Sağlık kurumlarında görev yapan personelin güvenliği, 2025 yılına ait çarpıcı istatistiklerle yeniden Türkiye’nin ana gündem maddelerinden biri haline geldi. Hastanelerden Aile Sağlığı Merkezlerine (ASM) kadar uzanan geniş bir yelpazede kaydedilen şiddet vakaları, sağlık hizmetinin sürdürülebilirliğini tehdit eden bir boyuta ulaştı.
DAKİKALARLA YARIŞAN ŞİDDET İSTATİSTİĞİ
Sahadan gelen veriler, sağlık çalışanlarının maruz kaldığı riskin kronikleştiğini kanıtlıyor. 2025 yılı istatistiklerine göre, Türkiye’de her 30 dakikada bir sağlık personeli tarafından acil durum bildirimi anlamına gelen "Beyaz Kod" sistemine başvuruldu. Bu tablo, sağlık emekçilerinin sadece tıbbi vakalarla değil, aynı zamanda fiziksel ve sözlü saldırı tehdidiyle de kesintisiz bir mücadele içinde olduğunu gösteriyor.
"MÜNFERİT DEĞİL, YAPISAL BİR KRİZ"
Cumhuriyet'in haberine göre konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Birlik ve Dayanışma Sendikası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Tapduk Mehlepçi, yaşananların derin bir sistem krizine işaret ettiğini belirtti. Şiddetin artık istisnai bir durum olmaktan çıktığını vurgulayan Dr. Mehlepçi, şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye’de sağlık çalışanlarına yönelik şiddet, acil servislerden ASM’lere kadar geniş bir alana yayılmış durumda. Yaşanan fiziksel ve sözlü saldırılar, yalnızca sağlık çalışanlarının can güvenliğini tehlikeye atmakla kalmıyor; aynı zamanda toplumun nitelikli sağlık hizmetine erişim kalitesini de doğrudan yaralıyor. Bu durum artık yapısal bir krize dönüşmüştür."
GÜVENLİK ÖNLEMLERİ VE CAYDIRICILIK TARTIŞMASI
Artan vakalar, sağlık kurumlarındaki güvenlik protokollerinin etkinliğini yeniden tartışmaya açtı. Sağlık meslek örgütleri, mevcut yasal düzenlemelerin ve "Sağlıkta Şiddet Yasası"nın uygulanma biçiminin saldırganlar üzerinde yeterli caydırıcılığı sağlamadığını savunuyor. Özellikle "Beyaz Kod" sonrası yargılama süreçlerinin hızı ve verilen cezaların niteliği, sağlık çalışanlarının en çok dile getirdiği mağduriyet noktaları arasında yer alıyor.
HİZMET KALİTESİ TEHDİT ALTINDA
Uzmanlar, şiddet ikliminin sağlık çalışanlarında tükenmişlik sendromuna, istifalara ve "beyin göçü"ne yol açtığı konusunda hemfikir. Güvenli çalışma ortamının tesisi sağlanmadığı sürece, Türkiye’nin köklü sağlık sisteminin işleyişinde ciddi aksamalar yaşanabileceği ve sağlıkta kalitenin gerileyeceği uyarısı yapılıyor.
