Hukuksuzluğun cezasını hakimle savcı böyle ödesin

Haksız tutuklama kararlarının tazminatını Hazine ödüyor, o da biz vatandaşların vergisinden çıkıyordu. 10 yıldır her fırsatta yazıyordum, hukuksuz kararı bile bile kim verdiyse o ödesin diye.

Başka türlü düzelmez, hakim ve savcılar görevlerini kötüye kullanacaklarsa iki kez düşünmezlerdi. Cezasının onlara döneceğini, yanlarına kalmayacağını göstermeden dikkatleri nasıl çekilecekti?

Sabah gazetesinin haberiymiş, ben dün T24 alıntısında okudum. Meğer HSK, son 8 ayda emsal oluşturacak iki karar almış. Şu başlıkla duyuruyorlardı:

"Balyoz kararı: Ödenen tazminat nedeniyle oluşan kamu zararı, FETÖ mensubu eski hakim ve savcılardan alınacak."

HSK 2. Dairesi, FETÖ irtibatlı 23 eski hakim ve savcı hakkında rücu süreci işletilmesine hükmetmiş.

Yani verdikleri haksız tutuklamalardan dolayı devlete ödetilen tazminat cezaları onlardan tahsil edilecek. Milyonlarca lira demek, arkası da gelecek.

2. Daire'yi kutlarım...

Geç bile kalındı. Kumpas davasını hakimle savcı kuracak, hukuku kirli ve karanlık ajandalara onlar âlet edecek, masum insanları haksız yere onlar hapse gönderecek, mağdurlar açtıkları davaları kazanırsa da maddi tazminatını biz ödeyeceğiz, onların cebinden çıkmayacak. Olacak şey değildi.

Haberde tazminatın hakimle savcıya döndürülmesi için, ilgili kanundaki "görevi kötüye kullanmaktan kesinleşmiş mahkumiyet" şartının da aranmayacağından söz ediliyordu.

Hatırlarsanız, en son 3 hafta önce yine gündeme getirmiştim.

AYM Başkanı Özkaya, son kuruluş yıl dönümlerinde hakim ve savcıları Allah'ın huzuruna kul hakkıyla gitmemeleri için uyarmıştı. "Haram helâl ver Allah'ım/ bu kulun yer Allah'ım" anlayışıyla hul hakkına girmekten korkmaya çağırıyordu.

Demiştim ki...

Oysa hakkımız; devlet gücünü kullananların Allah korkusuna, âhirete imanına yani mahşere kalmasın diye bulunmuş bir çare var. Adına hukukun üstünlüğü, deniyor. Ama iktidara da yargıya da üstünlüğü.

Yoksa Allah'a ve hesap gününe gerçekten inanmayanlardan bizi ne koruyacak?

Kuru vaazla adâlet sağlanamıyor, keşke sağlanabilse...

Hakimler, faturasının kendilerine döneceğini bilmedikçe haksız tutuklama kararlarından cayar mı?

Savcılar, tutuklu yargılama mağdurlarına karşı bir cezai sorumluluk taşımıyorsa onları keyfi uygulamalardan ne alıkoyacak?

Devleti yönetenler 'haksız kararın tazminatı benden, sen elini rahat tut' diyorsa yargıya yanlış mesajdır, duayla ve vaazla düzelmez.

Süreç şöyle işliyordu...

Dava Adalet Bakanlığına açılıyor, cezaya Hazine çarptırılıyor. Parası sizin, benim cebimizden çıkıyor.

Ceza hakim ve savcıya döndürülmedikçe âdil bir ödeşmeden söz edilebilir miydi?

Tazminatını Hazine ödeyecekse yanlış kararları verenleri bir daha düşünmeye ne zorlayacaktı?

Görevi kötüye kullanma dahil, haksız tutuklamalardan bizi ne dua koruyabilirdi ne de vaaz.

İşte böyle, tazminat cezası onlardan alınsın. Hatta bu karar, serlevha gibi asılsın adliyelere. Belki bir daha haksız tutuklamayı aklından geçirecekler ona bakıp iyi düşünür, elleri kolay gitmez.

------

ÖCALAN'A STATÜNÜN AÇMAZI CHP

MHP lideri Bahçeli, Türkgün gazetesine oldukça kapsamlı bir Terörsüz Türkiye değerlendirmesi yapmış. Ne eksiği ne fazlası var; eskilerin deyimiyle 'efrâdını câmi, ağyârını mâni'.

Gelinen aşamada niye yeni bir yol haritasına âcil ihtiyaç duyulduğunu anlatıyor ve model önerisini gerekçeleriyle açıklıyor.

Bahçeli, Öcalan'a "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" statüsü vermeyi teklif etmişti. Onun da altını şöyle dolduruyor:

Örgütün fesih kararıyla "Kurucu Önder"liği sona erdi. Ama PKK ve uzantılarının tasfiye sürecinde, üzerlerindeki liderlik otoritesine ihtiyaç devam ediyor. Öcalan, etkin rolünü ve Terörsüz Türkiye'ye hizmetini bu "koordinatörlük" sıfatıyla sürdürebilir...

Bakın, burası çok önemli.

Öcalan'la dağdakilerin fiili ve hukuki statü belirsizliğine çözüm aranıyor.

Amaç, "terör ile demokrasi ve silah ile siyaset" arasında doğru seçimi yapmaya onları teşvik etmek. Böylece kimseyi ve hiçbir görüşü dışarıda bırakmadan demokratik siyasetin alanını genişletmek. Hukukun üstünlüğü çatısı altında "hep birlikte Türkiye" olmayı başarmak. Tarif bu şekilde.

Fakat ana muhalefet CHP'nin statüsü bir hukuki belirsizliğe sürüklenirken muhalefetin desteği nasıl alınacak ve halka nasıl anlatılacak?

Milletin iktidara muhalif bir yarısı dışlanmış hissederken, kalan öteki yarısını bile buna ikna etmekte, inandırmakta zorlanılmayacak mı?

YORUMLAR (3)
3 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.