Hastalığın etkileri yalnızca baş ağrısıyla sınırlı kalmıyor. Migren atakları kişinin çalışma hayatını, sosyal ilişkilerini ve genel yaşam kalitesini de olumsuz etkileyebiliyor.
MİGREN NASIL ORTAYA ÇIKIYOR?
İngiltere'deki Migren Vakfı'na göre migren dünya nüfusunun yaklaşık yedide birini etkiliyor. Hastalık, beynin çevresel ve içsel değişimlere karşı daha hassas olmasına yol açan genetik ve nörolojik özelliklerle ilişkili.
BBC Türkçe'de yer alan habere göre, Ulusal Migren Merkezi'nde görev yapan migren uzmanı Dr. Katy Munro, migrene yatkınlık sağlayan genleri taşıyan herkesin mutlaka atak geçirmediğini belirtiyor. Bazı kişiler yaşamları boyunca herhangi bir sorun yaşamazken, bazı kişilerde belirli koşullar beynin migrenle ilişkili yollarını harekete geçirebiliyor.
Bu süreçte çeşitli nörokimyasalların salgılanması, migren belirtilerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor.
BELİRTİLER KİŞİDEN KİŞİYE DEĞİŞEBİLİYOR
Migren denildiğinde en sık akla gelen belirti şiddetli baş ağrısı olsa da hastalık farklı kişilerde farklı şekillerde ortaya çıkabiliyor. Atak sırasında kusma, baş dönmesi ve zihinsel bulanıklık gibi belirtiler de görülebiliyor.
Dr. Munro, bir kişinin geçirdiği farklı migren ataklarının bile birbirinden farklı olabileceğine dikkat çekiyor. Belirtilerin zaman içinde değişebildiği gibi aynı aile içindeki kişilerde de farklı tablolar görülebiliyor.
KADINLARDA NEDEN DAHA FAZLA?
Migrenin kadınlarda erkeklerden yaklaşık üç kat daha sık görülmesinde hormonal değişimlerin önemli bir rol oynadığı düşünülüyor. Bunun yanında stres, uyku düzensizliği ve günlük yaşam rutinindeki değişiklikler de özellikle migrene yatkın kişilerde atakların tetiklenmesine katkıda bulunabiliyor.
Bu nedenle migren yönetiminde yalnızca ağrı başladığında müdahale etmek değil, kişinin kendi tetikleyicilerini fark etmesi de önem taşıyor.
