Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bu yıl 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü temasını "Lived experiences heard: real voices, real change" (Yaşanmış deneyimler duyulsun: gerçek sesler, gerçek değişim) olarak belirledi. Bireylerin ruh sağlığı alanındaki doğrudan tecrübelerine ve karar alma mekanizmalarına odaklanan bu özel gün kapsamında, uzmanlar toplumsal önyargıların yıkılması gerektiğine dikkat çekiyor.
Liv Hospital Ulus Psikiyatri Uzmanı Dr. Kenan Temiz, ruh sağlığı değerlendirmelerinde yalnızca tıbbi tanı ve belirtilere odaklanmanın yetersiz kaldığını, bireyin kendi yaşadığı içsel deneyimin tedavinin merkezinde yer alması gerektiğini ifade etti.

"KİŞİYİ SADECE BİR TANI ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRMEMEK GEREKİR"
Tedavi sürecinin kişiye özel kurgulanmasının önemini anlatan Uzm. Dr. Kenan Temiz, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Ruh sağlığı alanında kişinin ne yaşadığını, kendisini nasıl hissettiğini ve karşılaştığı güçlüklerin günlük hayatını nasıl etkilediğini anlamak tedavinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Kişinin deneyimini anlatmasına güvenli bir alan açmak, onu yalnızca bir hastalık etiketi veya tanı üzerinden değerlendirmemek gerekir. Aynı tanıya sahip iki bireyin yaşadığı süreç, ihtiyaçları ve tedaviden beklentileri birbirinden tamamen farklı olabilir. Dinlemek, anlamak ve danışanla birlikte bir yol haritası çizmek en temel unsurdur."
BU BELİRTİLER UZUN SÜRÜYORSA DİKKAT!
Her insanın hayatının belirli dönemlerinde stres, kaygı, keder ve motivasyon kaybı yaşamasının doğal olduğunu belirten Dr. Temiz, bu durumun süresine ve şiddetine bakılması gerektiğini söyledi:
Sürekli ve kontrol edilemeyen kaygı hali,
Uzun süre geçmeyen mutsuzluk ve çökkünlük,
Eskiden keyif alınan aktivitelere karşı ilginin kaybolması,
Sosyal çevreden ve ilişkilerden belirgin şekilde uzaklaşma,
Uyku ve iştah dengesinde yaşanan keskin değişimler,
Odaklanma güçlüğü ve günlük sorumlulukları aksatma.
Uzm. Dr. Temiz, bu semptomların kronikleşmesi ve yaşam kalitesini düşürmesi durumunda mutlaka profesyonel bir hekim desteğine başvurulması gerektiğinin altını çizdi.
"DESTEK ARAMAK BİR GÜÇSÜZLÜK DEĞİL, İYİLEŞME ADIMIDIR"
Toplumdaki ön yargıların tedaviye ulaşmayı geciktirdiğini hatırlatan Psikiyatri Uzmanı Dr. Kenan Temiz, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bir insanın ruhsal olarak zorlandığını kabul etmesi ve bunu ifade etmesi asla bir güçsüzlük değildir. Tam aksine, içinde bulunduğu durumu fark edip destek araması sağlığı için attığı en cesur ve önemli adımdır. Sorunların saklanması veya yalnız mücadele edilmeye çalışılması süreci çıkmaza sokar. Gerçek değişim; insanların yargılanmadan dinlendiği, seslerinin duyulduğu ve ihtiyaç duyduklarında çekinmeden yardım alabildikleri ortamlarla mümkün olacaktır."
