Yaklaşık 9 milyon yetişkinin verilerinin incelendiği kapsamlı bir araştırma, aşırı işlenmiş gıdaların yoğun tüketildiği beslenme düzenlerinin çeşitli sağlık sorunlarıyla bağlantılı olabileceğini ortaya koydu. 50'den fazla çalışmanın sonuçlarını bir araya getiren analizde; cips, kurabiye, kek, pizza, sosisli sandviç, şekerleme ve işlenmiş et içeren hazır yiyecekler gibi ürünlerin ağırlıklı olduğu beslenme biçimleri mercek altına alındı.
Araştırmacılar, aşırı işlenmiş gıdaların fazla tüketildiği beslenme düzenlerinin kalp-damar hastalıkları, diyabet ve obezite riskinde yaklaşık yüzde 25'lik artışla ilişkili olduğunu belirledi.
Analizde ruh ve sindirim sistemi sağlığı açısından da dikkat çekici sonuçlara ulaşıldı. Aşırı işlenmiş gıda tüketiminin yüksek olduğu beslenme düzenlerinde depresyon ve anksiyete riski yüzde 27, sindirim sistemi hastalıkları riski ise yüzde 31 daha yüksek bulundu.
Sofrayı paylaşmanın bilinmeyen faydası: Ruh ve beyin sağlığını koruyabilir
GÜNLÜK 100 GRAMLIK ARTIŞ BİLE ARAŞTIRILDI
Çalışmada tüketim miktarıyla sağlık sonuçları arasındaki ilişki de incelendi. Araştırmacıların hesaplamalarına göre, günlük aşırı işlenmiş gıda tüketimindeki her 100 gramlık artış, kanser riskiyle yüzde 4, herhangi bir nedene bağlı ölüm riskiyle ise yüzde 3'lük artışla ilişkilendirildi.
Çalışmanın başyazarı Dr. Xiao Liu, ABC News'e yaptığı değerlendirmede modern beslenme düzenlerinin sağlık açısından yeniden ele alınması gerektiğini belirterek sebze tüketiminin artırılmasını ve aşırı işlenmiş ürünlerin azaltılmasını önerdi.
TEK BİR MADDEDEN FAZLASI SÖZ KONUSU OLABİLİR
Araştırmacılar, aşırı işlenmiş gıdaların olası zararlarının yalnızca yüksek şeker, tuz veya yağ içeriğiyle açıklanamayabileceğine dikkat çekti. Bu ürünlerde kullanılan farklı katkı maddelerinin aynı anda vücuda alınmasının, araştırmacıların ifadesiyle bir "kokteyl etkisi" oluşturabileceği ve bileşenlerin birlikte daha güçlü bir etki yaratabileceği değerlendiriliyor.
Önceki araştırmalar da aşırı işlenmiş gıdaların bağırsak sağlığını etkileyebildiğine, iltihaplanma süreçleriyle ve insülin direnciyle bağlantılı olabileceğine işaret etmişti. Gıdaların endüstriyel işlenmesi sırasında ortaya çıkabilen bazı bileşiklerin de kalp-damar hastalıklarıyla ilişkili olduğu belirtiliyor.
ARAŞTIRMANIN ÖNEMLİ BİR SINIRLILIĞI VAR
Independent Türkçe’de yer alan habere göre, çalışmadaki beslenme verileri, katılımcıların tuttukları günlükler ve doldurdukları anketler üzerinden elde edildi.
Bu nedenle tüketilen gıda miktarlarının bir bölümünün kişilerin kendi beyanlarına dayanması, sonuçların yorumlanmasında dikkate alınması gereken bir sınırlılık olarak öne çıkıyor. Araştırmacılar da elde edilen sonuçların, aşırı işlenmiş gıdalar ile sağlık sorunları arasında ilişki gösterdiğini; tek başına doğrudan neden-sonuç ilişkisini kanıtlamadığını vurguluyor.
"Kahvaltı günün en önemli öğünüdür" ezberi bozuldu: Uzmanından kritik uyarılar!
HER AŞIRI İŞLENMİŞ GIDA AYNI DEĞİL
"Aşırı işlenmiş gıda" ifadesi yalnızca klasik abur cuburları kapsamıyor. Bu gruptaki ürünler genellikle rafine tahıllar, ilave şeker ve sodyumun yanı sıra ürünün lezzetini, görünümünü veya dokusunu değiştirmek amacıyla kullanılan çeşitli endüstriyel bileşenler içeriyor.
Ancak bazı yoğurtlar ve humus gibi ürünler de kullanılan üretim yöntemine ve içeriğine bağlı olarak bu sınıflandırmaya girebiliyor. Dolayısıyla "aşırı işlenmiş" tanımı ile doğrudan "sağlıksız yiyecek" tanımını birbirinin yerine kullanmak doğru olmayabilir.
Stanford Medicine verilerine göre ABD'de tüketilen gıdaların yaklaşık yüzde 60'ı aşırı işlenmiş ürünlerden oluşuyor. Bu ürünlerin tercih edilmesinde fiyatlarının daha düşük olması da rol oynayabiliyor.
Tufts Üniversitesi'nde haziran ayında yapılan başka bir araştırmada da aşırı işlenmiş gıdaları daha fazla tüketen kişilerde, beslenmenin genel besin kalitesi hesaba katıldığında dahi daha olumsuz sağlık sonuçları görüldü.
Araştırmanın kıdemli yazarı ve kardiyolog Dariush Mozaffarian, sonuçların yalnızca besin değerlerinin değil, gıdanın hücresel yapısında meydana gelen değişiklikler, katkı maddeleri ve ambalajdan kaynaklanabilecek kimyasallar gibi unsurların da sağlık açısından araştırılması gerektiğine işaret ettiğini belirtti.
