Türkiye'de obezite oranları alarm verici seviyelere ulaştı. Erişkin nüfusun üçte birinin, genç nüfusun ise yaklaşık yüzde 10-12'sinin ciddi obezite sorunuyla karşı karşıya olduğunu ifade eden Prof. Dr. Oktay Banlı, mevcut artış hızının önümüzdeki 10-15 yıl içinde toplumun yarısının obez olabileceğine işaret ettiğini söyledi. Obezitenin diyabet, tansiyon, uyku apnesi gibi fiziksel hastalıkların yanı sıra ağır psikososyal sorunları da beraberinde getirdiğini belirten Banlı, çözüm için denetim ve farkındalığın artırılması gerektiğini ifade etti.
"ŞEKERLİ İÇECEKLER MASUM GİBİ SUNULUYOR"
Çocukluk çağı obezitesinin tehlikeli boyutlara ulaştığını belirten Prof. Dr. Banlı, okul kantinlerindeki ürünlere dikkat çekti:
"Okul kantinlerinde satılan bazı ürünler obezite açısından risk oluşturuyor. Özellikle son dönemde yaygınlaşan ve yüksek şeker içeren içecekler çocuklar için ciddi bir tehdit. Şeker oranı yüksek olan bu ürünlerin masum bir içecek gibi sunulması yanlış. Okul kantinleri artık istedikleri her ürünü, istedikleri şekilde satışa sunamıyor ancak denetim ve farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor."

PSİKOSOSYAL BOYUT: AKRAN ZORBALIĞI VE İZOLASYON
Obezitenin ölçülemeyen psikolojik etkilerine değinen Banlı, gençlerin yaşadığı kırılma noktalarını şu sözlerle anlattı:
"Ortaokul ve lise çağındaki çocuklarda yaklaşık yüzde 10 oranında ciddi obezite problemleri görülüyor. Bu çocuklar diyabet ya da tansiyon gibi sorunları henüz çok yaşamıyor olabilirler ancak akran zorbalığı, baskı ve sosyal hayattan izolasyon gibi ciddi psikiyatrik sorunlarla karşı karşıya kalıyorlar. Bu tablo çocukların eğitim hayatını, üniversite sürecini ve özel yaşamını olumsuz etkileyen kırılma noktalarına yol açıyor."

TÜRKİYE'DE YILDA 100 BİN OBEZİTE AMELİYATI
Türkiye'nin obezite cerrahisinde dünya çapında bir deneyime sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Banlı, ameliyat süreçleri hakkında şu bilgileri verdi:
"Geçen yıl yaklaşık 100 bin civarında obezite ameliyatı yapıldığını tahmin ediyoruz. Bu ameliyatlar sadece Türk hastalara değil, yurt dışından gelen pek çok hastaya da uygulanıyor. Kitle indeksi 40’ın üzerinde olan hastalara doğrudan ameliyat öneriliyor. 35'in üzerinde olup yandaş hastalığı bulunanlara da cerrahi tedavi öneriliyor. Her başvuran hasta ameliyat olmuyor, Sağlık Bakanlığı'nın belirlediği protokollere göre hasta seçiliyor."

ZAYIFLAMA İĞNELERİ İÇİN KRİTİK UYARI
Son dönemde popülerleşen zayıflama iğnelerine de değinen Prof. Dr. Banlı, bu ilaçların aslında diyabet regülasyonu için onay aldığını hatırlatarak şunları söyledi:
"Kontrolsüz kullanım söz konusu. Mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalı. Bu iğnelerin uzun dönem sonuçları bilinmiyor. Kalıcı, ömür boyu kilo kaybı sağladığına dair bilimsel bir veri yok. İlaç bırakıldığında, yaşam tarzı değişmediyse verilen kiloların geri alınması oldukça olasıdır."


