.

ÖĞRENİLEN BİLGİLERİN AKILDA KALMASI NASIL SAĞLANIR?

En yaygın ders çalışma yaklaşımları genellikle uzman psikologların tavsiye edeceği yöntemler arasında yer almıyor.

Yoğun sınav gecesi çalışmalarının ve sürekli yeniden okumaların etkisizliğine dair somut kanıtlar sunulsa bile, insanların bu alışkanlıklarını sürdürme eğilimi yüksek oluyor.

Birçok öğrenci, "Sınav öncesi yoğun çalışma beni bu noktaya kadar getirdi, bu yüzden tamamen etkisiz olamaz" diyerek mevcut durumunu savunuyor.

Bu argüman belirli bir oranda haklılık payı barındırıyor zira bu yöntem tümüyle etkisiz sayılmıyor.

Ancak asıl amaç öğrenilen bilgileri uzun vadede muhafaza etmek ise çok daha üstün alternatifler bulunuyor.

Paul Penn, savunduğu yaklaşımların hangi konuda çalışılırsa çalışılsın iyi uygulamalar içerdiğini ve önceden bir psikoloji bilgisine ihtiyaç duymadığını belirtti.

Çalışma alışkanlıklarında yapılacak temel değişiklikler, öğrenme sürecini katlanılması gereken bir angarya olmaktan çıkarıp keyifli bir faaliyete dönüştürüyor.

EN VERİMLİ DERS ÇALIŞMA PROGRAMI NASIL HAZIRLANIR?

Çalılşma sürelerini tek bir maratona sıkıştırmak yerine, daha fazla sayıda kısa oturuma yaymak büyük bir önem taşıyor.

Paul Penn, bu noktada oturum sayısının az olmasının, çok olmasından daha kötü sonuçlar doğurduğunu vurguladı.

Örneğin, bir konuyu incelemek adına toplam 12 saatlik bir zaman dilimi bulunuyorsa, bu süreyi ikişer saatlik 6 oturuma bölmek, altışar saatlik iki oturum halinde çalışmaktan çok daha etkili bir zemin hazırlıyor.

Oturumlar arasında bırakılacak zaman dilimlerine yönelik araştırmalar, daha uzun aralıkların (belirli bir sınıra kadar) bilgilerin zihinde daha iyi tutulmasını sağladığını gösteriyor.

Ancak ders çalışma süreçleri genellikle kısıtlı zaman dilimlerinde gerçekleştiği için, oturumlar arasındaki mesafeden ziyade toplam oturum sayısının artırılmasına öncelik verilmesi gerekiyor.

DERS ÇALIŞIRKEN KONU SIRALAMASI NASIL OLMALIDIR?

Öğrenme sürecinde genellikle bir konuyu tamamen bitirip diğerine geçmeyi hedefleyen 'engelleme' yönteminin en doğrusu olduğuna inanılıyor.

Ancak güncel bilimsel veriler, farklı konular arasında sürekli geçiş yapmayı kapsayan ve 'serpiştirme' olarak nitelendirilen yöntemin çok daha yüksek bir etki sağladığını kanıtlıyor.

Bu durum özellikle benzer nitelikte olan ve birbiriyle karıştırılabilecek konular için geçerlilik taşıyor.

Örnek olarak psiko-aktif ilaçlar konusu çalışılırken; uyarıcılar, depresanlar ve halüsinojenler gibi farklı sınıflar inceleniyor.

Engelleme yaklaşımı, her ilaç sınıfını sırayla tam olarak bitirmeyi gerektiriyor.

Serpiştirme yaklaşımı ise bilgileri tanımlar, örnekler, etki mekanizmaları ve psikolojik etki profilleri gibi kategorilere ayırarak işlemeyi temel alıyor.

Bu yöntemde önce her ilaç sınıfının tanımına, ardından örneklerine ve son olarak etki mekanizmaları ile psikolojik profillerine bakılıyor.

Araştırma sonuçları, serpiştirme tekniklerinin zihni konular arasındaki farkları aramaya yönelttiğini, engelleme tekniklerinin ise benzerliklere odaklandığını gösteriyor.

Bu nedenle serpiştirme yöntemi ayırt edilmesi zor konularda en etkili çözüm olurken, engelleme yöntemi periyodik tablo gibi kategorileri önceden kesin olarak belirlenmiş alanlarda tercih ediliyor.

OKUNAN BİLGİLERİN ANLAŞILMASI NASIL KOLAYLAŞTIRILIR?

İnsan hafızasının üretken olmaktan ziyade yeniden yapılandırıcı bir niteliğe sahip olduğu biliniyor.

Kaynak metinleri sadece pasif bir şekilde yeniden okumak, okuyucunun kendi anlayışını oluşturması yerine yazarın bakış açısını aynen kopyalamaya çalışmasına neden oluyor.

Okunan materyal hakkında özgün bir kavrayış geliştirmenin en etkili yolu ise okuma esnasında metni sorgulamaktan geçiyor.

Kişi kendi sorularına yanıt arayarak ve geçmiş bilgi birikimini devreye sokarak, konuyu kendi cümleleriyle ifade etmeye mecbur kalıyor.

Bu sorgulama eylemini okuma sürecine sistemli biçimde dahil etmek adına 'ayrıntılı sorgulama' adı verilen teknik kullanılıyor.

Bu yöntem, açıklayıcı cevaplar gerektiren sorular üreterek kaynakları detaylandırmayı içeriyor.

Başlangıçta kaynaktan destek alınarak sözlü yanıtlar verilirken, ilerleyen aşamalarda kaynağa hiç bakmadan soruları cevaplayabilmek hedefleniyor.

Ayrıntılı sorgulama esnasında temel odak noktası bilgiyi anlamlı kılmak olduğundan, soruları 'neden' veya 'nasıl' ifadeleriyle başlatmak ve soyut kavramlara somut örnekler bulmak süreci kolaylaştırıyor.

HAFIZADAKİ BİLGİLERİN GERİ GETİRMEK NEDEN ÖNEMLİDİR?

Sınavlara hazırlanırken hafızadaki bilgiyi geri çağırma yeteneğini test etmek yerine yeniden okuma yöntemlerinin seçilmesi büyük bir çelişki barındırıyor.

Bilimsel testler sadece öğrenme seviyesini ölçmekle kalmıyor, aynı zamanda güçlü bir öğrenme mekanizması işlevi görüyor.

Psikoloji biliminde 'test etme etkisi' olarak adlandırılan bu durum, doğruluğu kesinleşmiş en sağlam bulgular arasında yer alıyor.

Bilgiyi geri getirme sürecindeki başarı kadar başarısızlık da hafıza gelişimi için büyük fayda sağlıyor çünkü her iki durum da bilgiye yönelik güven algısını doğru seviyeye getirmeye hizmet ediyor.

Ders çalışırken kritik olan unsur kişinin ne bildiğini zannettiği değil, ne bildiğini kanıtlayabildiği gerçeği olarak öne çıkıyor.

Öğrenciler testleri birer düşman gibi görse de testler aslında güçlü birer öğrenme aracı niteliği taşıyor.

Bu pratiğin sağladığı fayda, sadece sınavda çıkacak soruları bilmekle sınırlı kalmıyor; bilginin farklı alanlara transfer edilmesini ve kavramsal öğrenmeyi de destekliyor.

Bu yöntem 'okuma, ezberden okuma, gözden geçirme' adımlarıyla ders çalışma sürecine dahil edilebiliyor.

Kısa bir metni okuyup kaynağı kenara koyduktan sonra, bilgileri kendi kelimelerinizle hatırlamaya çalışmak ve tam anlamıyla kavrayana kadar bu adımları tekrarlamak gerekiyor.

Bu süreci yazarak gerçekleştirmek, konunun anlaşıldığını gösteren nitelikli notların oluşmasını sağlıyor.

METİNLERİN ALTINI ÇİZMEK ÖĞRENMEYİ NASIL ETKİLER?

Etkili bir çalışma süreci için kaynak materyallerle zihinsel etkileşim kurulması şart ancak her etkileşim biçimi aynı verimliliği sunmuyor.

Metinlerin altını çizmek, öğrenciler arasında son derece popüler bir alışkanlık olarak yaygınlık gösteriyor.

Temelde en önemli kısımları belirlemek, gereksiz bilgileri filtreleyerek zihinsel yükü hafifletmek adına mantıklı görünse de bilimsel literatür bu durumun aşırıya kaçtığında mutsuz okuma süreçlerine yol açtığını gösteriyor.

Altını çizme eyleminin öğrenmeye olumlu katkı sağladığı nadir durumlarda asıl etken vurgulama davranışının kendisi değil, o bilginin neden önemli olduğuna dair yürütülen zihinsel düşünce süreci oluyor.

Araştırmalar, bu yöntemi en yoğun kullanan kişilerin aslında altını çizmeyi en az etkili şekilde gerçekleştirdiğini ve bundan en az fayda sağlayanlar olduğunu ortaya koyuyor.

Fosforlu bir kalemin uzun süreli hafıza ile doğrudan bağlantılı bir optik tarayıcı gibi çalıştığını düşünmek cazip gelse de bu durum metinle kurulması gereken zihinsel bağın yerini asla tutmuyor.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN