Sürekli şikayet etmek beyni fiziksel olarak değiştiriyor: Stanford Üniversitesi'nden çarpıcı 'mutsuzluk' uyarısı

Sürekli şikayet etmek beyni fiziksel olarak değiştiriyor: Stanford Üniversitesi'nden çarpıcı 'mutsuzluk' uyarısı

Günlük hayatta "içini dökmek" ya da "dert yanmak" olarak gördüğümüz şikayet etme eyleminin, sanılanın aksine psikolojik bir rahatlamadan çok biyolojik bir hasara yol açtığı ortaya çıktı. Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi verilerine göre, kronik şikayet etmek beynin yapısını fiziksel olarak değiştirerek kişiyi kalıcı bir mutsuzluğa ve strese programlıyor.

Bilim insanları, sözlerin ve düşünce kalıplarının beyin üzerindeki etkisine dair çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu. Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından (2023) yayımlanan verilere göre; sürekli şikayet etmek ve yaşanan zorlukları tekrar tekrar dillendirmek, sadece bir "hayal kırıklığı dışavurumu" değil, beynin mimarisini değiştiren fiziksel bir eylem.

BEYİN "MUTSUZ OLMAYI" ÖĞRENİYOR

Araştırmalar, kronik şikayet döngüsüne girildiğinde, beynin tehditleri algılayan ve stresi işleyen nöral ağlarının sürekli aktive edildiğini gösteriyor. "Nöroplastisite" adı verilen biyolojik süreç nedeniyle, bu negatif devreler her kullanıldığında daha güçlü ve daha verimli hale geliyor.

Uzmanlar bu durumu şöyle özetliyor: Beyin, pratik yaptıkça mutsuz olacak şeyler bulma konusunda "uzmanlaşıyor." Geçici bir ruh hali olması gereken durum, zamanla beynin kalıcı biyolojik yatkınlığına dönüşüyor ve kişi korku tabanlı düşünmeye programlanıyor.

FABRİKA AYARINIZ "STRES" OLUYOR

Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri de "varsayılan ayarların" değişmesi. Negatif yollar beynin varsayılan ayarı haline geldiğinde, bireylerin temel stres seviyelerinde ölçülebilir bir artış yaşanıyor.

Bu durum, duygusal oynaklığı artırırken toleransı düşürüyor. Beyin dünyayı sürekli bir "tehdit merceğinden" görmeye koşullandığı için, günlük hayattaki en ufak bir aksilik veya rahatsızlık bile, kişi üzerinde çok yoğun bir stres tepkisine neden olabiliyor.

FARKINDALIK İYİLEŞMENİN İLK ADIMI

Stanford Tıp Fakültesi, bu mekanizmanın çok güçlü olduğunu kabul etmekle birlikte, sürecin tersine çevrilebileceğini de vurguluyor. Duygusal nörobilimi anlamanın iyileşme için ilk adım olduğunu belirten uzmanlar, bu yolların farkındalıkla daha dirençli ve pozitif duygusal kalıplara yönlendirilebileceğini belirtiyor.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN