Google interneti yutuyor mu?

0 günlerde hava şuydu; Google yapay zeka konusunda geç kaldı. OpenAI oyunu bozdu. ChatGPT yeni arama motoru olacak. Google’ın internet üzerindeki hakimiyeti ilk kez gerçekten sallanıyor. Bugün aynı sektör başka bir şey konuşuyor, ya Google sadece toparlanmadıysa, ya bu yarışı kazanabilecek en güçlü şirket hala Google’sa?

Geçen hafta yapılan Google I/O bu yüzden yalnızca bir teknoloji etkinliği değildi. Google I/O, şirketin her yıl düzenlediği büyük geliştirici konferansı. Adındaki I/O genellikle bilgisayar dünyasının “input/output”, yani giriş-çıkış teriminden geliyor. Google I/O’nun şirketin yıl boyunca hangi yöne koşacağını, hangi ürünlere ağırlık vereceğini ve gündelik hayatımızın birkaç yıl sonra hangi görünmez sistemler tarafından yönetileceğini gösteriyor.

Oyun değiştiren gelişmeler…

Bu yılki mesaj açıktı; Google artık arama motoru olmakla yetinmek istemiyor. Şirket, Google Search’ü klasik “mavi linkler” döneminden çıkarıp yapay zeka destekli bir cevap ve eylem sistemine dönüştürüyor. Google’ın açıklamasına göre AI Overviews 2,5 milyardan fazla aylık kullanıcıya, AI Mode ise yaklaşık 1 milyar kullanıcıya ulaşmış durumda. Search kutusu da 25 yılı aşkın sürenin en büyük değişimini geçiriyor; artık yalnızca birkaç kelimelik aramalar için değil, uzun, karmaşık, görsel destekli ve eyleme dönük sorular için tasarlanıyor.

Bu sayıların anlamı şu; Google yapay zekayı ayrı bir oyuncak olarak piyasaya sürmüyor. Onu zaten her gün kullandığımız arama motorunun içine yerleştiriyor. İnsanların yeni bir uygulama indirmesine, yeni bir alışkanlık edinmesine, yeni bir marka benimsemesine gerek yok. Google’ın avantajı burada başlıyor, en iyi cevabı verdiğini kanıtlamadan önce, en kolay ulaşılan cevap haline geliyor.

Mesela Gemini yalnızca bir chatbot değil. Google onu Search’e, Gmail’e, Haritalar’a, Docs’a, Android’e, YouTube’a, alışveriş deneyimine, seyahat aramalarına ve giderek daha fazla gündelik araca yayıyor. Gmail’de yazıya yardım eden, Maps’te yön bulan, Docs’ta taslak çıkaran, Search’te cevap veren, alışverişte sepet hazırlayan, seyahatte otel ve uçuş arayan bir sistemden söz ediyoruz. Bu artık “bir yapay zeka uygulaması” değil; dijital hayatın sinir sistemi olmaya çalışan bir yapı.

Bu, OpenAI ve Anthropic gibi şirketlerle arasındaki temel fark. Onlar olağanüstü güçlü modeller geliştiriyor. Ama Google’ın elinde başka bir şey var, milyarlarca insanın zaten yaşadığı dijital şehir. Daha da ilginci, Gemini yakında yalnızca Android’in değil, Apple ekosisteminin de önemli bir parçası olacak. Apple ve Google, Ocak 2026’da çok yıllı bir işbirliği duyurdu; buna göre Apple’ın yeni nesil yapay zeka modelleri Google’ın Gemini modelleri ve bulut teknolojisine dayanacak, bu modeller daha kişisel Siri dahil gelecek Apple Intelligence özelliklerini destekleyecek.

Bu küçük bir ortaklık değil. Apple yıllarca kendi kapalı bahçesini kusursuz göstermeyi seven şirketti. Şimdi o bahçenin sesli asistanına Google’ın modeli güç verecek. Başka bir deyişle Gemini, Android telefonlarda zaten mevcutken, Apple ortaklığıyla dünyanın neredeyse bütün akıllı telefon ekosistemine temas etme şansı buluyor. Bu yüzden “Google arama motorunu yeniliyor” demek eksik kalıyor. Daha doğru cümle şu: Google, yapay zekayı internetin ve telefonların yeni ara yüzü yapmaya çalışıyor.

Yapay zekayı reklamcılığa bağlıyorlar

Bu dönüşümün bir başka tarafı da para. Çünkü Silikon Vadisi’nin romantik dili ne derse desin, yapay zeka yalnızca insanlığın bilgisini genişletmek için geliştirilmiyor. O bilgi bir yerden faturalandırılacak. Google burada rakiplerinden farklı bir yerde duruyor. OpenAI ve Anthropic gibi şirketler pahalı veri merkezleriyle büyük maliyet baskısı yaşarken, Google yapay zekayı temel para makinesi olan reklamcılığa bağlıyor. Şirketin son çeyrekte reklam gelirini yüzde 16 artırarak 77 milyar dolara çıkardığı aktarılıyor; bu, yapay zekanın Google için yalnızca teknik bir gösteri değil, ticari bir hızlandırıcı olduğunu gösteriyor.

Bu, “AI yarışı”nın en az konuşulan ama en önemli kısmı. Harika model yapmak yetmiyor, nasıl para kazanacaksın? Google’ın cevabı basit; reklam, alışveriş, kullanıcı niyeti, ürün önerisi…

Google I/O’da duyurulan alışveriş hamleleri de bu yüzden önemli. Google, yapay zeka ajanlarının kullanıcı adına daha karmaşık görevler yapabileceği bir arama ve alışveriş dünyası tasarlıyor. Bu dünyada kullanıcı yalnızca “bana uygun ayakkabıları bul” demeyecek; sistem fiyat, stok, kampanya, mağaza, teslimat ve kişisel tercihleri birlikte tartacak.

Kullanıcı aradığını daha kolay bulacak, fiyat karşılaştıracak, kampanya görecek, stok kontrol edecek ama aynı zamanda alışverişin kapısı da değişiyor. Marka ile tüketici arasına Google’ın yapay zekası giriyor. Yapay zeka size “bunu almanız daha mantıklı” diyecek.

Evet, Google’ın geri dönüş hikayesi etkileyici. İki yıl önce AI cevaplarıyla alay edilen şirket, bugün aynı teknolojiyi milyarlarca kullanıcının gündelik akışına yerleştiriyor. Üstelik bunu bir startup gibi para yakarak değil, kendi reklam imparatorluğunu daha akıllı hale getirerek yapıyor.

Peki tüm bu gelişmeler ışığında bir haber sitesinin, bağımsız yayıncının, blog yazarının, uzman hekimin, araştırmacının, küçük işletmenin ya da içerik üreticisinin görünürlüğü ne olacak? İnsanlar cevabı doğrudan Google’ın yapay zeka ekranında alırsa, o cevabı mümkün kılan sitelere kim gidecek? İnternetin geri kalanı Google’ın ham maddesi haline gelip, trafiği Google’ın arayüzünde mi kalacak?

Bu soru yeni değil. Google yıllardır öne çıkarılmış cevap kutuları ve AI Overviews gibi özelliklerle kullanıcıyı arama sayfasında tutuyordu. Ama AI Mode bu eğilimi daha ileri taşıyor. Artık sadece bir paragraf özet değil, konuşmalı, kişisel, bağlamlı ve eyleme dönük bir yanıt dünyasından söz ediyoruz. Bu iyi bir hizmet mi? Evet. Bu tehlikeli bir yoğunlaşma mı? O da evet.

Mesele büyük, eğer bilgiye erişim tek bir yapay zeka kapısına sıkışırsa, internetin çeşitliliği ne olur? Hata yapan, taraflı davranan, kaynakları yanlış tartan veya ticari çıkarla yönlenen bir sistem, milyarlarca insanın “gerçeklik hissini” biçimlendirebilir. Eskiden kötü bir siteye denk gelirdiniz; şimdi kötü bir özet size iyi paketlenmiş şekilde gelebilir.

Özetle Google arama motorunu öldürmüyor; arama motorunu daha güçlü, daha kapalı ve daha belirleyici bir şeye dönüştürüyor. Belki yakın gelecekte internette arama yapmak, kütüphaneye girmek gibi olmayacak. Daha çok çok bilgili, çok hızlı, ama hangi kitapları okuduğunu tam söylemeyen bir kütüphaneciye soru sormak gibi olacak. O kütüphaneci size iyi cevaplar verebilir. Ama raflara kendiniz ulaşamadığınızda, onun seçimlerine daha bağımlı hale gelirsiniz.

İnternet artık okunacak bir yer olmaktan çıkıp, bir yapay zeka tarafından sizin adınıza yorumlanacak bir sisteme dönüşüyor. Bu dönüşümün iyi tarafı var; daha hızlı bilgi, daha az karmaşa, daha erişilebilir araçlar, daha güçlü üretim imkanları.

Kötü tarafı da var, daha az tıklama, daha az kaynak çeşitliliği, daha çok platform bağımlılığı, daha fazla görünmez editörlük.

O yüzden doğru soru “Google interneti yutuyor mu?” değil belki. Daha incelikli soru şu: Google interneti bizim için mi düzenliyor, yoksa interneti görme biçimimizi tekeline mi alıyor?

Cevap muhtemelen ikisi birden.

PASİFİK'TEN GELEN UYARI!

El Niño birkaç yılda bir gelir. Pasifik’in yüzey suları ısınır, atmosfer buna tepki verir, küresel hava düzeni değişir. Bir yerlere sel gelir, bir yerlere kuraklık. Sonra geçer.

Ama bu kez “geçer” cümlesi biraz daha ağır kuruluyor. Albany Üniversitesi’nden atmosfer bilimcisi Paul Roundy, 1870’lerden bu yana potansiyel olarak en büyük El Niño olayına doğru güvenin belirgin biçimde kaydığını söylüyor.

1870’ler. Bu ifade sıradan bir kıyaslama değil. 1877-78 El Niño’su kayıtlı tarihin en yıkıcı iklim olayı olarak tanımlanıyor. Hindistan’da muson yağmurları kesildi, Çin’de nehirler kurudu, Brezilya çöle döndü. Tahminlere göre 50 milyondan fazla insan hayatını kaybetti.

Şimdi burada durup bir şeyi netleştirmek gerekiyor. Çünkü iklim haberciliğinin en büyük tuzağı panik üretmek. Ben o tuzağa düşmek istemiyorum. ABD’nin resmi iklim izleme kurumu NOAA açıkça söylüyor: Yüksek yoğunluklu bir olayı doğrulayacak ya da dışlayacak yeterli güven henüz yok.

Bilim “geliyor” diyor. “Ne kadar güçlü” sorusuna henüz net cevap veremiyor. Bu bir çelişki değil, dürüstlük. Ama şunu da söylüyor: NOAA, Ekim 2026’dan Şubat 2027’ye uzanan dönem için süper El Niño’nun en olası senaryo olduğunu öngörüyor. Güçlü veya çok güçlü olma ihtimalini yüzde 65 olarak belirledi.

Peki bu rakamlar neden önemli? Çünkü bu olay boşlukta gerçekleşmiyor.

California Üniversitesi’nden iklim bilimcisi Dr. Daniel Swain şunu söylüyor: Küresel sıcaklıkların bu kadar yüksek olduğu bir dönemde güçlü bir El Niño’yu hiç yaşamadık. Sel, kuraklık ve yangınlar açısından bazı benzeri görülmemiş etkilerin yaşanması şaşırtıcı olmaz.

Yüz elli yıl önce yaşanan felaket, sanayi öncesi bir gezegende gerçekleşti. Bugünkü gezegen çok daha sıcak. Ve mevcut projeksiyonlar, 2026 El Niño’sunun yoğunluk açısından 1876-78 olayıyla boy ölçüşebileceğine işaret ediyor.

WMO İklim Tahmini Birimi Başkanı Wilfran Moufouma Okia şunu söylüyor: El Niño tipik olarak Güney Amerika’nın güneyinde ve Doğu Afrika’da yağış artışı getirirken Avustralya, Endonezya ve Güney Asya’da kuraklığa yol açıyor.

BM Dünya Gıda Programı, akut açlıkla yüzleşen insan sayısının 45 milyon artabileceğini öngörüyor. El Niño kakao, gıda yağları, pirinç ve şeker fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Marketin rafına da buradan uzanıyor.

Dahası bu El Niño, Orta Doğu kaynaklı çatışmalar nedeniyle zaten gergin olan küresel tedarik zincirleriyle eş zamanlı geliyor.

Bu sıcaklık tek başına değil. Pasifik’teki o ısı kütlesinin yüzeye çıkmasıyla, Orta Doğu’daki tedarik krizleriyle, gezegenin zaten yüksek olan ısısıyla aynı anda yaşanıyor.

İklim haberleri genellikle iki şekilde yazılıyor. Ya felaket senaryoları ya da “henüz kesin değil” diyerek konuyu kapatma

Doğru olan şu; Okyanus henüz karar vermedi. Ama verdiği sinyaller, bu kez daha dikkatli dinlenmesi gerektiğini söylüyor.

Sonbahar geldiğinde tablonun çok daha net olacağını biliyoruz. O zamana kadar elimizdeki en iyi araç şu, panik değil, hazırlık.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.