Sofralarımızın bazen ihmal edilen, bazen de çocukluk hatıralarında mesafeli durulan sebzesi pırasa, aslında doğanın bize sunduğu en güçlü sağlık reçetelerinden biri. Soğan ve sarımsakla aynı aileden (Allium) gelen bu kış sebzesi, sadece bir yemek malzemesi değil; adeta hücrelerimizi tazeleyen bir mineral ve vitamin deposu.

KALP VE DAMAR SAĞLIĞININ SADIK DOSTU
Pırasa, içeriğindeki kaempferol adlı flavonoid sayesinde damar duvarlarını koruma altına alıyor. Bilimsel araştırmalar, bu maddenin kan damarlarındaki hasarı azalttığını ve damarları rahatlatarak tansiyonun dengelenmesine yardımcı olduğunu gösteriyor. Ayrıca, yüksek miktarda bulunan folat (B9 vitamini), kalp krizi riskini tetikleyen homosistein seviyelerini düşürerek kalbinizi koruyor.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNE DOĞAL KALKAN
Kış aylarında sıkça karşılaştığımız enfeksiyonlara karşı pırasa, tam bir bağışıklık savaşçısıdır. İçerdiği A ve C vitaminleri, vücudun savunma mekanizmasını güçlendirirken; sülfürlü bileşikler doğal bir antibiyotik etkisi gösterir. Özellikle solunum yolu enfeksiyonlarına karşı vücudun direncini artırmasıyla bilinir.
SİNDİRİM SİSTEMİNDE "PREBİYOTİK" ETKİSİ
Pırasa, sindirilemeyen ancak bağırsaktaki dost bakterileri besleyen inülin bakımından zengindir. Bu prebiyotik lifler:
Sindirimi kolaylaştırır.
Bağırsak florasını düzenler.
Kabızlık gibi kronik sorunların önüne geçer.

KEMİKLER VE GÖZ SAĞLIĞI İÇİN KRİTİK DESTEK
Bir porsiyon pırasa, günlük K vitamini ihtiyacınızın büyük bir kısmını karşılar. K vitamini, kemik metabolizması ve kan pıhtılaşması için hayati önem taşır. Bununla birlikte, pırasada bulunan lutein ve zeaksantin; yaşa bağlı göz hastalıklarını önlemede ve görme kalitesini korumada kilit rol oynar.
