Kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olan taze sıkılmış portakal suyu, içerdiği yüksek şeker miktarı ve kan şekerini hızla yükseltmesi nedeniyle uzun süredir beslenme uzmanlarının "kara listesinde" yer alıyordu. Bütün meyvenin aksine lifsiz tüketilen meyve sularının diyabet ve obezite riskini artırabileceği uyarısı sıkça yapılıyor. Ancak BBC'de yer alan habere göre, son dönemde yapılan bilimsel çalışmalar, portakal suyunun bu olumsuz imajını değiştirecek bulgular sunuyor.
KALP SAĞLIĞI VE TANSİYON ÜZERİNDE OLUMLU ETKİLER
Yapılan araştırmalar, portakal suyunun yüksek şeker içeriğine rağmen kalp sağlığı için kritik faydalar sağlayabileceğini ortaya koydu.
On farklı klinik çalışmanın sonuçlarını inceleyen bir meta-analiz, günde 500 ml portakal suyu içmenin kan şekeri seviyelerini düşürdüğünü, insülin fonksiyonunu iyileştirdiğini ve "kötü kolesterol" olarak bilinen LDL seviyelerini azalttığını gösterdi. Bir başka analizde ise birkaç hafta boyunca her gün bir bardak portakal suyu içmenin, özellikle aşırı kilolu yetişkinlerde kan basıncını düşürdüğü ve "iyi kolesterol" (HDL) seviyelerini artırdığı tespit edildi.

BEYİN FONKSİYONLARINI VE DİKKATİ ARTIRIYOR
Portakal suyunun faydaları sadece kalp sağlığıyla sınırlı kalmıyor; beyin fonksiyonları üzerinde de olumlu etkileri bulunuyor.
İngiltere'deki Reading Üniversitesi'nden Doç. Dr. Daniel Lamport liderliğinde yürütülen bir çalışmada, portakal suyu içen erkeklerin, şekerli su içenlere kıyasla bilişsel testlerde daha başarılı olduğu ve kendilerini daha "uyanık" hissettikleri gözlemlendi. Çalışma, portakal suyunun, şekerli içeceklerin aksine, gün boyu süren zihinsel yorgunluğu azaltabileceğini ve odaklanmayı artırabileceğini ortaya koydu.
Yaşlı yetişkinlerle yapılan 8 haftalık bir başka çalışmada ise düzenli portakal suyu tüketen grubun beyin fonksiyonlarının, plasebo grubuna göre belirgin şekilde daha iyi olduğu saptandı.
GİZLİ KAHRAMAN: FLAVONOİDLER VE HESPERİDİN
Uzmanlar, portakal suyunun bu koruyucu etkisinin ardında "flavonoidler" adı verilen bitki bileşenlerinin yattığını belirtiyor. Özellikle narenciyede bulunan "hesperidin" adlı maddenin, enflamasyonu (iltihaplanmayı) azalttığı ve kan damarlarının gevşemesine yardımcı olduğu düşünülüyor.
London Imperial College'dan beslenme bilimcisi Federico Amati, flavonoidlerin anti-enflamatuar (iltihap karşıtı) özelliklerine dikkat çekerek, "Vücudunuz enflamasyonu durdurmak istediğinde bu bileşenlerin hazır bulunması, yangını söndürmek için yangın musluklarının hazır olmasına benzer" ifadelerini kullandı.
Hesperidin, kan damarlarının iç yüzeyindeki nitrik oksit seviyelerini artırarak damarların gevşemesini sağlıyor. Bu durum hem tansiyonun dengelenmesine hem de beyne giden kan akışının iyileşmesine yardımcı oluyor. Beyne giden kan akışının artması ise Alzheimer ve demans riskine karşı koruyucu bir faktör olarak görülüyor.
BÜTÜN MEYVE Mİ, MEYVE SUYU MU?
Tüm bu faydalara rağmen uzmanlar, bütün meyve tüketmenin hala "altın standart" olduğu konusunda uyarıyor. Bütün portakal, içerdiği lif sayesinde şekerin kana karışma hızını yavaşlatıyor ve bağırsak sağlığını destekliyor.
Federico Amati, meyve suyu tercih edecekler için şu önerilerde bulunuyor:
Endüstriyel ve pastörize edilmiş ürünler yerine taze sıkılmış suları tercih edin. Isıl işlem, C vitamini gibi hassas besinleri yok edebilir.
Porsiyon kontrolü önemlidir. Haftada 3-4 kez tüketilen küçük bir bardak (%100 portakal suyu), dengeli bir beslenme planı içinde sağlıklı bir seçenek olabilir.
