Mekke İttifakının pozisyon tartışması

Türkiye – Suudi Arabistan – Pakistan arasında “Mekke İttifakı” imzalandığında akla gelen ilk soru, “Bu İttifak’ın kime karşı oluşturulduğu” yönündeydi. Akla ilk gelen cevap da “İran’a karşı” olduğu yönündeydi. Türkiye böyle algılanmasını istemiyordu ama gündemde İran savaşı vardı ve Suudi Arabistan ile İran yer yer “sıcak temaslar”da bulunuyordu. Gerekçesi de İran’a saldıran ABD’nin bu işi zaman zaman Körfez ülkeleri ve Suud üzerinden yapıyor olmasıydı.

Mekke İttifakı ile gündeme gelen ikinci soru, üye ülkelerden birisine saldırı olduğunda “İttifak Anlaşması gereği” yardıma gidilip gidilmeyeceği yönünde idi.

Diyelim İran’la yürüyen sıcak savaş ortamında, yer yer devreye giren Husi saldırıları içinde Suudi Arabistan’a, ya da Hindistan ile yaşanan gerilim içinde Pakistan’a yönelik saldırı olduğunda Türkiye yardım edecek miydi?

Bu süreçte bir gün Mekke semalarında İHA’lar görüldü. İHA’ların Yemen’den, Husilerden geldiği iddia edildi. Suudiler’den yardım talebi gelmedi, gelseydi ya da ilerde böyle bir durum olduğunda Türkiye ne yapacak?

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bir tv programında bu yöndeki soruya “Askeri ihtiyaçlar özellikle belli teknik konularda olabilir. Bunu da karşılama yönünde bir sıkıntımız olmaz” gibi bir cevap verdi. Fidan’ın İttifak yorumuna göre ortaklara yardım “askeri ihtiyaçlar ve belli teknik konular” çerçevesinde kalıyor. Asker gönderme gibi ileri boyutlar henüz konuşulmuyor.

Tabii, bu bile birilerinin “Yanında yer alma”, başkalarıyla da “karşı karşıya gelme” durumunu oluşturuyor.

Bölgede sıcak bir çatışma var. Taraflar İran, onun müttefiki Yemen – Husiler, karşıda Amerika – İsrail var, bu ikili de İran’a saldırıların bir kısmını Körfez ülkeleri ve Suud üzerinden gerçekleştiriyor.

Türkiye başından beri “Tarafsız” bir yerde durmaya çalıştığı kanaatinde. Ama;

-İsrail’e karşı belirgin ve sert bir karşı pozisyonu var. Bunu hazırlayan pek çok gerekçe de var: Gazze vahşeti, içerde Batı Şeria’da yapılanlar, Kudüs, Mescid-i Aksa gerilimi, İsrail’in yayılmacı politikaları, Suriye’de karşıt pozisyonlar.

-Amerika ile ilişkileri iyi tutma çabasında. Trump’la “Dostum” söyleminin devam etmesinde yarar umuluyor. ABD ile pek çok sorunlu alan var, bunların Trump gitmeden hale yola konulması ümidiyle hareket ediliyor.

-Ama güncel durumda Amerika ile İsrail İran’a birlikte saldırıyor. Bu Türkiye’nin “tarafsızlık pozisyonu”nu zorluyor. Bunun en son örneği, Amerika’nın İran’a karşı başlattığı “ekonomik abluka”nın ilk planda Türkiye’ye de yansıması.

Amerika – Trump, İran’ı sıcak savaşta yenemedi, İran, Hürmüz Boğazını stratejik silâha dönüştürerek kelimenin tam anlamıyla Trump’ı çıldırttı, hatta bizzat kendi kamuoyunda “Bu işte İran kârlı çıktı” tarzında bir algı oluştuğu da biliniyor.

Bu arada Husilerin, İran’la paralel biçimde Babül Mendep Boğazını kontrol ediyor olması, Hürmüz’den sonra enerji yolları açısından ikinci bir “darboğaz” oluşturdu.

-Evet, ekonomik ambargonun ilk nükleer toz bulutları Türkiye – İran ilişkilerine yağmaya başladı.

Türkiye’de 40 yıldır faaliyet gösteren İran kaynaklı Bank Mellat kapatıldı.

Mahan Air’in Türkiye uçuşları iptal edildi.

Türk Hava Yolları’nın İran seferlerinin iptal edileceği açıklandı.

Türk Golden Global Yatırım Bankası ABD tarafından kara listeye alındı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, 23 Eylül’den itibaren İran Hava Yollarının dünya genelinde iş göremez hale getirilmesini amaçladıklarını açıkladı. Aksine hareket eden ülkeler de ABD tarafından kara listeye alınacak.

ABD Büyükelçisi Tom Barrack, ABD’nin İran konusundaki yaptırımlarının Türkiye’ye yönelik bir adım olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, Global Golden’e yönelik kara liste uygulamasının bir ülkeye veya Türk bankacılık sistemine değil tek bir kurumun davranışına yönelik olduğunu, “Bu dar kapsamlı tedbiri Türkiye hakkında bir yargı olarak okumak ciddi bir hata olurdu” dese de, İran kuşatmasının geçmişte olduğu gibi Türkiye’yi de dar alanlara sürükleyeceği açık. ABD ile Halk Bankası gerilimi tam sonuçlandı mı, bilinmiyor.

Bölge bizim bölgemiz. Ama bölge bütün dünya için hayati önem taşıyan enerji kaynaklarına sahip. O yüzden de bütün küresel güç odaklarının eli bölge üzerinde. En son oyunda Amerika ve İsrail, birlikte bir bölge ülkesinin (İran’ın) üzerine çullandı. İran’ın bölgedeki ülkelerle ilişkileri sorunlu. Buradan hareketle ABD, kimi bölge ülkelerini de İran’a karşı en azından üs olarak kullandı. Bu da İran ile bölge ülkelerini yer yer savaş ortamına sürükledi.

Mekke İttifakı” böyle bir zeminde doğdu. Trump’ın “Sizi ben koruyorum” diyerek bunun bedeli çerçevesinde gelip cizye alıp gittiği zamanların bir merhalesinde oluştu. Onun için “İran’a karşı” gibi bir görüntü var.

Hakan Fidan NTV yayınında, Mekke İttifakı ile ilgili olarak “Müttefiklik sorumluluğu”na dikkat çekti ve şöyle dedi: “Cumhurbaşkanımız gerçekten yani sözünün eri olan bir lider. Devlet olarak imza attığımız bir konu var. Bu konuda bir dayanışma içerisindeyiz.” Fidan “Kamuoyuna yansımayan görüşmelerimiz de var” dedi aynı yayında.

Bölgede bir akış var. ABD İran’ı etkisiz hale getirmeye çalışıyor. Sıcak savaşla, liderliklerini yok ederek ya da ekonomik imha operasyonu ile

Türkiye olarak durduğumuz yer hassas, riskli, yarın okunduğunda yoğun tartışma getirecek bir nitelik arz ediyor. Dileyelim “Mekke İttifakı” ismine gölge düşürecek bir pozisyon içine düşmesin…

YORUMLAR (7)
7 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.