Bahsi nasıl kazandım?

İngiliz bir dostumla bahise girmiştim, haklı çıktım.

Önce girdiğimiz bahsin dayandığı gelişmeleri anlatayım izninizle.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, 2024 seçim kampanyasını tek kelimelik bir slogan üzerine kurmuştu: “Değişim.”

“Değişimin”yüzü olarak da “ahlak vurgusunu” öne çıkarıyordu.

Seçimleri, geleneksel oy oranının altında bir oranla da olsa kazandı.

Ancak zamanla hatalar yapmaya başladı… Kış yakıt yardımını kaldırması, zengin bağışçılardan aldığı yardımları ve bazı hediyeleri cebe indirdiği iddiaları derken atadığı ABD Büyükelçisi Lord Mandelson’ın, hüküm giymiş cinsel suçlu Epstein ile bağlantıları olduğunun anlaşılması onu iyice tartışılan bir başbakan haline getirdi. Desteği azalmaya başladı.

Parti içinde muhalif sesler de artıyordu. Mayıs 2026 ayında yapılan yerel seçimlerde Partisinin önemli sayıda sandalye kaybetmesi, bardağı taşıran son damla oldu.

Artan baskılar sonunda istifa etti.

Starmer’ı istifaya zorlayan asıl darbe, kendi partisi olan İşçi Partisi içinden yükselen muhalif seslerin lideri olan ve “Kuzeyin Kralı” lakaplı Andy Burnham’dan geldi.

Geçmişte bakanlık da yapmış olan Manchester’ın sevilen Belediye Başkanı Andy Burnham, aslında ocak ayında bölgesinde boşalan milletvekilliği nedeniyle yapılacak ara seçime katılmak istemişti. Ancak Starmer, Burnham’ın adaylığını parti yönetimi tarafından alınan kararla engelledi.

Mayıs ayındaki seçimlerden İşçi Partisi’nin kayıpla çıkması üzerine partinin Makerfield Milletvekili Simons, yeni bir ara seçim ile Burnham’ın parlamentoya gitmesini sağlamak amacıyla istifa etti.

Kuzeyin Kralı için bu riskli bir karar olacaktı. Çünkü hem Belediye Başkanlığını bırakıyordu hem de seçime gireceği bölgede Mayıs ayında sağ görüşlü Reform Partisi önde çıkmıştı.

İngiliz dostum, Kuzeyin Kralı için endişeli idi, Reform Partisi’nin güçlü olduğu bölgedeki bu nokta seçimden önde çıkacağını, Manchester’ın çok başarılı bir belediye başkanından olacağını söylüyordu.

Ben ise İngilizlerin demokrasi kültürüne güvendiğimi, halkın siyaseti ve seçimleri daha iyi bir hayat için bir vasıta olarak gördüğünü, bunun için Burnham’ın kazanacağını söylüyordum.

İddianın konusu buydu. Gerçekten de sonuç tam da benim iddia ettiğim gibi oldu.

Burnham, 18 Haziran’da yapılan ara seçime İşçi Partisi’nin milletvekili adayı olarak girdi ve %55.5 oy oranı ile sağ görüşlü Reform Partisi’ni geride bıraktı.

Reform Partisi genel başkan yardımcısı Richard Tice, “seçmenlerimizin Starmer’ı görevden uzaklaştırmak için, ‘Reformcu görüşlü olsam bile Burnham’a oy vereceğim’ dedikleri yönünde bildirimler aldık” dedi.

Reform Partililerin, başarısız olan İşçi Partili Starmer’ı görevden uzaklaştırmak adına Burnham’a oy vermeleri, siyaset adına çok ilginç bir gelişme.

Genel seçimlerde kendileri için tehlike bir rakip olacak Kuzeyin Kralını, koltuğa yapışarak rejimi yıpratan başbakana karşı desteklemeleri, İngiltere’deki aşırı sağcıların bile partizanlık çukurunda boğulmadığını gösteriyor.

Burnham’ın bu başarısı karşısında Starmer, istifasını duyurmakla da yetinmeyip salı günü Burnham ile bir görüşme yaptı ve “geçiş sürecini kolaylaştıracağına” dair söz verdi.

Bu da konjonktürel negatif dalgalardan etkilense de İngiliz demokrasisinin hala çok sağlam köklere dayandığını kanıtlıyor.

Köklü demokrasilerde hem seçmen hem sistem, söz konusu “rejimin sağlığı” olduğunda demokratik bir tavırdan taviz vermiyor.

Biz de ise partizanlığın körü körüne fanatik bir saplantıya, şuursuz bir psikolojik inatlaşmaya dönüştüğünü, zaman zaman seçmenin bizzat kendi çıkarına aykırı davrandığını görüyoruz.

Demokratik bir rejimde bireysel çıkarının farkında olan bir seçmen, kendisini hem fakirleştiren hem de oksijensiz bırakan bir siyasal iktidara oy vermez. Vermeye devam ediyor ise durumun garipliğine daha derin bakmak gerekir.

Bu toplumdaki psikolojik takıntılar, bugün siyasetin en önemli gerçeği haline geldi.

İngiliz Burnham’ın girdiği seçimin benzeri bizde yapılsaydı ben iddiayı kazanabilirim miydim? Sanmıyorum.

Peki İngiliz seçmendeki bilinç neden bizde yok?

Siyasetten mi vazgeçtik yoksa seçmen kendi geleceğini bile bile yok edecek bir “siyasal intihar” sürecine mi girdi?

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.