Doğrusunu Bilal Erdoğan söylüyor

Rahmetli Cem Karaca söylerdi, bir türkü var. “Kerkük’ün zindanına attılar beni, mazlumlar sürüsüne kattılar beni” diye.

Zindana atılsa da tabiatı sürüye katılmaya müsait olmadığı için mazlum, mağdur gibi boynu bükük durmayan CHP’li belediye başkanları da oluyor. Transfer furyasına katılan ezgin, kıygın, kurban görünümlü CHP’liler de...

Bu iki duruşu bir tutmuyorum elbette ama ‘kırk katır mı, kırk satır mı’ arasında, kaderlerden kader beğenmeye mecbur edilenleri yargılamak değil amacım.

Asıl çıkmaza siyaseti buraya sıkıştıran giriyor, galip görünen de mağlup yani bu yolda. İşte fotoğrafın arka yüzündeki o kara yazıyı göstermek istiyorum.

Fotoğrafın ön yüzü şu...

CHP’li Afyon belediye başkanı Burcu Köksal da AK Parti’ye katılacakmış.

Süreç aynı, şablon tanıdık, tipik döngü işliyor yine.

Transfer adayı önce iktidara yardımcı medyada yolsuzluk suçlamalarına hedef oluyor, beraberinde AK Parti’ye geçeceği söylentileri duyulmaya başlıyor, kendisi bunları şiddetle yalanlıyor, sonra ikisinden biri gerçekleşiyor, ya suçlamalardan tutuklanıyor ya da partisini değiştiriyor.

Gözümüzün önünde kaç örnek yaşandı.

Köksal, 6 ay önce iktidara yakın gazetelerde “aile boyu skandal, 700 milyon liralık rüşvet çarkı” haberlerine konu ediliyordu. Aile boyu hedef gösterilmekten ve suçlamalardan bunaldığında AK Parti’lilere feryat figan isyan ettiği bir videosu hâlâ dolaşıyor.

Önünde iki seçenek bulunuyordu...

Ya hakkında benzer şayialar çıkarılan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Çerçioğlu gibi siyaseten aklanmayı seçecekti. Adalet ve Kalkınma’nın adaletine mazhar olacak, ihaleye fesat karıştırma ve görevi kötüye kullanma davası bile olsa beraatle sonuçlanacaktı.

Ya da Mustafa Bozbey gibi üstündeki transfer baskısına direnecek, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanmadan önceki dönemine ait eski bazı iddialarla tutuklanacaktı.

Burcu Köksal’ın da direnci kırılmışa benziyor.

GALİP NİYE MAĞLUP BU YOLDA?

Seçmen, seçtiği siyasilere zimmetli olsa iktidarlar için bundan kolay ne var...

Muhalefet oylarıyla seçilen belediye başkanlarını iktidar partisine transfer edince seçmenlerini de transfer etmiş olurdunuz. Elinizdeki devlet gücü ve imkanlarını kullanmanız, kestirmeden seçim kazanmanıza yeterdi.

Gelin görün ki kazın ayağı öyle değil. Belediye başkanları emanetçi, oyların sahibi seçmen.

Sandıkta kaybettiğiniz belediyeleri sandıksız geri alabilirsiniz ama giden seçmeni bu yolla geri getiremezsiniz.

Fotoğrafın arka yüzü de bunu anlatıyor.

AK Parti, 2017’de İstanbul, Ankara ve Balıkesir gibi büyükşehirlerdeki kendi belediye başkanlarını kanırta kanırta istifaya zorladı. Dosyalarının olduğu söylendi. Yanlış yapanları kenara kor yola öyle devam ederiz, dendi. FETÖ ve yolsuzluk imalarıyla zan altında bırakıldılar. Yargılatılmadıkları için suçlamalardan aklanma fırsatları da olmadı. Sandıkla gelip sandıksız gönderildiler. Yerlerine belediye meclisinden başka AK Parti’liler kondu.

Şimdi iktidardaki arkadaşlarının arkalarından hayırla andığına bakmayın. Kadir Topbaş’la Edip Uğur, hayırsız muamelesini kendilerine yediremedi, kahırlarından öldüler.

Sonuç ne mi?

Kendi belediye başkanlarına bunları yapan, eğer seçersem CHP’lilere neler yapmaz, diye düşünmedi. Seçmen, sandıktaki iradesine sandık dışı bir müdahale olarak algıladı ki ters tepti.

Kendini soktuğu çıkmaz, AK Parti’ye de yaramadı.

2 yıl sonra 2019 seçimlerinde AK Parti, Ankara’yla İstanbul’u CHP’ye kaybetti. 2024’te Bursa’yla Balıkesir de bunlara eklendi. CHP, yerel seçimlerden birinci parti çıktı.

EMANETÇİLERİNİ DEĞİL SEÇMENİ TRANSFER ETMEYE BAKIN

Devlet gücü ve imkanını sandıksız belediye kazanma zaferleri için kullanmak, iktidarlara hayretse AK Parti’ye de ederdi. 2017’den beri oyları gerilemezdi. Oysa desteği çoğalmıyor, azalıyor ve kan kaybını ne yapsa durduramıyor.

Hukuk ve demokrasiyi baypas ederek altını oymak, içini boşaltarak sandığı anlamsızlaştırmak, siyaset için bindiği dalı kesmekten farksız.

AK Parti için, emanetçilerini zorlamayı bırakıp eskisi gibi oyların sahiplerini transfer etmek mümkün.
İhtiyaç duydukları formülü başka yerde aramasınlar. Doğrusunu Bilal Erdoğan hatırlattı. Güncel bir videosunda şöyle sesleniyor, ben olsam kulak verirdim:

“AK Parti kadroları olarak yeniden insanları kazanmalıyız.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 1989 yılında genelevden oy istedi, arkadaşlar. Bunun daha ötesi var mı?

Kimin arkasında siyaset yaptığımızı hatırlamalıyız.”

YORUMLAR (11)
11 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.