Bush’lu zirve görmesek Trump’lısına diyecek yok

AK Parti iktidarında, 22 yıl önce de Türkiye bir NATO liderler zirvesine ev sahipliği yaptı. Bu, iktidarın ilk deneyimi olmayacak ama hazırlıklara bakılırsa öncekine de pek benzemiyor.

Haziran 2004'teki zirve İstanbul'daydı. Kanal 7 Ankara temsilcisi olarak izlemiştim.

Genelkurmay'ın içeride, dışarıda söz sahibi olduğu dönemdi.

Yine de Genelkurmay'ın kurumsal akreditasyon vermediği, basın toplantılarına çağırmadığı Kanal 7, Yeni Şafak, Akit ve diğer ötekileştirilmiş medya kuruluşları NATO'dan giriş izni alabilmişti.

Temmuz 2026'daki zirve ise Ankara'da olacak. Ancak izlemek isteyen Ankara temsilcileri bile akredite edilmeyebiliyor. Tantanası dünyada yankılandı.

NATO, geri çevirdiği akreditasyon başvurularının sorumluluğunu iktidara attı. Reddedilenler Cumhuriyet'ten Yeni Şafak'a, Halk TV'den TVNET'e, Sözcü'den Nefes'e geniş bir yelpazeye yayılıyor.

Lütfi Kırdar'daki eski zirvede de güvenlik tedbirlerinin İstanbul'u eve kapattığı, hayâlet şehre çevirdiği söyleniyordu. Öncesinde yine terör tehdidine karşı önleyici operasyonlar yapılmıştı. Polis, baskınlarla göz açtırmıyordu. Bölge havadan, denizden, karadan ablukaya alınmıştı. Protesto gösterilerine de nefes aldırılmıyordu.

Fakat şimdiki gibi 70'ini aşmış TEMA Vakfı yönetici ve gönüllülerinin, bilinen akademisyenlerin, gazetecilerin zirve güvenliği için tedbiren gözaltına alındığını hatırlamıyorum. Somut alâka, şüphe nedeni yokken bir terör eylemine karışma ihtimalinden tutuklananları duymadım.

O zirveden bu zirveye neyin değiştiğini en iyisi bir fotoğrafla anlatayım. Belki farkı daha belirginleştirir.

GAZETECİLERİN BUSH’LA FOTOĞRAF KUYRUĞUNDAN BUGÜNE

1000220747.jpg

Irak işgalinden dolayı Bush hedefteydi, öfke ve tepki çok sıcaktı. Yıllar sonra bir gazeteci, basın toplantısında ayakkabısını fırlatacaktı. Fakat o zirvede Bush'a yaklaşmak sorun değildi. Aksine, gazetecilerin Bush'la samimi fotoğrafı sorun ediliyordu. Bizimki çok yadırganmış ve ayıplanmıştı.

Hem ABD'nin Irak işgaline karşı yazıp konuşuyor hem de sizinle aynı tavırdaki Fransa Cumhurbaşkanı Chirac orada dururken yanındaki Bush'a rağbet ediyorsunuz diye.

Tartışılan fotoğraf, gala yemeğinden çıkmıştı.

Başbakan Erdoğan, Topkapı Sarayı bahçesinde misafir liderlere bir gala yemeği vermişti. Medyanın her kesiminden tanınmış gazetecilerle birlikte ben de davetliydim.

Ana masada ABD Başkanı Bush, İngiltere Başbakanı Blair, İtalya Başbakanı Berlusconi, Almanya Şansölyesi Schröder, Fransa Cumhurbaşkanı Chirac filan oturuyordu. Ev sahibi Başbakan Erdoğan'a Dışişleri Bakanı Gül'ün de eşlik ettiği bir masaydı.

Biz gazetecilerse ana masaya fazla uzak sayılmayacak bir mesafedeydik.

Yemeğin sonunda ana masaya yönelip Bush'la tokalaşma kuyruğuna girmiştik. El sıkışan, kendini kısaca tanıtıp hâl hatır sorarak geçiyordu.

Kuyrukta kimler yoktu ki... Hafızam yanıltmıyorsa başı Nazlı Ilıcak çekiyordu. Akşam gazetesinden Nurcan Akad, ATV'den Ali Kırca, Yeni Şafak'tan Mustafa Karaalioğlu, Akit'ten Hasan Karakaya ve başka birçok şöhret sıradaydı.

Sıramı savmıştım, arkamda Fehmi Koru vardı. O da "Fehmi Koru" deyip Bush'un tepkisini beklemişti. Bakalım tanıyacak mıydı, 'her sabah yazıları çevrilip önüme konan Yeni Şafak yazarı Fehmi Koru mu siz misiniz' diyecek miydi?

Ancak Bush, Fehmi Abi'nin karşısında kalakalınca arkama dönüp "adını duymadınız mı daha önce, Amerikan karşıtı ünlü bir köşe yazarıdır" diye muzipçe takılmıştım.

Biz ayak üstü gülüşüp lâflarken Fehmi Abi de Amerikan karşıtı olmadığını ama açtığı Irak Savaşı'na karşı olduğunu Bush'a anlatmaya koyulmuştu. Fotoğraflandığımızdan habersizdik.

Ertesi gün gazetecilerin Bush'la el sıkışma kuyruğu ve bizim şu gördüğünüz kaynatma fotoğrafımız yayınlandığında tefe konduk tabii.

Açıklama soran bir gazeteye; "göründüğü kadar aptal mı, zeki mi, yakından onu anlamak istedik" cevabıyla şamataya vursam da kurtarmamıştı.

Bir mizah dergisi, zekâsını anlamak amacıyla Bush'un mâbadını koklayan karikatürümüzü bile çizip kapağına koymuş, bizi ayın lâlesi seçmişti, nasıl unuturum.

Irak’ı işgal eden Bush’un kirli elini sıkmak için, önünde tek sıra kuyruğa girmişiz meğer...

Şimdiyse Gazze'deki barbarlığına, İran'daki haydutluğuna rağmen Trump'la fotoğraftan saygınlık çıkarılıyor, övgüsünden gurur duyuluyor, heyecan ve coşkuyla Ankara'yı teşrifi bekleniyor, görmekten hoşlanmayacağı gazeteciler de gözünün önünden uzak tutuluyor. Nerede kaldı yanına yaklaştırıp el sıkışmalarına fırsat vermek. Oradan buraya işte.

YORUMLAR (5)
5 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.