The George Institute for Global Health araştırmacılarının 193 ülkeyi kapsayan çalışmasında, farklı tuz değiştirme senaryolarının sağlık üzerindeki olası etkileri incelendi. Modellemeye göre, evlerde kullanılan tuzun yanı sıra işlenmiş gıdalarda ve restoran yemeklerinde bulunan tuzun da potasyumla zenginleştirilmiş alternatiflerle değiştirilmesi, yılda 2,96 milyon ölümün önüne geçebilir. Kalp-damar ve kronik böbrek hastalıklarına ilişkin yeni vaka sayısındaki azalışın ise 10,17 milyona ulaşabileceği hesaplandı.
NORMAL TUZDAN FARKI NE?
Potasyumla zenginleştirilmiş tuz, normal sofra tuzunun temel bileşeni olan sodyum klorürün bir bölümünün potasyum klorürle değiştirilmesiyle elde ediliyor. Görünüşü ve tadı geleneksel tuza benzeyen bu alternatif, sodyum alımını azaltırken potasyum alımını artırmayı hedefliyor.
Aşırı sodyum tüketimi ve yetersiz potasyum alımı, yüksek tansiyonun önemli beslenme kaynaklı riskleri arasında bulunuyor. Yüksek tansiyon ise kalp krizi, inme ve böbrek hastalıklarıyla ilişkilendiriliyor. Araştırmacılar, iki beslenme faktörünü aynı anda hedefleyen bu değişimin toplum sağlığı açısından önemli kazanımlar sağlayabileceğini belirtiyor.
DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ DE KULLANIMINI ÖNERİYOR
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2025 yılında yayımladığı kılavuzda, sofra tuzu kullanmayı tercih eden yetişkinlerin normal tuz yerine potasyum içeren düşük sodyumlu tuz alternatiflerini değerlendirebileceğini bildirdi. Örgüt ayrıca yetişkinlerin günlük sodyum tüketimini 2 gramın altında tutmasını öneriyor.
Ancak bu tuz türü herkes için uygun değil. DSÖ'nün önerisi çocukları ve hamileleri kapsamıyor. Böbrek fonksiyonları bozuk olan veya vücuttan potasyum atılımını etkileyen sağlık sorunları ve ilaç kullanımı bulunan kişilerin de potasyum içeren tuzları doktor önerisi olmadan tüketmemesi gerekiyor. Kandaki potasyum seviyesinin aşırı yükselmesi, kalp ritmini etkileyebilen ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Araştırmanın sonuçları, potasyumla zenginleştirilmiş tuzun yaygın kullanımının önemli sağlık yararları sağlayabileceğine işaret ediyor. Bununla birlikte çalışma, farklı uygulama senaryolarını temel alan bir modelleme; belirtilen ölüm ve hastalık sayıları gerçekleşmiş sonuçlar değil, tahmini önleme potansiyelini gösteriyor.
